İBB DAVASI 40. CELSE
İmamoğlu’ndan 2019 vurgusu: “Öncesi yok sayılıyor”
CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 40. celsesi İstanbul’da görülmeye devam ediyor.
Duruşma salonunda tutuklu yakınlarının, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eski siyasi danışmanı Necati Özkan’ın doğum gününü kutladığı görüldü. Salondan ayrıca İmamoğlu’na yönelik “Başkanım seni çok seviyoruz” şeklinde sloganlar yükseldi.
"Şirket kamusal faaliyet yürütüyor"
İBB’ye yönelik davada savunma yapan eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın, hakkındaki suçlamaları reddederek tutukluluk sürecine ve ihalelere ilişkin konuştu.
Taşkın, savunmasında 19 Mart 2025’te Erzincan’da gözaltına alındığını belirterek, “Hakkımda somut hiçbir delil ortaya konulmadı. Lehime olan deliller ise iddianameye girmedi” dedi. Tutukluluğunun “kaçma şüphesi” gerekçesiyle devam ettirildiğini söyleyen Taşkın, “Her ay yapılan tutukluluk incelemelerinde aynı gerekçelerin tekrarlandığını görüyorum ve artık buna gülüp geçiyorum” ifadelerini kullandı.
Kültür A.Ş.’nin yapısına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Taşkın, şirketin yalnızca ticari bir kuruluş olmadığını savundu. Kültür A.Ş.’nin yüzde 98’inin İBB’ye ait olduğunu belirten Taşkın, şirketin kültür, sanat ve organizasyon alanlarında kamusal faaliyet yürüttüğünü söyledi.
Taşkın, “Kültür A.Ş. sıradan bir ticari şirket değildir. Sayıştay denetimine tabidir, bazı işçi alımlarında kamu kurumu gibi hareket eder ve Kamu İhale Kanunu kapsamındaki kurallara uymak zorundadır” dedi.
Reklam alanlarıyla ilgili ihalelerde kamu zararına yol açıldığı iddialarını da reddeden Taşkın, ihalelerin açık, şeffaf ve rekabete uygun biçimde yapıldığını savundu. Kültür A.Ş.’nin İBB’den aldığı reklam alanı işletme ihalelerini daha yüksek bedellerle alt işletmecilere verdiğini belirten Taşkın, “Şirket zarar etmedi, aksine kâr elde etti” diye konuştu.
Savunmasında özellikle pandemi dönemindeki ekonomik koşullara dikkat çeken Taşkın, yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu ve alt ihale süreçlerinde şirket yönetmeliği doğrultusunda hareket edildiğini söyledi.
Her ay yapılan tutukluluk incelemelerinde “delillerin henüz toplanmadığı” yönünde değerlendirme yapıldığını belirten Taşkın, “Bu gerekçelere artık gülüp geçiyorum” dedi.
Kültür A.Ş.’nin faaliyetlerine ilişkin de konuşan Taşkın, şirketin kamusal görev yürüttüğünü savundu. Taşkın, Devlet Personel Başkanlığı’nın değerlendirmelerinde Kültür A.Ş.’nin faaliyet alanlarının kamu hizmeti kapsamında ele alındığını belirterek, şirketin Belediye Kanunu ve Büyükşehir Belediyesi mevzuatı çerçevesinde faaliyet gösteren, kamusal yönü ağır basan bir belediye şirketi olduğunu söyledi.
Taşkın, suçlamaları reddetti.
İmamoğlu söz aldı, "Allahalükür verilecek hesabımız olmadığını Serdal bey gibi dürüst insanlarla yol yürüdüğüm için bunun keydini yaşıyorum. İftiraname adına utanç duyuyorum. Canlı yayınlansaydı keşke" dedi.
"İddianame adına utanç duyuyorum"
Duruşmada konuşan İmamoğlu, Serdal Taşkın’ın sunumunun ardından söz alarak, “2019 öncesi ve sonrasıyla alakalı sanki bir milat varmış gibi davranılması, ortaya konulan belgeleri gördükçe bu iddianame adına utanç duyuyorum” dedi.
