*Avukatların dosyaya erişimini kısıtlandı.
*Savunma hakkı etkili biçimde kullandırılmamadı
*Demokratik faaliyetleri suçlama konusu yapıldı
*Aynı fiiller nedeniyle yeniden yargılama iddiası
*“Etkin pişmanlık” beyanları temel delil haline getirildi
*Kadın gözaltılara yönelik mahremiyet ihlali ve kötü muamele iddiaları
Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) yönelik operasyonlarda tutuklanan 84 kişinin serbest bırakılması talebiyle İstanbul Barosu’nun Galata’daki kültür merkezinde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan hukukçular ve insan hakları savunucuları, soruşturmanın siyasi nitelik taşıdığını, dosyada ciddi hak ihlalleri bulunduğunu ve tutuklamaların demokratik faaliyetleri bastırma amacı taşıdığını söyledi.
Basın toplantısında konuşan avukatlar, benzer soruşturmaların yıllardır tekrarlandığını, daha önce beraatla sonuçlanan dosyalardaki fiillerin yeniden suçlama konusu yapıldığını belirtti.
"Soruşturma siyasi"
Özgürlükçü Hukukçular Derneği Eş Başkanı Serhat Çakmak, savunma hakkının ağır biçimde ihlal edildiğini söyledi. Çakmak, avukatların dosyaya erişemediğini, savcılık ifadesi sürecinde müvekkilleriyle ilgili gerekli görüşmeleri yapamadığını ve soruşturmanın hukuki değil, doğrudan siyasi bir müdahale niteliği taşıdığını ifade etti. Aynı ya da benzer fiiller nedeniyle insanların tekrar tekrar yargılandığını vurguladı.
"Amaç siyasi faaliyetleri sindirmek"
Çağdaş Hukukçular Derneği’nden Yağmur Kavak da dosyada basın açıklamaları, eylem ve etkinlikler, kadın eylemleri, mezar başı anmaları, sosyal medya paylaşımları ve hatta duruşma izlemelerinin dahi suçlama konusu yapıldığını söyledi. Kavak, dosyada “etkin pişmanlık” kapsamındaki beyanların da suç isnadı için kullanıldığını belirterek bunun siyasi ve demokratik faaliyetleri sindirme aracı haline getirildiğini savundu.
Demokrasi İçin Hukukçular adına konuşan Leyla Han Tüzel ise operasyonun topyekûn bir siyasal saldırı olduğunu söyledi. Tüzel, dosyada iki aydır ilerleme olmadığını, iddianamenin hâlâ hazırlanmadığını belirterek savcılara hukuka uygun davranma ve tutuklular için tahliye kararı verme çağrısı yaptı.
"Polisler tuvalete dahi girmeye çalıştı"
İnsan Hakları Derneği MYK üyesi Eren Keskin de ESP’nin meşru siyaset zemininde faaliyet yürüten bir parti olduğunu vurguladı. Keskin, soruşturmanın “biat etmeyenleri susturma” amacı taşıdığını savunurken, özellikle gözaltındaki kadınlara yönelik muameleye dikkat çekti. Keskin’in aktardığına göre, bazı kadınlar tuvalete giderken dahi polis eşliğine zorlandı; üstlerini değiştirme sırasında mahremiyetlerinin ihlal edilmek istendiği öne sürüldü. Keskin şöyle dedi:
"Utanmazca şunu anlattı Pınar ve birçok kadın aynı şeyi yaşadı bu operasyonda ve benzeri birçok operasyon Tuvalete dahi pınarla girmek istemişler. Polisler düşünebiliyor musunuz ya? Bunu siz ne ile açıklayabilirsiniz? Tuvalete dahi pınarla girmeye kalkmışlar. Pınar buna izin vermemiş.
Üstünü giyinmesine, soyunmasına polisle girmek istemiş, izin vermemiş ve eşofmanıyla, pijamasıyla gitmeye kalkınca mecbur kalıp arkalarını dönmüşler ve Pınar böyle giyinmiş. Ya bunu siz hangi hukukla anlatabilirsiniz? Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'yle mi, Birleşmiş Milletler Mandela kurallarıyla mı, hangisine dayanarak yapabilirsiniz? Büyük bir hukuksuzluk var."
“Son dönemde korkuyla yönetilen bu coğrafyada biat etmeyenleri hiç sevmez ve onların sesini kısmaya çalışır. ESP'ye yapılan operasyonun ve başka diğer benzer kurumlara yapılarak tutuklanan arkadaşlarımızın tutuklanmalarının nedeni de budur. Biyatsız bir mücadele yürütmeledidir. Türkiye Cumhuriyet Devleti Serhat'ın da söylediği gibi yargısı hiçbir zaman bağımsız olmadı.
Her zaman bağımlıydı. Öyle birilerinin söylediği gibi eski güzel günler falan yoktu bu coğrafyada. Her dönem kötüydü. Ama bu dönemki kadar eee hukukun yerle bir olduğu, tek merkeze bağlılığın bu kadar fütursuzca gösterildiği, tutuklama kararlarının bu kadar fütursuzca verildiği ben başka bir dönem hatırlamıyorum. Dün bir eee skandal ortaya çıktı mesela bu coğrafyada.
