ENGELLİ ODAKLI HABERCİLİK ATÖLYESİ
Elif Nur Aybaş: Engellilik tarihi normalliğin de tarihidir
Atölye BİA tarafından düzenlenen iki günlük Engelli Odaklı Habercilik Atölyesi'nde Elif Nur Aybaş, engelliliğin tarihsel gelişimi üzerine bir sunum yaptı. Aybaş, engelliliğin farklı dönemlerde ve toplumsal yapılarda farklı biçimlerde deneyimlendiğini, kurumların hem dışlayıcı yapılar hem de engellilerin örgütlenmesine zemin hazırlayan mekanizmalar olduğunu anlattı. Modern dönemde standartlaştırma ve verimlilik anlayışının "normal beden" tanımını şekillendirdiğini, 20. yüzyılda gelişen sosyal model yaklaşımının ise engelliliği tıbbi bir sorun olarak değil, erişilebilir olmayan çevresel ve toplumsal düzenlemeler olarak ele aldığını vurguladı. Aybaş, Türkiye'de engellilik tarihinin parçalı ilerlediğini ve engelli hareketinin tarihinin henüz yeterince yazılmadığını belirterek, bu alanda daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğunu söyledi.
Atölye BİA tarafından düzenlenen ve iki gün sürecek Engelli Odaklı Habercilik Atölyesi bugün başladı. Günün ikinci oturumu olan “Engelli Haklarına Giriş” başlığında konuşan Elif Nur Aybaş, engelliliğin tarih boyunca değişmeyen bir deneyim olmadığını söyledi.
Engelliliğin farklı dönemlerde, farklı toplumsal yapılarda ve farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde anlam kazandığını belirten Aybaş engellilik tarihini kurumlar, norm kavramı ve hak mücadeleleri üzerinden aktardı.
"Engellilik gerçekten her coğrafi koşulda, her toplumsal formasyonda, her tarihi dönemde farklı farklı tecrübe edilmiş" diyen Aybaş, sunumunda tarih öncesi dönemlerden günümüze uzanan süreçte engelliliğin nasıl tanımlandığını ve bu tanımların nasıl değiştiğini anlattı.
Elif Nur Aybaş hakkında
Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde, yüksek lisans eğitimini ise aynı üniversitenin Sosyoloji Bölümü'nde tamamladı. Yüksek lisans tezini “Yardımcı Teknolojilere Dair Eleştirel Bir Analiz: Uzantı mı Meta mı?” başlığıyla protezler üzerine hazırladı. Lisans yıllarından bu yana hem çeşitli dernekler bünyesinde hem de bireysel olarak engelli hakları aktivizmi içinde yer alıyor.
Kurumlar ve söz hakkı mücadelesi
Aybaş sunumunda engellilik tarihini anlamak için kurumlara bakmak gerektiğini söyledi. Yatılı okullar, rehabilitasyon merkezleri, akıl hastaneleri ve çalışma evleri gibi yapıların yalnızca bakım ve eğitim hizmeti sunmadığını belirtti.
Bu kurumların engelliler hakkında bilgi ürettiğini, yaşamlarına ilişkin kararlar aldığını ve çoğu zaman onlar adına konuştuğunu anlattı. Engellilerin deneyimlerinin uzun yıllar boyunca doktorlar, eğitimciler ve kurum yöneticileri aracılığıyla aktarıldığını söyledi.
Ancak Aybaş'a göre kurumlar yalnızca dışlayıcı yapılar olmadı. Aynı kurumlar, engellilerin bir araya gelmesine, ortak deneyimler geliştirmesine ve ilerleyen yıllarda hak mücadelesinin temelini oluşturacak örgütlenmeler kurmasına da zemin hazırladı:
Bir taraftan izole etmiş oluyorsunuz belli bir engel grubunu ama bir taraftan da onları bir araya getirmiş oluyorsunuz. Kurumlar, örgütlenmenin ve kimlik edinmenin de önemli araçlarından biri oldu.
