"Emekliyi hiç kimse insan yerine koymuyor"
Forum Enstitüsü’nün “Türkiye’de Emekli Yoksulluğu Araştırması”, emekliliğin birçok kişi için güvence ve dinlenme dönemi olmaktan çıktığını düşük aylık, kira, sağlık giderleri ve borçlulukla iç içe geçen bir hak kaybına dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre emekli olup çalışmaya devam eden ya da iş arayanların yüzde 89,4’ü bunu geçim zorunluluğu nedeniyle yapıyor. Katılımcıların yaklaşık yüzde 89’u çalışmadan temel ihtiyaçlarını karşılayamayacağını, yüzde 75,8’i ise emekli aylığı anlamlı biçimde artsa çalışmayı bırakacağını söylüyor.
Raporun oluşturduğu gelir ve kırılganlık temelli endekse göre katılımcıların yüzde 83,5’i ortanın altında bir ekonomik konumda. Çalışan emeklilerin yalnızca yüzde 38’i SGK’lı. Yüzde 62’si ise sigortasız çalışıyor. Bu veri, emeklilik sonrası çalışmanın çoğu zaman güvenceli bir tercih değil, kayıt dışı ve kırılgan bir zorunluluk olduğunu ortaya koyuyor.
Emeklilerin ikramiyesine bu bayram da zam yok
Kira, sağlık ve borç yoksulluğu derinleştiriyor
Araştırmaya katılanların yüzde 30,5’i kiracı. Kadın emeklilerde kiracılık oranı yüzde 41,9’a çıkıyor. Bekar ve boşanmış emeklilerde ise bu oran yüzde 55’in üzerine yükseliyor. Rapora göre kira, birçok emekli için aylığı daha baştan yetersiz hale getiren temel giderlerden biri.
Sağlık hizmetlerine erişimde zorlandığını söyleyenlerin oranı yüzde 56. Katılımcıların yüzde 21’i ayda 3 bin TL ve üzeri cepten sağlık harcaması yaptığını belirtiyor. Randevu bulamama, ulaşım maliyetleri, ilaç ve tedavi giderleri emekli yoksulluğunu büyütüyor.
Borçluluk da yaygın. Katılımcıların yüzde 66,3’ünün borcu var. Borcu olanların neredeyse tamamı kredi kartı borcu taşıyor. Acil bir durumda bir ay içinde 20 bin TL bulamayacağını söyleyenlerin oranı ise yüzde 47.
65+ YAŞLI HAKLARI DERNEĞİ’NDEN TBMM'YE
“En düşük emekli aylığı, onurlu yaşlanma hakkını güvence altına alacak bir düzeye yükseltilmeli”
Yoksulluk sosyal hayattan da koparıyor
Rapor, emekli yoksulluğunun yalnızca gelir eksikliği olmadığını, sosyal hayattan çekilme, değersizleştirilme ve gelecek kaygısıyla birlikte yaşandığını gösteriyor. Görüşmelerde bir emeklinin “Emekliyi hiç kimse insan yerine koymuyor” sözleri, emeklilerin yaşadığı sorunun aynı zamanda onurlu yaşam ve eşit yurttaşlık hakkı meselesi olduğunu ortaya koyuyor.
Katılımcıların yüzde 76’sı maddi nedenlerle sosyal etkinliklere katılamadığını, yüzde 74’ü ise gelecek konusunda kaygılı olduğunu söylüyor.
Kadın emekliler açısından tablo daha da kırılgan. Bakım emeği nedeniyle çalışma hayatında kesinti yaşadığını söyleyenlerin oranı kadınlarda yüzde 32’ye çıkıyor. Bu durum, emeklilikte daha düşük gelir ve daha yüksek yoksulluk riski anlamına geliyor.
Çalışmak için 'yaşlı', emeklilik için 'gençler': "40'tan sonra işsiz kalırsanız, aç kalırsınız"
Yardım değil, hak meselesi
Katılımcıların yüzde 78’i devletin emeklilere yeterli yaşam güvencesi sağlamadığını düşünüyor. Yüzde 68’i ise yerel yönetimlerin yaşlılara desteğini yetersiz buluyor.
Rapor, emekli yoksulluğuna karşı yalnızca aylık artışının yeterli olmadığını; barınma, sağlık, bakım, sosyal katılım ve dijital erişimi kapsayan bütüncül politikalar gerektiğini vurguluyor.
Araştırmanın temel mesajı açık: Emekli yoksulluğu, yardım politikalarıyla yönetilecek geçici bir sorun değil; sosyal güvenlik, barınma, sağlık ve onurlu yaşam hakkını ilgilendiren yapısal bir hak meselesi.
Raporun tamamına buradan erişebilirsiniz.
(NÖ)