Bizim hakkımızda tutuklama kararları veren Bir başsavcının, bir çeteden bir araba aldığı, araba karşılığında soruşturmaları kapattığı ortaya çıktı. Masak raporlarıyla. Ne Adalet Bakanı konuştu, kendisi şu anda Yargıtay üyesi olan eski Ankara Başsavcısı tek kelime söylemedi. Bizim hayatlarımız bu insanların elinde."
Talepler
ESP'li avukatlar adına okunan basın açıklaması şöyle:
Geçmişten bugüne iktidar gücünün baskı-sindirme-gözaltı ve tutuklama saldırılarının muhatabı olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP); bizim hukuki zorbalık kavramıyla adlandırdığımız emniyet-yargı-medya iş birliğinde gerçekleşen son siyasi kırım operasyonuyla birlikte adeta tasfiye edilmeye çalışılmaktadır. İktidar gücü dışındaki tüm meşru siyasal alanı yok etme konseptinin bir parçası olan, hiçbir hukuksal kavramla açıklayamayacağımız bu siyasi kırım operasyonunun ön hazırlığı bile, yaşanan süreci anlamamıza yardımcı olacaktır.
Partinin kurumsal kimliği ve politik faaliyetlerine yönelik bu saldırı planının temelini itirafçılaştırma ve ajanlaştırma faaliyeti oluşturmaktadır. Parti üye, yönetici ve ailelerinin tehdit-baskı-kaçırma-işkence ile itirafçılığa zorlandığı bu süreç, tutuklu müvekkillerimize hapishane koşullarında dahi itirafçılığın dayatılmasıyla devam etmiştir. Toplumsal bir çürümenin izdüşümü olan bu itirafçılaştırma operasyonuna karşı ESP’liler; 19/08/2025 tarihinde “İtirafçılığa ve Onursuzluğa Karşı Örgütlü Mücadele” başlığıyla, bir basın toplantısı düzenlemiş, siyasal faaliyetlerinin polis tarafından engellendiğini ve kurumsal kimliğe karşı kapsamlı bir saldırı planı olduğunu kamuoyu ile paylaşmışlardır. Belirtmiş olduğumuz basın toplantısından bir süre sonra 28/10/2025 ve 16/12/2025 tarihlerinde iki ayrı polis operasyonu yapılmış, her iki operasyon sonucunda ise 19 kişi tutuklanmıştır. Her iki operasyonda da itirafçılık dayatması, işkenceli emniyet aşamasından hapishanenin içine kadar sınır tanımaz bir şekilde devam etmiştir. Hukuki zorbalığın hedefinde bulunan ESP’liler; önce 10/11/2025 tarihinde Gaziosmanpaşa halkının yoğun katılım gösterdiği itirafçılığın toplum nezdinde teşhirine yönelik bir basın açıklamasına katılım sağlamış, 26/01/2026 tarihinde ise ESP İstanbul İl Örgütünde düzenledikleri bir basın açıklaması ile yaklaşan operasyonun ön hazırlığını kamuoyuna teşhir etmişlerdir.
Bahsetmiş olduğumuz bu hazırlık süreci sonucunda, 03/02/2026 tarihinde İstanbul Başsavcılığı’nca 22 farklı ilde yüzlerce adrese eş zamanlı polis operasyonu gerçekleştirilmiş, operasyon kapsamında: Meslektaşımız Av. Özlem Gümüştaş’ın da dahil olduğu ESP, Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), İHD, KESK/Haber-Sen, Polen Ekoloji Kolektifi, DİSK/Limter-İş, Atılım Gazetesi, Etkin Haber Ajansı (ETHA), Bilim Eğitim Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV), Tiyatro İmge, Birleşik İşçi Hareketi (BİH), Kaktüs Kadın Derneği, Grup Vardiya, Özgür Gençlik, Ceylan Yayınları ve Özgür Genç Kadın üyeleri olmak üzere toplam 107 kişi gözaltına alınmıştır. Operasyon kapsamında; ESP İstanbul, ESP Dersim, SGDF, BEKSAV, ETHA ve Kaktüs Genç Kadın Derneği’nin kapıları kırılmış, içindeki eşyalara zarar verilmiştir. Tüm şüpheli haklarının hiçe sayıldığı operasyonda, gözaltına alınan birçok müvekkilimize önceki süreçlerde de yaşandığı gibi işkenceye varan baskı uygulamaları eşliğinde itirafçılık dayatılmıştır.
