CUMARTESİ ANNELERİ / İNSANLARI 1110'UNCU HAFTA
"Babam nerede?" sorusu 34 yıldır yanıtsız
*Cumartesi Anneleri, 1110'uncu haftalık eylemlerinde, 20 Temmuz 1992'de İstanbul'da Terörle Mücadele Şubesi tarafından gözaltına alınıp kaybedilen 4 çocuk babası Hasan Gülünay'ın akıbetinin açıklanmasını talep etti.
*İHD İstanbul Şube Sekreteri Jiyan Kaya, dönemin İstanbul Emniyeti yetkilisinin Gülünay'ın sağ olduğunu söylediğini ve iki gözaltı tanığının onu emniyette gördüğünü aktardı. Ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı, dosya zaman aşımıyla kapatıldı.
*Anayasa Mahkemesi 2016'da etkili soruşturma yürütülmediğine hükmetmesine rağmen yeniden soruşturma açılmadı. Gülünay'ın kızı Deniz'in mektubunda, babasının kayıp değil devletin sistematik politikası sonucu kaybedildiği vurgulandı. Galatasaray Meydanı'ndaki eylem, karanfil bırakılmasıyla sona erdi.
Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta düzenledikleri eylemleri için İstanbul Beyoğlu'nda bulunan Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi.
Kayıp yakınları eylemlerinin 1110’uncu haftasında, kayıplarının fotoğrafları ve karanfiller taşıdı. B İstanbul’da 20 Temmuz 1992 tarihinde evinden iş yerine giderken gözaltına alınıp kaybettirilen 4 çocuk babası Hasan Gülünay’ın akıbetinin açıklanması talep edildi.
MA'nın geçtiği habere göre, eylemde, basın metnini İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Sekreteri Jiyan Kaya okudu.
"İki kişi onu Emniyet'te gördü"
Gülünay'ın çalıştığı işyerini arayan ve kendisini “Terörle Mücadele Şubesi”nden olarak tanıtan bir kişinin Gülünay'ı gözaltına aldığını ifade eden Jiyan Kaya, ailenin savcılık ve emniyete yaptığı başvurularda gözaltı bilgisinin reddedildiğini söyledi.
Jiyan Kaya, ailenin dönemin İstanbul Emniyeti'nde görev yapan Hüseyin Kocadağ ile görüştüğü, Kocadağ'ın "Hasan Gülünay sağ, içeride. İşkence izleri iyileştikten sonra gözaltına alındığını açıklayacaklar" dediğini aktardı. Jiyan Kaya, aynı dönemde gözaltında bulunan iki kişinin de Gülünay'ı emniyette gördüklerini ve yapılan işkenceye tanık olduklarını bildirdiklerini söyledi.
Zamanaşımı

Kaya, ailenin tüm resmi kurumlara yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığını, yargı makamlarının etkili bir soruşturma yürütmediğini söyledi ve dosyanın zaman aşımı gerekçesiyle kapatıldığının altını çizdi. Anayasa Mahkemesi'nin 2016 yılında yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturma yürütülmediğine hükmetmesine rağmen dosyanın yeniden soruşturulmasına karar vermediğini dile getiren Kaya, “Böylece Hasan Gülünay’ın akıbetinin ortaya çıkarılması, bir kez daha zaman aşımı uygulamasıyla engellendi” dedi.
Kaya, şöyle seslendi:
Hasan Gülünay’ın gözaltında kaybedilişinin 34. yılında devleti yönetenlere sesleniyoruz; Hakikati açığa çıkarmak ve adaleti sağlamak devletin vazgeçilmez yükümlülüğüdür. Hasan Gülünay’ın akıbeti açıklansın, dosyada etkin bir soruşturma yürütülsün, sorumlular yargı önüne çıkarılsın. Kaç yıl geçerse geçsin; Hasan Gülünay için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”
"Kayıp hikayesi değil"
Ardından Gülünay’ın kızı Deniz Gülünay’ın gönderdiği mesajı kayıp yakını ve insan hakları savunucusu Maside Ocak okudu.
Mektup şöyle:
“O gün yalnızca bir insan kaybolmadı. Bir ailenin hayatı, dört çocuğun çocukluğu ve bir ülkenin hafızasında açılacak kapanmaz bir hikaye başladı. Bu bir kayıp hikayesi değil. İnkarın ve cezasızlığın hikayesidir.
O günden sonra hayatımız beklemek, adalet, hukuk, hakikat, zaman aşımı kelimeleriyle geçti. Önce saatleri bekledik, sonra günleri, sonra yılları. Her kapı çalındığında babamdan haber geldi sandık. Her telefonda ona ne olduğunu duymayı umduk ama hiçbir şey olmadı. Yalnızca sessizlik büyüdü. Bize sürekli kayıp dediler ama ben o kelimeye hiçbir zaman inanmadım. Çünkü kayıp tesadüf çağrıştırır. Oysa burada bir tesadüf değil bir süreç vardır. Devletin karanlık elleri muhalif olanı susturmak için organize olmuştu. Babam bulunmadı. O yüzden ben hep şunu söyledim. Babam kayıp değil. Devletin sistematik yok etme politikası sonucu gözaltında kaybedildi.
Buna faili meçhul dediler ama aslında faili vardı. Sadece adı söylenmiyordu. Ben büyüdükçe eksikliğim de büyüdü. Çünkü bazı eksikler zamanla kapanmıyor. Aksine insanın içinde derinleşiyor. Bir çocuğun hayatında babasızlık sadece bir yokluk değil, sürekli devam eden bir soru haline geliyor. Ben hep aynı soruyu sordum. Babam nerede? Bu soru yıllar içinde değişmedi. Sadece ağırlığı arttı. Çünkü cevap verilmediği her gün o sorunun anlamı biraz daha büyüdü. Bize ‘unutun’ dediler. Biz bunu kabul etmedik. Çünkü kabul etmek olanı normalleştirmek olurdu. Oysa olan şey normal değildi. Bugün hala aynı yerdeyim. Aynı sorunun içindeyim ve biliyorum ki bu sadece benim sorum değil. Bu ülkede evladını, kardeşini, eşini, babasını kaybeden herkesin sorusu aynı. Biz cevap bekliyoruz ve bu soru cevaplanana kadar susmayacağız. Burada olacağız.”
Eylem, Galatasaray Meydanı’na karanfillerin bırakılmasıyla sona erdi.
Cumartesi Anneleri/İnsanları, Murat Aslan için adalet talep etti
(EMK)