Bu gönderiyi Instagram'da gör
Normalliğin inşası ve sağlamcılık
Aybaş sunumda norm kavramının tarihsel gelişimi de ele aldı. Modern dönemde ortaya çıkan standartlaştırma ve verimlilik anlayışının "normal" kabul edilen bedenleri tanımladığını, bu sürecin engellilik kavrayışını da şekillendirdiğini söyledi.
Sanayileşme ve modern devletlerin yükselişiyle birlikte insanların belirli ölçütlere göre sınıflandırılmaya başlandığını belirten Aybaş, norm kavramının da bu dönemde toplumsal yaşamın önemli düzenleyicilerinden biri haline geldiğini anlattı. Aybaş “Engellilik tarihi aynı zamanda normalliğin tarihidir” dedi.
Sağlamcılığın bu normatif anlayışın bir sonucu olarak ortaya çıktığını ifade eden Aybaş, sakat hareketinin geliştirdiği eleştirilerin de "normal beden" fikrini sorguladığını söyledi.
"Sakatı sakat yapan, engelliyi engelli yapan şey çevredir"
Aybaş, 20. yüzyılda gelişen sosyal model yaklaşımına da değindi. Bu yaklaşıma göre engelliliğin kaynağının bireyin bedeni değil, toplumsal ve çevresel düzenlemeler olduğunu söyledi. Engelliliğin uzun yıllar boyunca tıbbi bir sorun olarak ele alındığını hatırlattı. Sosyal modelin bu anlayışa itiraz ederek sorunu bireyde değil, erişilebilir olmayan çevrede ve toplumsal yapılarda aradığını anlattı.
Sosyal modelin, engellilerin kendi deneyimlerini merkeze alarak geliştirdikleri bir itirazdan doğduğunu belirtti:
Sakatı sakat yapan, engelliyi engelli yapan şey çevredir, sosyal formasyondur, çevresel düzenlemedir. Erişilebilir olmayan kamusal alanlar, çalışma yaşamı, eğitim sistemi ve toplumsal önyargılar engelliliği üreten temel mekanizmalar arasında yer alıyor. Sosyal model de tam olarak bu noktada, engellilerin kendi yaşamlarının öznesi olarak söz üretmesinin ve hak temelli mücadelelerin temel dayanaklarından biri olarak ortaya çıkıyor.
"Türkiye'de engellilik tarihi parçalı ilerledi"
Soru-cevap bölümünde Türkiye'deki engellilik tarihine ilişkin kaynaklara da değinen Aybaş, bu alanda çeşitli araştırmalar bulunduğunu söyledi. Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyet'e uzanan süreçte savaş malulleri, körler okulları, protez çalışmaları ve engelli örgütlenmeleri üzerine çalışmalar yapıldığını belirtti. Cumhuriyet döneminde ise körler okulları ve engelli örgütlenmelerinin öne çıktığını ifade etti.
Aybaş, buna karşın Türkiye'de engellilik tarihinin hâlâ parçalı bir görünüm sergilediğini vurguladı. Farklı dönemlere ve farklı engel gruplarına ilişkin bilgilerin çoğu zaman dağınık kaynaklarda yer aldığını söyledi.
Engelli hareketinin tarihinin henüz yeterince yazılmadığını belirten Aybaş, engellilerin kendi deneyimlerini merkeze alan ve farklı mücadeleleri bir araya getiren daha kapsamlı tarih çalışmalarına ihtiyaç olduğunu anlattı. (EG)
ENGELLİ ODAKLI HABERCİLİK ATÖLYESİ
Meral Sözen: Engellileri acındırma kadar kahramanlaştırma da sorunlu
SİVİL SESLER FESTİVALİ
Sivil toplum COP31’e hangi sorularla gidiyor?
SİVİL SESLER FESTİVALİ
Türkiye'nin sivil sesleri anlattı
SİVİL SESLER FESTİVALİ
COP31'e giderken: Engelliler iklim müzakerelerinde söz istiyor
Sivil Sesler Festivali başladı: "Şimdi ayağa kalkma zamanı"
