İstanbul’un tarihi çınarlarında geri dönüşü olmayan hastalık
Dolmabahçe ve Çırağan caddelerindeki tarihi çınarlarda yürütülen budama çalışmaları kamuoyunda tartışma yaratırken İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), müdahalelerin “çınar kanseri” nedeniyle tamamen kuruyan veya devrilme riski taşıyan ağaçlarla sınırlı olduğunu açıkladı.
Belediye, canlılığını sürdüren ağaçlara müdahale edilmediğini; çalışmaların hastalığın yayılmasını önlemek ve yoğun yaya ile araç trafiğinin bulunduğu bölgelerde güvenliği sağlamak amacıyla yapıldığını bildirdi.
İBB’ye göre hastalığa ilişkin ilk bulgular 2009 yılında tespit edildi. Akademisyenlerin görüşleri doğrultusunda yürütülen bilimsel mücadele programı ise 2012’de başlatıldı. Son çalışmalarda, kuruyan ağaçların tepe yükleri azaltıldı ve devrilme riski taşıyan dallar kontrollü biçimde budandı.
İBB Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Müdürlüğü Bitki Sağlığı Şefi Hale Günkut, son iki yılda canlılığını koruyan hiçbir ağaca müdahale edilmediğini söyledi. Kuruyan ağaçların yerine hastalığa dayanıklı türlerin dikilmesi planlanıyor.
Belediye ağaçları “hak sahibi yaşayan varlıklar” olarak tanıdı
İstanbul’un yaşayan hafızası
bianet English’te İrfan Kovankaya imzasıyla yayımlanan habere göre; Çırağan Caddesi’ndeki bazı çınarlar yaklaşık 200 yıllık. İstanbul’un kıyı dokusundaki, ulaşım ağındaki ve yapılaşmasındaki büyük dönüşüme tanıklık eden ağaçlar, kentin yalnızca yeşil varlıkları değil, tarihsel hafızasının da parçaları olarak görülüyor.
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay da tarihî çınarların İstanbul’un sarayları ve anıtsal yapıları kadar önemli olduğunu belirtiyor. Bu nedenle ağaçların kaybı, yalnızca peyzajın değişmesi değil, kültürel mirasın zayıflaması anlamına geliyor.
Hastalığın kesin tedavisi yok
Çınar kanserine, Ceratocystis platani adlı istilacı bir mantar neden oluyor. Hastalık gövde ve dallardaki yaralardan, ağaç köklerinin temasından, budama ekipmanlarından, böceklerden ve kuşlardan bulaşabiliyor.
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Bitki Hastalıkları Uzmanı Abdullah Eser’e göre hastalığın bugün için kesin veya kimyasal bir tedavisi bulunmuyor. Uygulanan yöntemler, enfekte ağaçların yaşam süresini yalnızca bir süre uzatabiliyor.
Eser, hastalığın çevredeki ağaçlara bulaşmasını engellemenin en etkili yolunun enfekte ağaçların bilimsel kriterlerle alandan uzaklaştırılması olduğunu belirtiyor.
ÇEKÜL Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik de enfekte olan ağaçların kurtarılmasının mümkün olmadığını söylüyor. Akkemik’e göre budama ekipmanlarının her ağacın ardından dezenfekte edilmesi ve hastalıklı odun parçalarının kontrolsüz biçimde taşınmaması, yayılmanın önlenmesi açısından kritik önem taşıyor.
Hastalığın başlıca belirtileri arasında yaprakların erken kuruması, dalların uçtan gövdeye doğru ölmesi, kabukta çatlaklar ve renk değişimi bulunuyor. Mantar, ağacın iletim dokularını tıkayarak zaman içinde tamamen kurumasına yol açıyor.
Maden işçileri ve ekoloji savunucuları için bir saygı yazısı
İnsan müdahalesi yayılmayı hızlandırabiliyor
Uzmanlara göre yanlış budama veya yetersiz bakım, hastalığı tek başına ortaya çıkarmıyor. Ancak ağaçlarda oluşan yaralar, dezenfekte edilmeyen ekipmanlar ve enfekte budama atıklarının başka bölgelere taşınması mantarın sağlıklı ağaçlara ulaşmasını kolaylaştırıyor.
Prof. Dr. Tolunay, sorunun son budama çalışmalarından ibaret olmadığını; karantina uygulamalarındaki eksikliklerin, bitki sağlığına ilişkin yetersiz farkındalığın ve uzun yıllara yayılan hatalı kent ağacı yönetiminin hastalığın yayılmasında etkili olduğunu ifade ediyor.
Yeni dikilecek ağaçlar da risk taşıyor
Kuruyan ağaçların yerine yeni çınarların dikilmesi planlansa da toprakta kalan enfekte kökler ve mantar sporları yeni fidanlar için risk oluşturabiliyor.
Uzmanlar, hastalığa daha dayanıklı çınar çeşitlerinin kullanılabileceğini ancak bu türlerin de tamamen bağışık olmadığını belirtiyor. Bir diğer seçenek ise çınarların yerine İstanbul’un iklimi ve kent dokusuyla uyumlu ıhlamur, erguvan veya manolya gibi farklı türlerin dikilmesi.
Yeni ağaçların gelişerek kaybedilen gölgeyi ve ekolojik işlevi karşılayabilmesinin ise yıllar alabileceği vurgulanıyor.
BİA ÇOCUK KİTAPLIĞI
Yaz tatili önerisi: Redhouse Kidz’den çocuklara doğa ve keşif temalı iki kitap
Tartışma siyasallaştı
Budama ve kesim görüntülerinin sosyal medyada yayılmasıyla konu siyasi tartışmaların da parçası hâline geldi. bianet English’in haberine göre bazı siyasi isimler ağaçların kaybından İBB yönetimini sorumlu tuttu.
Uzmanlar ise sorunun yalnızca tek bir belediye yönetimine veya siyasi döneme indirgenemeyeceğini belirtiyor. Kent ağaçlarının yıllara yayılan biçimde yanlış yönetilmesi, bitki ithalatındaki karantina eksiklikleri ve belediyelerin hastalıklarla mücadele kapasitesinin yetersizliği temel sorunlar arasında gösteriliyor.
Kentsel miras ve bitki sağlığı birlikte ele alınmalı
ÇEKÜL Vakfı’na göre İstanbul’daki çınarlar yoğun yapılaşma, altyapı çalışmaları, kök bölgelerindeki toprak sıkışması ve iklim koşullarının etkisi altında bulunuyor. Bu baskılar ağaçların direncini azaltarak hastalığın etkisini ağırlaştırabiliyor.
Uzmanlar, yalnızca kuruyan ağaçların kesilmesinin ve yerlerine yeni fidan dikilmesinin yeterli olmadığını vurguluyor. Kent genelinde düzenli ağaç envanteri hazırlanması, hastalıkların erken teşhis edilmesi, budama ekiplerinin eğitilmesi, ekipman dezenfeksiyonunun zorunlu hâle getirilmesi ve tür çeşitliliğinin artırılması öneriliyor.
(NÖ)