*"Babasının kendisini istismar ettiğini söyleyen Hifa’ya mahkemede 25 kez 'baban sana dokundu mu?' diye soruldu."
*"Hifa’nın ifadesi pedagog eşliğinde ayrı bir yerde alınması gerekirken mahkemede çok sayıda erkeğin içinde alındı."
Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi A.Ş. hakkında, üç yaşındaki çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla açılan davanın duruşması bugün İstanbul Anadolu Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmada kadın örgütlerinin katılma talepleri reddedilirken, hâkim reddi talebi 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
Mahkeme ayrıca sanığın duruşmaya getirilip getirilmeyeceğinin ilerleyen günlerde değerlendirileceğini açıkladı. Fatma Nur Çelik’in ailesine davaya taraf olup olmak istemeyeceği sorulacak. Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa, 3 Mart'ta şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmişti.
EMEP Milletvekili @sevdakaraca Fatma Nur Çelik davası sonrasında konuştu, bakanlık özellikle duysun isterim. pic.twitter.com/wGjF7SYyN8
— Evrim Kepenek (@kepenekevrimm) May 5, 2026

"ERKEK ADALET DEĞİL GERÇEK ADALET"
Fatma Nur Çelik davasının bir sonraki duruşması 14 Ekim'de
"Katil sadece koca ve baba değil"

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği temsilcisi Müjde Tozbey, görülen duruşma sonrası yaptığı açıklamada hem yargı sürecine hem de ilgili kurumlara sert eleştiriler yöneltti.
Tozbey, kadın örgütleri olarak Fatmanur ve Hifa için bir araya geldiklerini belirterek, “Fatmanur ve Hifa öldüler, öldürüldüler. Ancak onların katili yalnızca tecavüzcü koca ve baba değil. Aynı zamanda onları korumayan devlet kurumları da sorumludur” dedi.
Tozbey, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nı da sorumluluk almamakla eleştirerek, sürecin aylarca kamuoyunun gözleri önünde yaşandığını vurguladı. Fatmanur’un defalarca korunma talebinde bulunduğunu hatırlatan Tozbey, “Adliyede oturma eylemi yaptı. ‘Beni ve kızımı koruyun, öldürüleceğiz’ dedi. Ancak bugün maalesef aramızda değiller” dedi.
"Hifa'ya erkeklerin yanında 'Baban sana dokundu mu?' diye soruldu"
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ise karar çıkmadı. Tozbey, mahkeme başkanının sağlık raporu alarak duruşmaya katılmaması nedeniyle yargılamanın sonuçlanamadığını söyledi.
Mahkeme sürecinde yaşananlara da dikkat çeken Tozbey, 6 yaşındaki Hifa’nın daha önce duruşma salonunda verdiği ifadenin travmatik koşullarda alındığını belirtti. Küçük çocuğun, kalabalık bir salonda defalarca aynı sorulara maruz bırakıldığını aktaran Tozbey, “Hifa’ya 25 kez ‘Baban sana dokundu mu?’ diye soruldu. Birçok erkeğin bulunduğu ortamda kendisini ifade etmeye çalıştı. Buna rağmen söyledikleri yeterli görülmedi” dedi.
Tozbey, Hifa’nın ifadesinde, babasının kendisine defalarca istismarda bulunduğunu, ancak annesini öldürmekle tehdit ettiği için bunu uzun süre söyleyemediğini anlattığını aktardı. “Kabuslarım bitmeyince anneme söyledim” diyen çocuğun, daha sonra doktora götürüldüğünü ve ifadesinin doğrulandığını belirtti.
“Taleplerimiz yine reddedildi”
Kadın örgütlerinin duruşmada bir dizi talepte bulunduğunu belirten Tozbey, bu taleplerin mahkeme tarafından reddedildiğini söyledi. Kamuoyunun dosya hakkında bilgi alma hakkı olduğunu dile getirdiklerini ifade eden Tozbey, ayrıca sanığın tutuklanmasını talep ettiklerini aktardı.
“Her duruşmaya gelen istismarcı baba bugün duruşmaya gelmedi. Artık davayı ciddiye almadığı açık. Tutuklanmasını istedik ancak bu talebimiz de reddedildi” diyen Tozbey, kadın örgütlerinin davaya müdahil olma talebinin de kabul edilmediğini belirtti.
Tozbey, “Fatmanur ve Hifa artık kendilerini savunamıyor. Aileleri de onları savunmuyor. Bu nedenle bizlerin davaya katılmasını istedik. Ancak mahkeme bunu da reddetti” dedi.
“Bizi değil, aileyi dinleyecekler”
Mahkemenin aldığı bir başka karara da tepki gösteren Tozbey, Fatmanur’un ailesinin duruşmaya çağrıldığını ifade etti. Tozbey, “Mahkeme, Fatmanur’un istismarcısıyla evlenmesine neden olan aileyi dinlemek istiyor. Onlara ‘damadınızdan şikayetçi misiniz?’ diye sorulacak. Yıllardır bu süreci takip eden bizlere değil, o aileye söz veriliyor” şeklinde konuştu.
Kadın örgütleri olarak sürecin takipçisi olacaklarını vurgulayan Tozbey, davanın ileri bir tarihe ertelendiğini belirterek, “Duruşma 14 Ekim’e ertelendi. Biz buradayız ve mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
“Adalet geciktiriliyor, sistem korumadı”

