AYM'den tartışmalı "cezavinde slogan" kararı: Disiplin cezasında "ihlal yok" dedi, 5 üye şerh düştü
Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, Deniz Şah ve İlhan Kaya’nın dosyasında cezaevinde slogan atma nedeniyle verilen disiplin cezasını inceledi.
İzmir 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan Şah ve Kaya 17 Mayıs 2021’de diğer tutuklu ve hükümlülerle birlikte kapılara vurarak ve slogan atarak kitap hakkına getirilen sınırlamaları ve dergi yasağını protesto etti.
Cezaevi idaresinin tuttuğu tutanakta, başvurucuların “Direne direne kazanacağız” ve “Sohbet hakkımız engellenemez, kitap hakkımız engellenemez, basına medyaya özgürlük” şeklinde slogan attığı belirtildi.
Cezaevi Disiplin Kurulu, eylemin kurumun işleyişini ve güvenliğini aksattığını belirterek Şah ve Kaya’ya “üç ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası” verdi.
İki isim bunun üzerine disiplin cezasına karşı infaz hâkimliğine başvurdu. Başvurucular, sloganları kitap hakkına getirilen sınırlamaları ve dergi yasağını protesto etmek için attıklarını söyledi. İnfaz Hâkimliği başvurucuların itirazını reddetti. Ağır Ceza Mahkemesi de kararı kesin olarak onadı.
Başvurucular bunun üzerine dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Disiplin cezasının ifade özgürlüklerini ihlal ettiğini belirtti. Ayrıca Cumhuriyet savcısının görüşünün kendilerine tebliğ edilmediğini, tanık dinletme taleplerinin karşılanmadığını ve SEGBİS yoluyla savunma yapmak zorunda bırakıldıklarını anlattı.
AYM, ifade özgürlüğü şikâyetini kabul edilebilir buldu ancak esastan ihlal görmedi. Ceza infaz kurumlarında düzen ve güvenliğin sağlanması amacıyla bazı sınırlamalar uygulanabileceğini belirtti. İdarenin bu eylemi kurum düzeni ve güvenliği bakımından tehdit olarak değerlendirebileceğini kaydetti. Ayrıca verilen cezanın “çok ağır” olmadığını savundu.
AYM, üç ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasının kurumda düzen ve disiplinin sağlanması amacı bakımından ölçüsüz olmadığını karara bağladı.
Karara Hasan Tahsin Gökcan, Engin Yıldırım, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar karşı oy kullandı ve şerh düştü.
AYM Genel Kurul üyeleri karşıoy yazılarında, derece mahkemelerinin sloganların cezaevi güvenliğini veya disiplinini somut olarak nasıl bozduğunu ortaya koymadığını kaydetti.
Üyeler, yalnızca slogan atmanın disiplin cezası için yeterli sayılamayacağını, mahkemelerin “gereksiz slogan” unsurunu somut gerekçelerle değerlendirmesi gerektiğini belirtti.
Ayrıca başvurucuların duruşmada bizzat hazır bulunma taleplerinin genel gerekçelerle reddedildiğini belirten üyeler bu nedenle başvurucuların ifade özgürlüğünün ve duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği görüşünü savundu.
Karara şerh düşen AYM üyelerinin gerekçeleri şöyle:
"Gerekçeleri ortaya konmadı"
Hasan Tahsin Gökcan:
“…Başvurucuların disiplin cezasına karşı itirazları üzerine İnfaz Hâkimliği yaptığı incelemede 'Yasa koyucu slogan atmayı bir disiplin suçu olarak yasaklamıştır.' ve 'kurum düzen ve disiplinin salt bu nedenle dahi bozulacak olması karşısında' şeklinde değerlendirmelerde bulunmuştur.
5275 sayılı Kanunun 42/2-e madde ve bendinde disiplin yaptırımına bağlanan eylem 'gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak' şeklinde belirlenmiştir. Mahkememiz anılan kuralı daha önce denetlemiş ve söz konusu disiplin suçunun oluşabilmesi için sadece slogan atılıp marş söylenmesinin yeterli olmayıp bu eylemlerin cezaevindeki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesinin gerekli olduğunu ifade etmiştir. Başka deyişle disiplin fiiline ilişkin tanımdaki 'gereksiz' sözcüğü bu bağlamda kabul edilmiştir. Ayrıca Mahkememizin kimi kararlarında da bu doğrultuda değerlendirme yapılmıştır.
İlgili mevzuata ve yorumuyla ilgili emsal içtihatlarımıza karşın itirazı inceleyen mercilerin Anayasa Mahkemesi’nin belirttiği kriterlere uygun bir inceleme yapmaması ve slogan atıp marş söylemenin cezaevi güvenliği veya disiplini üzerindeki etkileri gerekçeleriyle ortaya koyamaması karşısında ifade özgürlüğünün ihlal edildiği görüşündeyim.”
"Özgürlükler üzerinde caydırıcı bir etki yaratma potansiyeline sahip"
Engin Yıldırım ve Kenan Yaşar:
“Disiplin cezasına konu edilen slogan atma eylemi, başvurucuların ceza infaz kurumunda sahip oldukları sohbet, kitap ve basın yayın haklarına ilişkin taleplerini ifade etmeye yönelik olup, Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında kalan bir ifade açıklamasıdır. Ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin ifade özgürlüğü, kaçınılmaz bazı sınırlamalara tabi olmakla birlikte, bu özgürlük tamamen ortadan kalkmaz; aksine bu kişilerin de ifade özgürlüğünün özüne saygı gösterilmesi gerekir.
Bu bağlamda slogan atma eylemine disiplin cezası uygulanması, başvurucuların ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale teşkil etmektedir.
