Bir ezginin iki kadın sesiyle yeniden doğuşu: “Werne Werne”
Müzisyenler Ruken Yılmaz ve Luna Erşahin, geleneksel Kürt ezgisi “Werne Werne”yi çağdaş bir müzikal yaklaşımla yeniden yorumladı.
İki güçlü kadın vokalin bir araya geldiği bu özel düet, köklü bir kültürel mirası modern düzenlemeler ve güncel prodüksiyon anlayışıyla yeniden hayat buluyor.
Ruken Yılmaz, Luna Erşahin’le nasıl bir araya geldiklerini ve “Werne Werne”nin hikâyesini bianet için anlattı.
“Werne Werne” nasıl bir eser? Bu düet fikri nasıl ortaya çıktı?
“Werne Werne” “gelin” demek. Aslında Ömer Süleyman’ın da seslendirdiği bir eser. Daha doğrusu geleneksel bir eser. Benim için bu şarkının kaynak kişisi Yusuf Çelebi. Ben ondan dinlemiştim ve ben o hâlini aslında çok seviyordum. Tabii Ömer Süleyman da çok keyifli bir şekilde okuyor ama benim asıl kaynak olarak aldığım kişi Yusuf Çelebi.
Bu şarkı ve bu düet nasıl ortaya çıktı?
Uzun süredir aklımızda bir düet fikri vardı. Bir düet yapmak istiyorduk. Daha doğrusu düetten ziyade bir kadınla bir araya gelmek istiyordum. Bir kadınla düet yapmak istiyordum. Bir türlü isimlerde netleşemedik.
Daha sonra Luna tesadüfi bir şekilde karşıma çıktı. Luna Erşahin benim bir eserimi paylaşmıştı. Luna, Danimarka’da yaşıyor ve oradaki yerel bir basına benim bir eserimi önermişti. O vesileyle Luna ile yazışmaya başladık. Daha sonra Luna’nın şarkılarını dinledim. Dedim ki: “Kesinlikle Luna ile bir proje yapmalıyım.”
Luna Kürtçe mi söylüyor?
Luna, kendi dilinde, Kürtçe söylüyor. Ama yoğunlukla Kürtçe ve Türkçe söylüyor diyebilirim.
Aysay diye bir grupları var. Çok belli bir müzik yapıyorlar ve çokça festivali geziyorlar aslında. Dünyada festivallere katılıyorlar, özellikle Avrupa ülkelerinde turneleri oluyor.
Böylelikle bu fikirle beraber onlarla tanışmış oldum. Yakın zamanda da buraya geldiler, İstanbul’da bir konserleri vardı. Önceden tabii bunları planladığımız için şarkımızın kayıtlarına başlamıştık. İstanbul’a geldiklerinde konserlerinde ben de sahneye çıktım, o şarkıyı seslendirdik ve klibimiz de öyle ortaya çıkmış oldu.
Şarkı ne zaman dinleyiciyle buluşacak?
Klip daha yayınlanmadı. Dün bir ilk teaser’ı paylaştık. Bu gece saat 00.00’da şarkı dijital platformlarda yer alacak. Cuma günü de saat 16.00’da YouTube’da klibimiz yayınlanacak.
Kürtçe ile olan bağınız nasıl?
Genelde değil, ben hep Kürtçe söylüyorum. Yani Kürtçe ile olan bağım “Kürdüm” demek. Kürtçe olduğu için Kürtçe ile olan bağım o. Buna dair söyleyecek çok bir şeyim yok aslında.
Şarkı söylemek ve sahnede olmak size ne hissettiriyor?
Buna dair çok düşünmedim. Neden düşünmedim? Çünkü ben kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum ve çok küçük yaşlardan itibaren sahneye çıkmaya başladım.
Bu benim için “yemek yerken ne hissediyorsun?” gibi bir soru. Doğal yani. Evet, çok doğal bir süreç benim için. Hayatımın bir parçası olduğu için bunun üzerine açıkçası çok düşünmüyorum. Sahneye çıktığımda ne hissediyorum gibi bir dünyam yok.
Bu şarkı için ne kadar süre çalıştınız?
Bu şarkı zaten benim konser repertuvarımda olan bir şarkıydı. Biz bunu Nurhak’la birlikte çalıştık. Nurhak benim eşim. Ayrıca bütün düzenlemelerimi, aranjelerimi Nurhak yapıyor.
Nurhak’ın düzenlemesiyle biz bunu sahnelerde yaklaşık bir yıldır, hatta bir buçuk yıldır çalıyoruz. Daha sonra Luna ile düet yapma fikrinden sonra, Luna ile konuştuktan sonra sanırım aranje ve kayıt süreci yaklaşık 6 ay kadar sürdü.
Çünkü aranjeyi sadece Nurhak yapmadı. Nurhak’ın bir taslağı vardı. Daha sonra prodüksiyon için Luna’nın ekibinden bir arkadaş vardı, Aske diye bir arkadaş. Ona verdik. O da üzerine 3-4 ay çalıştı.
Daha sonra Lunalardan burada konser vermesini bekledik ki klibimizi çekelim. Lunalar burada konserlerini verdikten sonra klibimizi de çektik. Daha sonra mix-mastering ve kurgu aşamalarını bekledik. Yarın da çıkmış oluyor.
Luna bu teklife nasıl yaklaştı?
Luna’nın annesi Danimarkalı, babası Sivas ya da Dersim göçmeni. Babası da bilinmiyor çünkü Luna’nın dedesi Avrupa’ya göç etmiş ve babası da aslında tam olarak nereden göç ettiklerini bilmiyorlar.