İmamoğlu, Taşkın’ın göreve geliş sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Taşkın’a doğrudan görev verilmediğini savunan İmamoğlu, işe alım sürecinin kurumsal prosedürler çerçevesinde yürütüldüğünü belirtti. Bunun üzerine söz alan Serdal Taşkın ise İnsan Kaynakları birimi ve dönemin danışmanlarıyla iki ayrı mülakat yaptığını, ardından göreve davet edildiğini anlattı.
İmamoğlu, belediye iştiraklerinde yöneticilerin belirlenmesinde kurumsal yöntemlerin uygulandığını ifade ederek, “Hemen hemen herkeste aynı iş ve işlemi yaptırdık” dedi.
Duruşmada, Kültür A.Ş.’nin reklam ve organizasyon ihalelerine ilişkin tartışmalar da gündeme geldi. İmamoğlu, Taşkın’a görev süresi boyunca kendisinden herhangi bir ticari talimat alıp almadığını sordu. Taşkın ise İmamoğlu ile yaptıkları görüşmelerin yalnızca kültür-sanat etkinliklerinin içeriğiyle ilgili olduğunu belirterek, “Hiçbir ticari konuyu kendisiyle görüşmedim” dedi.
İmamoğlu ayrıca, belediyeye ilişkin birçok dosyanın yalnızca 2019 sonrası dönem üzerinden incelendiğini savunarak, “2019 öncesine dair hiçbir belgenin dikkate alınmaması büyük bir rezalet” dedi. Soruşturmanın siyasi amaç taşıdığını öne süren İmamoğlu, hazırlanan iddianame için “iftiraname” nitelemesinde bulundu.
Duruşmada konuşan İmamoğlu, yargılamaların kamuoyu önünde daha şeffaf yürütülmesi gerektiğini de belirterek, davaların canlı yayınlanması çağrısını yineledi.
Avukat Ali Rıza Dizdar, uzun ve sert bir savunma yaptı. Davayı “siyasi” olarak nitelendiren Dizdar, yargılamanın yalnızca sanıkları değil, Türkiye’nin hukuk tarihini de ilgilendirdiğini söyledi.
Savunmasına, “Bu davayı neden siyasi görüyorum?” sorusuyla başlayan Dizdar, tutuklamalar ve yeni gözaltılar nedeniyle sürecin “bir döner dolaba dönüştüğünü” ifade etti. Yargılamanın son duruşma olmasını istediğini belirten Dizdar, “Bir yerden insanlar tahliye oluyor, diğer taraftan yenileri geliyor” dedi.
“Sadece mahkemeyi değil, Savcıyı da ikna etmek zorundayım”
Mahkeme heyetine hitaben yaptığı konuşmada Cumhuriyet savcılarının yalnızca ceza talep eden makamlar olmadığını vurgulayan Dizdar, savcıların aynı zamanda hakikatin ortaya çıkarılmasıyla yükümlü olduğunu söyledi.
“Cumhuriyet savcısı sadece ceza vermek için oturmaz. Gerektiğinde mahkemeden beraat de ister” diyen Dizdar, savunmasının yalnızca mahkemeye değil, savcılığa yönelik de olduğunu belirtti.
Dizdar, dosyada “çıkar amaçlı suç örgütü” suçlamasının temel alınmasına da tepki gösterdi. Belediye şirketlerinde kamu zararının nasıl oluştuğunun somut biçimde ortaya konulamadığını savunan avukat, MASAK raporlarında geçen bazı ifadeleri eleştirerek, “Kârdan zarar olur mu?” diye sordu.
“Ortada suç örgütü yok”
Savunmasının önemli bölümünü örgüt suçlamalarına ayıran Dizdar, dosyada ileri sürülen yapının suç örgütü olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.
“Ortada suç işlemek için kurulmuş bir yapı yok” diyen Dizdar, söz konusu yapının toplum yararına faaliyet gösteren bir anlayışı temsil ettiğini ileri sürdü.
“Bu yapı çocukları, kadınları, doğayı ve tarihi koruyan bir anlayıştır” ifadelerini kullanan Dizdar, davanın siyasi saiklerle yürütüldüğünü iddia etti.
