İstanbul’da yaşayan kör aktivist Meral, bu yıl ilk kez 8 Mart alanına katıldı. Alana gitme kararını ise engelli kadınların maruz kaldığı çok yönlü ayrımcılığa ve feminist hareket içinde yaşadıkları görünmezliğe dikkat çekmek için aldığını söylüyor.
Meral, engelli kadınların yalnızca engellilik temelinde değil, kadın olmaktan kaynaklı ayrımcılık başta olmak üzere farklı eşitsizlik biçimlerini aynı anda yaşadığını vurguluyor. Buna rağmen, diğer birçok hak mücadelesinde olduğu gibi feminist hareket içinde de yeterince görünür olmadıklarını belirtiyor. Bu yüzden 8 Mart’a katılma kararını, en temel haliyle “Engelli kadınlar vardır” demek olarak tanımlıyor.
Ancak Meral için daha çağrı aşamasında bir dışlanma hissi başladı. Sosyal medyada dolaşıma giren 8 Mart çağrılarının neredeyse hiçbirinin körler için erişilebilir olmadığını anlatıyor.
8 Mart 2026
Paylaşımlarda “Sen yoksan bir eksiğiz”, “Mutlaka bekliyoruz”, “Birlikte gidiyoruz” gibi davetkâr ifadeler yer alsa da görsellerde ekran okuyucu kullanan körler için alt metin bulunmadığını söylüyor. Bu nedenle her paylaşımda içinden “Beni çağırmıyorlar yani” diye düşündüğünü ifade ediyor.
Yine de bu durumun kendisi için yeni olmadığını belirten Meral, “Biz zaten neredeyse hiçbir yere çağrılmıyoruz; okullara da iş yerlerine de sokaklara da çağrılmadık ama yine de gidiyoruz” diyerek engelli kadınların davet edilmedikleri alanlara gitmeye alışkın olduğunu hatırlatıyor.
8 Mart’a katılmak için birkaç engelli kadın arkadaşıyla birlikte hızla organize olduklarını söyleyen Meral, kalabalık ve olası müdahaleler nedeniyle güvenlik açısından nasıl bir desteğe ihtiyaç duyduklarını önceden hesaplamak zorunda kaldıklarını aktarıyor. Feminist hareketin bu konuda destek sunacağını düşündüğünü, bu nedenle eylemden birkaç gün önce bazı örgütlere sosyal medya üzerinden mesaj attığını anlatıyor. Ancak bu temaslardan ihtiyaç duyduğu somut yönlendirmeyi alamadığını belirtiyor. Sonunda birlikte gitmeye karar verdikleri engelli kadın arkadaşlarıyla, kişisel tanışıklıkları aracılığıyla kendilerine eşlik edecek kişiler bulduklarını söylüyor.
Meral, eylem günü alana ulaşmanın da başlı başına bir mücadeleye dönüştüğünü ifade ediyor. Alana girebilmek için kilometrelerce yürümek zorunda kaldıklarını, sonunda ise gönüllü ve bireysel destek sunan bir arkadaşlarının sendikasıyla birlikte alana giriş yapabildiklerini anlatıyor.
Tüm zorluklara rağmen alanın coşkusunun, kararlılığın ve sloganların çok güçlü olduğunu söyleyen Meral, buna karşın engelli kadınların gerçekten görülüp görülmediğinden emin olmadığını dile getiriyor. Taşıdıkları pankartların ne kadar dikkat çektiğini bilmediğini, anonslarda pek çok farklı kesişimsel kimlikten kadının anıldığını ancak engelli kadınların bu sayımın içinde yer almadığını belirtiyor. Yine de bütün hayal kırıklıklarına rağmen orada olmanın önemli ve değerli olduğunu vurguluyor.
Meral’e göre bu yıl asıl dikkat çekici olan gelişme, İstanbul, Ankara ve Eskişehir’de engelli kadınların örgütlü bir biçimde alana çıkmış olmasıydı. Bu deneyimin kendisini eylemlerin erişilebilirliği üzerine daha somut düşünmeye ittiğini söylüyor. Bundan sonraki süreçte ilgili örgütler ve komitelerle gerçek bir iletişim ve karşılaşma zemini kurulabileceğini umduğunu ifade ediyor.
Özellikle engelli kadınlar için, hatta herhangi bir örgütlü yapıya dahil olmadan katılmak isteyen kadınlar için de önceden hazırlanmış bir erişilebilirlik planı ve yönlendirme mekanizması olması gerektiğini dile getiren Meral, bu eksikliğin gelecek yıllarda giderilebileceğine inanıyor.
Mesajlarının büyük kitlelere ulaşıp ulaşmadığından emin olmadığını söyleyen Meral, yine de bu yıl en azından İstanbul’daki komitelere çok net bir bilginin ulaştığını düşünüyor:
“Engelli kadınlar var.”
Meral Sözen'in bianet yazılarını okumak için burayı tıklayabilirsiniz.
Emine: Biz buradayız ve bu mücadelenin öznesiyiz
Gül Çandır Saç: Sağlamcılık feminizmin de yüzleşmesi gereken bir ayrımcılık
(EMK)