Luna aslında köklerine ulaşmaya çalışan bir kadın. Tam olarak ne olduğunu, babasının Dersimli mi, Sivaslı mı olduğunu bilmeyen ama o müziği, o dünyayı, o kimliği çok merak eden bir kadın.
Aslında şu anda keşif alanında. Daha yeni bu alanı keşfediyor ve benim için de ayrıca keyifli bir şey bu. Luna için tabii yeni keşfettiği bir dünya olduğu için her şeyi merak ediyor.
Her gelişmede beni arıyor, “Ruken şöyle bir şey oldu, sence insanlar buna nasıl tepki verir?” diye soruyor. Çünkü bu dünyayı hiç bilmiyor Luna.
“Bu dünya” derken müzik dünyasından mı bahsediyorsunuz?
Hayır, Türkiye’deki ya da diasporada büyümüş bir kadın olmakla ilgili bir şeyden bahsediyorum. Danimarka’da büyümüş bir kadın ve daha çok annesinin etkisiyle büyümüş biri. Kürtlüğe dair çok bilgisi yok aslında.
Daha yeni bunu araştırıyor, bunun peşine düşüyor ve buna dair çok fikri yok. Toplumsal olarak, kültürel olarak bu alanın nasıl refleks verdiğini bilmiyor.
Ne yaparsa hemen arıyor, “Böyle bir şey yaptım, sence nasıl karşılık bulur?” diyor. Çok yabancı olduğu bir alan ama çok da keyif aldığı bir alan. Çok fazla geleneksel şarkılar üzerine çalışan biri Luna.
Ben ilk bu şarkıyı götürdüğümde, tabii “Werne Werne” Ömer Süleyman tarafından da söylendiği için bir tereddütle karşılaştık. Daha doğrusu Luna bir tereddüt yaşadı. “Bu Ömer Süleyman’ın şarkısı, sence biz de söylemeli miyiz?” dedi.
Ben de Luna’ya dedim ki: “Luna, bu Ömer Süleyman’ın şarkısı değil. Daha doğrusu eser diyeyim, şarkı yanlış olur. Eser Süleyman’ın değil, anonim bir eser.”
Aslında ilk kaynak kişilerinden biri Yusuf Çelebi ve o çok keyifli bir şekilde okuyor. Ben Yusuf Çelebi’nin okuma stilinden çok etkilenmiştim. Yusuf Çelebi’nin ve Sait Gabari’nin kayıtlarını gönderdikten sonra o da ikna oldu. O versiyonlarını çok sevdi.
Luna’nın tereddüdünün sebebi neydi?
Şöyle, zaten çok fazla dinlenen bir şarkıydı. “Biz de tekrar yapmalı mıyız?” diye düşündü. Tereddüt etti. Ama bu arada Sait Gabari’nin ve bizim okuduğumuz şey ile Ömer Süleyman’ınki arasında tarz, aranje ve düzenleme olarak çok büyük fark var. Melodik olarak da bölüm bölüm değişen yerler var. Çünkü dediğim gibi bizim esinlendiğimiz, kaynak olarak aldığımız kişi Yusuf Çelebi’ydi.
İlk düet deneyiminiz olduğu için heyecanlı mısınız? Tepkileri nasıl bekliyorsunuz?
Çok heyecanlıyım çünkü ilk defa bir düet yapıyorum. Daha doğrusu ilk defa değil aslında, evet ilk defa bir düet yapıyorum. Bir an Mehmet Akın albümünü düşündüm ama o bir düet değildi, bir albümde yer almıştım.
İlk defa bir düet yaptığım için ve bir kadınla ortaklaşa bir şey yaptığım için çok mutluyum, çok keyifliyim. İnanıyorum ki kadınların birlikte yaptığı her şeyde enerji çok bambaşka oluyor. Çünkü biz gerçekten çok heyecanlı oluyoruz ve biliyorum ki bu bir şekilde izleyene, dinleyene yansıyor.
Eminim ki tepkiler de güzel olacak. Heyecanla klibimiz çıksın da insanlar yorum yapmaya başlasın diye bekliyoruz.
Klip nasıl çekildi?
Luna'nın müzik grubu AySay'ın İstanbul’da konseri oldu. Bir turneleri vardı, turnenin İstanbul ayağı da vardı. Biz de o konseri bekledik.
Önceden tüm hazırlıklarımız tamamlanmıştı, ışık vesaire ekibimiz hazırdı. Konser günü ben onlara sahnede bir şarkıyla eşlik ettim. Klibimiz de böyle çekilmiş oldu.
Eserin görsel çalışması da dikkat çekiyor. Nasıl ortaya çıktı?
Batmanlı bir sanatçı, ressam Rojbin Ekinci’ye ait. Ben onun eserlerini çok seviyordum ve takip ediyordum. Kürt annelerini modern dünyaya uyarlıyor. Görsel ekibi de beğendi ve “Bu olsun” dedik.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Biz iki kadın olarak yan yana durmaya çok önem veriyoruz. Bu eserde de bunu yapmaya çalıştık.
Kadınlar olarak bir arada durabiliriz, üretebiliriz. Yeni bir eser için de çalışmalarımız var. Bitmek üzere, yakın zamanda o eseri de paylaşacağız.
(EMK)
HABER / İZLENİM
Hakan Tosun davasında cevap bekleyen soru: Kamera görüntülerine rağmen Yusuf Özakdağ neden sanık değil?
Hakan Tosun davasında sanık savunması: "Cezaevinde namaz kılıyorum"
İstiklal Caddesi’nde meşalelerle NATO protestosu: 12 kişi gözaltında
ERKEK ŞİDDETİ ÇETELESİ HAZİRAN 2026
Erkekler Haziran'da 30 kadını öldürdü
Kadınlar mücadele ediyor, erkek şiddeti yargılanıyor