Somut olayda infaz hâkimliği, slogan atma eyleminin kurum düzenini fiilen nasıl bozduğunu ortaya koymaksızın; toplu yaşam, farklı suç gruplarının bulunması ve düzenin bozulma ihtimali gibi soyut ve kategorik gerekçelere dayanmıştır. Eylemin süresi, yoğunluğu, içeriği ve etkilerine ilişkin herhangi bir somut değerlendirme yapılmamıştır.
Bu yaklaşım, 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesinde öngörülen kusurlu olarak düzeni bozma unsurunun otomatik biçimde gerçekleştiğinin varsayılması anlamına gelmektedir. Oysa bu yorum, Mahkememizin ifade özgürlüğüne yönelik disiplin yaptırımlarında somut olayın koşullarına dayalı bireyselleştirilmiş değerlendirme yapılmasını zorunlu kılan yerleşik içtihadıyla bağdaşmamaktadır.
Yerel mahkemeler, müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli olup olmadığını, başvurucuların ifade özgürlüğü üzerinde yaratılan etki ile ulaşılmak istenen kamu yararı arasında adil bir denge kurulup kurulmadığını ve daha hafif tedbirlerle aynı amaca ulaşılıp ulaşılamayacağını tartışmamıştır.
Ceza infaz kurumlarında taleplerini dile getiren mahpuslara otomatik disiplin yaptırımı uygulanması, yalnızca somut başvurucular bakımından değil, diğer mahpuslar açısından da ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yaratma potansiyeline sahiptir.
Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında öncelikli sorumluluk derece mahkemelerine aittir. Ancak somut olayda yerel mahkemeler, başvurucuların ifade özgürlüğü iddialarını Anayasa Mahkemesi içtihadı ışığında somut ve bireyselleştirilmiş bir değerlendirmeye tabi tutmamış; disiplin kuralının varlığını tek başına yeterli görerek anayasal denetim yükümlülüğünü yerine getirmemiştir."
"Mahpusların ifade özgürlüğü önünde önemli bir hukuksal engel"
Yusuf Şevki Hakyemez:
“Esasında Anayasa Mahkemesinin norm denetiminde yorumlu red kararı ile kuralı Anayasa’ya aykırı bulmayıp iptal talebini reddetmesi kuralın kategorik olarak cezaevinde slogan atmayı cezalandırmayacağı anlamına gelmektedir. Buna rağmen Mahkememiz çoğunluğunun İnfaz Hakimliğinin kararındaki 'Yasa koyucu slogan atmayı bir disiplin suçu olarak yasaklamıştır.' şeklinde kategorik yasaklama içeren tespitinde bir sorun görmemesi mahpusların ifade özgürlüğü önünde önemli bir hukuksal engel oluşturmaktadır
Atılan sloganın cezaevindeki düzeni ve disiplini bozup bozmamasına bakmaksızın sırf mahpusların cezaevinde slogan atmasını cezalandırmayı yeterli gören derece mahkemelerinin yaklaşımı Anayasa Mahkemesinin 5275 sayılı Kanun’un bahse konu 37. maddesindeki 'gereksiz' ibaresini Anayasa’ya uygun bulurken ortaya koyduğu gerekçe ile uyumlu değildir.
Buna rağmen Mahkememiz çoğunluğunun yine de derece mahkemesinin yaklaşımında sorun görmemesi esasında Anayasa Mahkemesinin norm denetiminde dava konusu kimi kurallara ilişkin yaptığı 'yorumlu red' biçimindeki değerlendirmenin bireysel başvuru incelemelerinde Mahkememiz çoğunluğu tarafından da dikkate alınmaması sonucunu doğurmaktadır. Bu yaklaşım ise kabulü asla mümkün olmayan bir durumu karşımıza çıkarmaktadır. Mahkememiz çoğunluğunun yaklaşımının bu yönü ile de anayasa yargısı bağlamında önemli bir yeni sorunu ortaya çıkarmakta olduğunu ifade etmek gerekir."
"Slogan atma eyleminin cezalandırılması kanun gereği mümkün değildir"
Selahaddin Menteş:
“Kurala konu disiplin suçunun oluşabilmesi için sadece slogan atılması veya marş söylenmesi yeterli olmayıp bu eylemlerin cezaevindeki güvenliği veya disiplini bozacak ya da cezaevindeki düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, itiraz konusu kuralda yer alan ‘gereksiz’ ibaresinin, Kanun'un 37. maddesindeki hükümle birlikte değerlendirildiğinde, cezaevindeki güvenliği veya disiplini bozacak ya da cezaevindeki düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde marş söylenmesi yahut slogan atılmasını karşıladığı ve ancak bu nitelikteki eylemlerin söz konusu disiplin suçunu oluşturacağı anlaşılmaktadır. Bu niteliği taşımayan marş söyleme ve slogan atma eylemlerinin cezalandırılması ise kanun gereği mümkün değildir.
Kuralın anlam ve kapsamı belirlenirken Anayasa Mahkemesince norm denetiminde slogan atmayı değil, gereksiz (cezaevindeki güvenliği veya disiplini bozacak ya da cezaevindeki düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde) slogan atmayı yasakladığı tespitinde bulunmuştur.
Başvuruya konu somut olayda ilgili mahkemeler atılan sloganın gereksiz olup olmadığını cezaevindeki güvenliği veya disiplini bozacak ya da cezaevindeki düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde olup olmadığını incelemeden slogan atmanın kategorik olarak yasak olduğu yönünde değerlendirmelerde bulunarak sonuca ulaşmışlardır. Bu şekildeki değerlendirme müdahalenin demokratik bir toplumda zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini göstermek bakımından ilgili ve yeterli gerekçe içermemektedir.”
(HA)