Müvekkiller; haklarında herhangi bir hüküm bulunmamasına rağmen, İçişleri Bakanı tarafından medya vasıtasıyla hedef gösterilmiş, bu suretle de ceza yargılamasının en temel prensiplerinden biri olan masumiyet karineleri ayaklar altına alınmıştır. Görüleceği üzere emniyet yargı iş birliğinde devam eden süreç iktidarın kalemşörü medya eliyle de farklı bir boyuta taşınmıştır. Avukatlara kısıtlılık kararının getirildiği, ‘gizli’ yürütülen bu soruşturmadaki birçok done ve bilgi yandaş basına servis edilmiş, soruşturma kapsamında gözaltına alınanların ve avukatlarının erişemediği dosya içeriği yandaş televizyon kanallarında tartışmaya açılmıştır.
Bu koşullar altında yürütülen soruşturma işlemlerinde 24 saat süreyle müdafi kısıtlaması getirilmiş ve soruşturmayı yürüten savcı bir kişinin bile ifadesini almadan gözaltındakileri tutukluluk talebiyle hakimliğe sevk etmiştir. Tutukluluğa sevk edilen 107 müvekkilden 81’i; haklarında aynı isnatlarla devam eden başka yargılamalar olmasına rağmen tutuklanmış, 6’sı hakkında ev hapsi kararı verilmiş, 20’si ise adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştır. Münferit zamanlarda kendi rızasıyla savcılığa iş bu soruşturma nedeniyle başvuruda bulunan 4 müvekkilimizin de tutuklanmasıyla birlikte soruşturma kapsamı içindeki tutuklu sayısı 85’i bulmuştur. Tutuklama gerekçesi yüzlerine dahi okunmadan sulh ceza hakimliklerince verilen tutuklama kararlarına yapılan itirazlar reddedilmiş, tutuklulukta geçen sürede yapılan tutuk incelemelerinde de tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiş ve matbu biçimde verilen bu kararlara karşı yapılan itirazlar da reddedilmiştir.
Tutuklanan müvekkillerimiz Marmara Bölgesindeki hapishanelere kapatılmıştır. Soruşturma kapsamında tutuklanıp Marmara 6 No’lu L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edilenler yönünden hak gaspları artarak devam etmektedir. Yaşam alanlarının kamera ile izlenmesi, karara dayanmayan hücre uygulamaları, sürgün sevkler, havalandırma kısıtlamaları. Bilindiği üzere tutsak müvekkillerimiz bu uygulamalara karşı süresiz dönüşümlü açlık grevine başlamışlardır. Ayrıca Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan 3 kadın tutsak da koğuşları robocoplu personellerce basılarak işkenceler eşliğinde Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sürgün edilmişlerdir.
Soruşturma kapsamında suç isnadı kapsamında değerlendirilen fiilleri ise; 1 Mayıs’a katılmak, grev örgütlemek, özgürlükçü çizgide avukatlık yapmak, doğayı savunmak, haber yapmak, hasta tutsaklar ile dayanışmak, parasız anadilde eğitim istemek veya hayatını kaybetmiş kişilerin mezarlarını ziyaret etmek” olarak özetleyebiliriz. Başka bir ifadeyle; bu operasyon ile yargılanmak istenen açık ve net bir şekilde “ezilenlerin politikasıdır”. Ancak şu da unutulmamalıdır ki onların hiçbir terazisi ezilenlerin eşitlik ve özgürlük mücadelesini tartmaya yetmeyecektir.
Emniyet-yargı-medya sac ayağı ile gelişen; temeli itirafçılık olgusu ve tecrit uygulamaları olan bu operasyon ile siyasi parti faaliyetleri de fiilen dondurulmuştur. Siyasi partiler demokrasinin olmazsa olmazı, bu itibarla demokratik toplumun vazgeçilmez bir unsurudur. Ancak somut durumda her iki eş başkanı, merkez yürütme kurulu üyeleri, il başkanları ve parti meclisi üyeleri tutuklu bulunan ESP açısından bu haklar yalnızca vitrindedir.
Hukuki zorbalık, yargı tacizi ve düşman hukukuyla ilerleyen soruşturmanın 67’nci günündeyiz. Geride kalan 67 günde müvekkillerin özel hayatlarının gizliliği, masumiyet karineleri ihlal edilerek, adil yargılanma haklarına müdahale edilmiş, özgürlükleri ellerinden alınmıştır. Yine tutuklananlar arasında 65 yaşın üzerinde birçok insan bulunmakta ve bunlar arasında defalarca kalp ameliyatı geçirmiş, tedavileri halihazırda devam eden ağır hasta müvekkillerimiz bulunmaktadır. Ayrıca hukuki ve fiili bağlantının varlığıyla derdest yargılamaları olan müvekkillerin özgürlük ve güvenlik hakları ellerinden alınmıştır. Hal böyle iken soruşturmayı yürüten makamların öncelikle hasta tutsaklar bakımından tahliye kararı vermesini, bunun yanında mükerrer yargılama yasağı ilkesi nedeniyle derdest ceza davası bulunan müvekkillerin tutuklulukları yönünden değerlendirmesini bir an önce yapmasını ve nihayet soruşturma dosyası ile ilgili geç olmadan bir karar vermesini talep ettiğimizi kamuoyuna bildiriyoruz.
(EMK)