Geçmiş darbeler ve DGM’lere gönderme
Savunması boyunca Türkiye’nin siyasi tarihine geniş yer veren Dizdar, 12 Mart, 12 Eylül ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri dönemlerinden örnekler anlattı.
Kendisinin 68 kuşağından geldiğini belirten avukat, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının savunmalarında yer aldığını söyledi. DGM’lerde ve sıkıyönetim mahkemelerinde görev yaptığını anlatan Dizdar, bugünkü davaların da ileride tarihsel olarak değerlendirileceğini savundu.
“Bugün burada yaşananlar gelecekte okunacak” diyen Dizdar, mahkeme heyetine hitaben “Siz de tarihe geçeceksiniz” ifadelerini kullandı.
“Savunmamı bitirene kadar ara vermeyeceğim”
Mahkemede uzun süre konuşan Dizdar, savunmasını bölümlere ayırdığını ve teknik sunumlarla destekleyeceğini söyledi. Sağlık sorunları yaşasa bile savunmasına ara verilmemesini isteyen avukat, “Ben savunmamı bitireceğim, ne kadar sürerse sürsün” dedi.
Savunması sırasında belediyecilik sistemi, kamu hizmeti, belediye şirketleri ve kamu yönetimine ilişkin akademik kaynaklardan da yararlanacağını ifade eden Dizdar, çeşitli makaleler ve raporları mahkeme heyetine sunacağını açıkladı.
İddianameye eleştiri
Dosyada yer alan tanık ifadeleri ve delillerin güvenilir olmadığını ileri süren Dizdar, iddianamenin “mesnetsiz iddialar” içerdiğini savundu.
Ceza hukukunda ispat yükünün savcılıkta olduğunu hatırlatan avukat, sanıkların suçsuzluklarını kanıtlamak zorunda olmadığını belirtti.
“İddia eden ispat etmek zorundadır” diyen Dizdar, delillerin yetersiz olması halinde mahkemenin derhal beraat kararı vermesi gerektiğini söyledi.
Dizdar'ın ardından Murat Kapki'nin kardeşi Serdar Kapki konuştu, iddiaları kabul etmedi, "Hakkımda kanıt yok sadece beyanlar var, soyut beyanlar var, tutuklulukta geçirdiğim süre göz önünde bulundurularak tahliye ve beraat talep ediyorum" dedi.
Duruşmaya ayrın (21 Mayıs) devam edilecek.
Duruşma arasında Avrupa Yeşiller Eş Başkan Vula Tsetsi ve Komite Üyesi Joanna Kaminska, açıklama yaptı.
🗣️Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı duruşma sonrası Avrupa Yeşiller Eş Başkan Vula Tsetsi ve Komite Üyesi Joanna Kaminska, mahkeme arası sırasında Silivri Cezaevi otoparkında açıklama yaptı. pic.twitter.com/XgxIhqUqad
— bianet (@bianet_org) May 20, 2026
İddianame
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu “örgüt elebaşı” olarak gösteriliyor. İmamoğlu hakkında “örgüt kurma”, “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma”, “dolandırıcılık”, “çevreyi kasten kirletme” ve “kişisel verileri hukuka aykırı kullanma” dahil çok sayıda suçlama yöneltiliyor.
Savcılık, İmamoğlu için toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediyor.
İddianamede Fatih Keleş için 556 yıldan 1542 yıla kadar, Murat Ongun için ise 287 yıldan 779 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Dava kapsamında daha önce bazı tahliyeler gerçekleşmiş olsa da dosyada halen 77 tutuklu sanık bulunuyor.
(EMK)
Avrupa Yeşiller Eş Başkanı Tsetsi: Türkiye’de olanlar sıradanlaştırılamaz
“Diktatör Erdoğan” paylaşımına dava: Savcılık, avukat takibini delil gösterdi
İBB DAVASI
İmamoğlu: Hayatta rakibinden bu kadar korkan yoktur
KADINLARIN GÜNDEMİ
19 saniyede iki kadın öldürüldü: Mahkeme neden “tasarlayarak” demedi?
Göksel: Rüyalar da şarkılar gibi