Cumhuriyet Halk Partisi'nin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka ise yaptığı açıklamada, Fatmanur Çelik’in ölümünden önce yaptığı uyarıları hatırlattı.
Nazlıaka, adliye binasını işaret ederek başladığı konuşmasında, “En büyük adalet saraylarından birisinin önünde, isminde adalet olan bir sistemde adalet nöbeti tutuluyordu. Fatma Nur, ‘5 Mayıs’taki duruşmaya kadar hayatta kalacağımı zannetmiyorum’ demişti. Bugün Fatma Nur Çelik ve 8 yaşındaki kızı Hifa Nur aramızda değil” dedi.
Yaklaşık iki buçuk saat süren duruşmada çok sayıda kadın örgütü, baro ve siyasi parti temsilcisinin yer aldığını belirten Nazlıaka, geniş bir dayanışma sergilendiğini söyledi. Cumhuriyet Halk Partisi olarak davaya müdahil olma talebinde bulunduklarını ifade eden Nazlıaka, hem Fatmanur’un hem de Hifa Nur’un haklarını savunmak için resmi başvuru yaptıklarını aktardı.
Ancak mahkeme heyetinin tüm katılım taleplerini reddettiğini belirten Nazlıaka, “Şu anda bu davanın ilk takipçisi olan kadın örgütleri bile dosyada taraf değil” dedi.
Dosyanın bundan sonraki aşamada aile mirasçılarının takibinde olacağını belirten Nazlıaka, buna rağmen mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurguladı:
“Fatma Nur’un haykırışı ve Hifa’nın yarım kalan adalet mücadelesi havada kalmasın diye sonuna kadar burada olacağız. 14 Ekim’de yeniden bu salonda olacağız ve bu süreci bırakmayacağız. Adalet yerini bulana kadar mücadele sürecek.”
Gülsüm Kav: “Adalet geciktiriliyor, gerçekler ortaya çıkarılmalı”

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'ndan Gülsüm Kav, kadın cinayetleri ve toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadele alanında çalışan bir hekim ve kadın hakları savunucusu olarak duruşma sonrası yaptığı açıklamada yargı sürecine yönelik eleştirilerde bulundu.
Kav, Fatmanur Çelik’in yaşamını yitirmiş olmasına rağmen yargı sürecinin hızlandırılmamasını eleştirerek şöyle dedi:
“Bu kadar önemli bir dosyada ölüm ve yaşam arasındaki gerçeklik bu kadar netken, adaletin bilinçli biçimde geciktirilmesi kabul edilemez. Yapılması gereken şey sanık hakkında derhal tutuklama kararı verilmesi, etkin bir soruşturmanın başlatılması ve dosyaların hızla birleştirilmesiydi. Ancak biz tam tersine bir tabloyla karşı karşıyayız.”
Kav ayrıca, kadın ve çocukların yaşamını yitirdiği dosyaların duruşmalarda teknik ve soğuk detaylara indirgenmesinden duydukları rahatsızlığı dile getirdi:
“Kadınların ve çocukların hayatlarının bile bu kadar ayrıntıya sıkıştırılarak tartışıldığı bir yargı sürecini izlemekten hicap duyuyoruz.”
Kamu kurumlarının sorumluluğuna da dikkat çeken Kav, özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların koruma yükümlülüklerini hatırlaması gerektiğini söyledi.
Duruşmada müdahil olma talepleri, tutuklama talepleri ve çeşitli başvurular reddedilirken, mahkeme dosyayı ileri bir tarihe erteledi. Bir sonraki duruşmanın 14 Ekim’de görüleceği açıklandı.
"Adalet talepleri bize emanet"

EMEP Milletvekili Sevda Karaca da hem yargı kararlarına hem de sürecin işleyişine sert eleştiriler yöneltti.
Karaca, mahkemenin verdiği kararların ve reddedilen taleplerin yalnızca hukuki bir süreç değil, aynı zamanda topluma verilen bir mesaj olduğunu söyledi. Karaca, sanığın tutuklanmamasını ve gizlilik kararının kaldırılmamasını eleştirerek, bunun yıllardır süren bir cezasızlık anlayışının devamı olduğunu söyledi.
Karaca, “Mahkeme taleplerin tamamını reddederek, gizlilik kararını kaldırmayarak ve yıllardır aramızda dolaşmasına izin verilen istismarcıyı tutuklamayarak bize bir mesaj daha verildi” dedi.
Davanın kamuoyundan uzaklaştırılmaya çalışıldığını söyleyen Karaca, “Unutturmak istiyorlar, kapatmak istiyorlar. Halkın gözünden bu adaletsizliği, tarikatların ve cemaatlerin çürümüşlüğünü kaçırmak istiyorlar” dedi.
Ne olmuştu?
Kendisine cinsel saldırıda bulunan Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi A.Ş ile zorla evlendirilen, çocuğu da aynı fail tarafından cinsel istismara maruz kalan anne Fatmanur Çelik haftalarca adalet nöbeti yapmıştı.
Hayattayken gerçekleştirdiği adalet nöbetinde şunları demişti:
“Bu aşamada benim intiharım asla söz konusu değildir. Başıma bir şey gelirse bunun intihar gibi gösterilmesine izin verilmemesini istiyorum. Bu kadar doktor raporu varken, bu kadar mücadele ederken neden evladımın elimden alınmasıyla tehdit ediliyorum? Yanımda olması gerekenler neden karşımda duruyor? Fakir ve kimsesiz olduğumuz için bizi kurban etmek daha mı kolay?”
Çelik, A.Ş'nin kızını 3 yaşındayken istismar ettiğini duyurmuştu.
Fatma Nur Çelik ile kızının cansız bedenleri, 2 Mart gecesi İstanbul Zeytinburnu Kazlıçeşme sahilinde bulunmuştu.
(EMK)






