EUROSTAT VERİLERİ AÇIKLANDI
AB'den sınır dışı edilen göçmenler arasında Türkiye yurttaşları ilk sıraya geçti
Avrupa Birliği kurumu Eurostat'ın yayımladığı son verilere göre, sertleşen Avrupa Birliği dış sınır rejimi bağlamında Türkiye yurttaşları Avrupa Birliği ülkelerinden sınır dışı edilerek üçüncü ülkelere geri gönderilenler arasında 13 bin 405 kişiyle birinci sıraya çıktı.
12 Mayıs’ta yayımlanan Eurostat verilerine göre 2025 boyunca Avrupa Birliği dış sınırlarında toplam 132 bin 600 kişi ülkeye girişte geri çevrildi. Bu sayı, 2024'e oranla yüzde 7,1 artış anlamına geliyor.
Yurttaşlık sahipliğine göre dış sınırdan geri çevrilenlerin sayıları şöyle:
- Ukrayna yurttaşları 26 bin 975 kişiyle ilk sırada yer aldı.
- Arnavutluk yurttaşları 12 bin 430,
- Moldova yurttaşları 11 bin 660,
- Kolombiya yurttaşları 6 bin 565,
- Türkiye yurttaşları ise 5 bin 635 kişiyle en çok geri çevrilen beşinci grup oldu.
Türkiyeliler AB ülkelerinden sınır dışı edilenler arasında birinci
Raporun yayımlanmasının ardından sosyal medyadaki “Türkiyeliler en fazla geri çevrilen grup oldu” yorumlarını Eurostat verileri doğrulamıyor. Ancak Türkiye yurttaşları, Eurostat’a göre 2025'te Avrupa Birliği ülkelerinden sınır dışı edilerek üçüncü ülkelere geri gönderilenler arasında 13 bin 405 kişiyle ilk sıradaydı. Bu sayıların ve tanımların anlamı şu:
-
- Uluslararası terimle “refused entry” olarak tanımlanan kategori, kişilerin sınır kapılarında veya havalimanlarında AB’ye girişine izin verilmeyen kişileri kapsıyor.
- Gene uluslararası terimle “returned” olarak tanımlanan kategori ise sınırı daha önce geçerek AB içine girmiş olan ve idari kararla ülkeden çıkartılan kişileri kapsıyor.
- Uluslararası terimle “refused entry” olarak tanımlanan kategori, kişilerin sınır kapılarında veya havalimanlarında AB’ye girişine izin verilmeyen kişileri kapsıyor.
Türkiye yurttaşları sınır kapılarında geri çevrilmede değil, ama AB’den fiilen sınır dışı edilmede ilk sıradalar.
Uzmanlara göre gerçek tablo “resmî veri"den daha kalabalık
İnsan hakları kuruluşları Eurostat verilerinin Avrupa’daki gerçek geri itme pratiğinin yalnızca kayıt altına alınabilen bölümünü yansıttığını ileri sürüyorlar. Aralarında Macaristan Helsinki Komitesi’nin de bulunduğu hak örgütlerince yayımlanan “Beaten Back at Europe’s Borders” (Avrupa Sınırlarından Zorla Geri çevrilenler) başlıklı raporuna göre 2025 boyunca Avrupa sınırlarında en az 80 bin 865 gayriresmî geri itme (“pushback”) vakası belirlenmişti.
Raporda özellikle yüksek risk alanı olarak tasnif edilen geçiş rotaları arasında, Yunanistan-Türkiye hattı, Balkan geçiş rotaları, Polonya-Belarus sınırı ve Hırvatistan sınır bölgeleri var.
İnsan hakları örgütlerine göre bu geri itme uygulamaları kapsamında göçmenler en çok iltica başvurusu hakkının engellenmesi, toplu geri gönderme, kötü muamele, fiziksel şiddet, ve telefon ve kimliklere el konulmasıyla karşı karşıya kalıyor.
Dijital sınır rejimi sıkılaşıyor
Göç uzmanları, son Eurostat istatistiklerindeki artışın bir nedeninin de AB’nin yeni dijital sınır kontrol sistemlerinden kaynaklandığını düşünüyor.
2025 sonundan başlayarak kademeli biçimde yürürlüğe giren Avrupa Birliği Giriş/Çıkış Sistemi (EES), biyometrik veri toplama, yüz tanıma sistemleri, giriş-çıkış sürelerinin otomatik izlenmesi ve vize ihlallerinin dijital tespiti türünden uygulamalar sayesinde Schengen alanındaki kontrolleri sertleştirdi.
Göç ve sınır politikaları üzerine çalışan bazı araştırmacılar, bunun özellikle kısa süreli Schengen vizesiyle giriş yapanlar, iltica başvurusu reddedilenler ve çalışma veya kalış süresi ihlali yapanlar üzerindeki baskıyı artırdığını gözlemliyor.
“Güvenli ülke” tartışması yeniden gündemde
Eurostat verileri aynı zamanda Avrupa-Türkiye ilişkileri kapsamında “güvenli ülke” tartışmalarını da yeniden gündeme getirdi.
Son yıllarda bazı AB hükümetleri Türkiye’yi göç yönetimi açısından “işbirliği yapılan güvenli ortak ülke” olarak tanımlasa da insan hakları örgütleri Türkiye'deki siyasi baskılar, ifade özgürlüğü ihlalleri, Kürt siyasetçilere dönük davalar, gazeteci tutuklamaları ve geri gönderme merkezlerinin olumsuz koşulları nedeniyle bu yaklaşımı eleştiriyor.
Özellikle Almanya, Hollanda ve Fransa’da aşırı sağ partilerin yükselişiyle birlikte göç istatistiklerinin bir siyasal enstrüman olarak daha yoğun kullanılacağı düşüncesi yaygın olarak paylaşılıyor. Avrupa’daki seçim kampanyalarının merkezine “geri gönderme”, “sınır güvenliği” ve “düzensiz göç” başlıklarının yerleşmesi, Eurostat'ın göç verilerinin önümüzdeki dönemde daha sertleşecek siyasi tartışmalarda bir silaha dönüşmesinin kaçınılmazlaşacağına işaret olarak kabul ediliyor.
(AEK)