Eğitim Sen, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ayazağa Kampüsü’ndeki Ali İhsan Aldoğan Kız Öğrenci Yurdu’nda yaşanan güvenlik ihlali ve taciz olayına ilişkin açıklama yaptı.
Eğitim Sen, geçtiğimiz günlerde İzmir Çiğli’deki bir KYK kız öğrenci yurdunda yaşanan taciz olayını kamuoyuna duyurmuş ve yetkililere sorumluluk alma çağrısında bulunmuştu. Ancak, uyarıların göz ardı edilmesinin ardından benzer bir olayın bu kez İTÜ’de yaşanmış olmasından duyduğu endişeyi vurguladı.
8 Nisan 2026 akşamı, hakkında suç kaydı ve kayıp başvurusu bulunan bir şahsın, herhangi bir denetimle karşılaşmadan İTÜ Kız Öğrenci Yurdu’na girebildiği ve burada kadın öğrencilere tacizde bulunduğu açıklandı. İlgili şahsın, öğrenci odalarının kapılarını açtığı, çamaşırhanede uygunsuz bir şekilde bulunduğu ve kadınları taciz ettiği bildirildi. Eğitim Sen, bu olayın saatler boyunca fark edilmemesinin bir ihmal değil, açık bir güvenlik zafiyeti ve kurumsal sorumsuzluğun göstergesi olduğunu belirtti.
Açıklamanın tamamı şöyle:
Geçtiğimiz günlerde İzmir Çiğli’de bir KYK kız öğrenci yurdunda yaşanan taciz olayını kamuoyuna duyurmuş; öğrencilerin yaşam hakkı ve güvenliği için yetkilileri acilen sorumluluk almaya çağırmıştık. Ancak uyarılarımız bir kez daha görmezden gelinmiş, hiçbir sorumluluk alınmamış olacak ki benzer bir olay bu kez İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü’ndeki Ali İhsan Aldoğan Kız Öğrenci Yurdu’nda yaşanmıştır.
8 Nisan 2026 akşamı, hakkında suç kaydı ve kayıp başvurusu bulunan bir erkek şahsın hiçbir denetime takılmadan yurda girebildiği; öğrenci odalarının kapılarını açtığı, çamaşırhanede uygunsuz biçimde bulunduğu ve kadın öğrencileri taciz ettiği kamuoyuna yansımıştır. Bu kişinin saatler boyunca yurt içinde fark edilmemesi bireysel bir ihmal değil; açık bir güvenlik zafiyetinin ve kurumsal sorumsuzluğun göstergesidir. Bu tablo, yükseköğretim alanında ve kamu yurtlarında uzun süredir hâkim kılınan yönetim anlayışının doğrudan sonucudur.
Yurtlarda kadın öğrencilerin giriş-çıkış saatleri, sosyal yaşamları ve hatta kıyafetleri “güvenlik” adı altında denetlenirken, temel güvenlik sorumluluğunun yerine getirilmemesi kabul edilemez. Bugün yurtlar; koruyan değil denetleyen, güvenlik sağlayan değil sorumluluğu kadınların omuzlarına yükleyen mekânlara dönüştürülmüştür. Kamusal sorumluluk tasfiye edilmiş; yerini keyfiyet, liyakatsizlik ve denetimsizlik almıştır. Bu durum, kamusal hizmetlerin asli amacından koparıldığını; güvenlik yerine disiplin ve denetimin, özgürlük yerine baskının esas alındığını açıkça göstermektedir.
Eğitim Sen olarak bir kez daha vurguluyoruz:
Öğrencilerin yurt yaşamındaki güvenliğini sağlamak, yurt yönetimlerinin ve üniversite idarelerinin asli sorumluluğudur.
Taleplerimiz açık ve nettir:
*İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü ve yurt yönetimi, yaşanan olayın tüm boyutlarını derhal ve şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşmalıdır.
*Güvenlik zafiyetine neden olan idari ve yapısal ihmaller ortaya çıkarılmalı; sorumlular hakkında gecikmeksizin idari ve hukuki işlem başlatılmalıdır.
*Yurtlarda uygulanan güvenlik politikaları, öğrencilerin özgürlüklerini kısıtlayan değil; gerçek tehditlere karşı koruyan bir anlayışla yeniden düzenlenmelidir.
*Yurtlarda güvenliği sağlayacak nitelikli personel, denetim ve fiziksel altyapı eksiklikleri derhal giderilmelidir.
*Tacize maruz kalan öğrencilere yönelik psikolojik destek ve ücretsiz hukuki yardım mekanizmaları ivedilikle oluşturulmalıdır.
*Kadınların yaşam tarzına müdahale eden, onları denetim altında tutan ve sorumluluğu bireylere yükleyen anlayış terk edilmelidir.
Üniversite öğrencilerinin barınma alanları güvenli, özgür ve eşit yaşam alanları olmak zorundadır. Bu sorumluluktan kaçan, ihmali görmezden gelen ve sorumluluğu öğrencilere yükleyen her yaklaşımın karşısında olmaya devam edeceğiz.
(EMK)






