10 soruda 'hantavirüs' hakkında bilinenler

Mayıs 2026’nın ilk günlerinde, Güney Amerika’dan Avrupa’ya doğru seyreden MV Hondius adlı yolcu gemisinde; ateş, gastrointestinal yakınmalar ve hızla ilerleyen solunum yetmezliği ile karakterize bir hastalık kümesi bildirildi. İlk değerlendirmelerde bazı olgularda hantavirüs enfeksiyonu saptandı ve olayın özellikle Andes virüsü ile ilişkili olabileceği belirtildi. Bu durum, hantavirüslerin çoğunlukla kemirgen kaynaklı bulaşan zoonotik etkenler olmasına karşın, Andes virüsü için sınırlı kişiden kişiye bulaşın tanımlanmış olması nedeniyle uluslararası halk sağlığı açısından dikkat çekti.

Dünya Sağlık Örgütü’nden ‘hantavirüs’ açıklaması
Bu olay, kamuoyunda “Yeni bir salgın mı söz konusu?”, “Hantavirüs kişiden kişiye bulaşır mı?”, “Türkiye için risk var mı?” gibi soruları gündeme getirdi. Mevcut bilimsel bilgiler, hantavirüs enfeksiyonlarının dünya genelinde nadir görüldüğünü ve bulaşın çoğunlukla enfekte kemirgenlerin idrar, dışkı veya tükürüğüyle kontamine materyallerin solunması yoluyla gerçekleştiğini göstermektedir. Bununla birlikte, Hantavirüs ailesinden Güney Amerika kökenli Andes virüsünün, yakın ve uzun süreli temasla insandan insana bulaştığı belgelenmiştir.
Bu nedenle MV Hondius olayı, geniş toplum için yüksek riskli bir pandemi tehdidi olarak değil; seyahat öyküsü, kemirgen maruziyeti, yakın temaslı izlemi ve erken klinik tanı açısından dikkatle yönetilmesi gereken sınırlı bir halk sağlığı olayı olarak değerlendirilmelidir.
Hantavirüsler küresel ölçekte nadir, ancak ağır seyirli olabilen zoonotik enfeksiyonlardır. Türkiye’de de özellikle Karadeniz bölgesiyle ilişkili daha önce bildirilmiş olgular nedeniyle, ateş, trombositopeni, akut böbrek hasarı veya solunum yetmezliği ile başvuran ve uygun epidemiyolojik öyküsü bulunan hastalarda ayırıcı tanıda akılda tutulmalıdır.
Mayıs 2026’daki MV Hondius olayı, hantavirüslerin temel olarak kemirgen kaynaklı bulaştığını; ancak Andes virüsü gibi özel türlerde sınırlı kişiden kişiye bulaş olasılığının halk sağlığı açısından dikkatle ele alınması gerektiğini göstermektedir.
Bu çerçevede, hantavirüs enfeksiyonuna ilişkin temel bilgiler ve güncel gelişmeler, bilimsel, kısa ve güncel bir soru-cevap formatında özetlenmiştir.
1) Hantavirüsler hangi virüs grubudur ve temel rezervuarı nedir?
Hantavirüsler, Hantaviridae ailesinde yer alan, doğal rezervuarı çoğunlukla kemirgenler olan zoonotik RNA virüsleridir. İnsan enfeksiyonu çoğunlukla enfekte kemirgenlerin idrar, dışkı veya tükürüğü ile kontamine materyalin aerosolize olup solunmasıyla gelişir. Korunmanın temelinde insan-kemirgen temasının azaltılması yer alır.
Andes virüsü — ANDV, hantavirüsler içinde özel öneme sahip bir türdür. Güney Amerika’da, özellikle Arjantin ve Şili’de görülen bu virüs, hantavirüs kardiyopulmoner sendromuna — HCPS/HPS neden olabilir. Andes virüsünün temel rezervuarı da kemirgenlerdir; ancak diğer hantavirüslerden farklı olarak, yakın ve uzun süreli temasla sınırlı kişiden kişiye bulaşın kanıtlanmış olduğu başlıca hantavirüs türüdür.
2) Hantavirüs enfeksiyonu dünyada hangi klinik sendromlarla seyreder?
Coğrafi dağılıma göre iki ana klinik tablo vardır. Amerika kıtasında daha çok hantavirüs kardiyopulmoner sendromu — HCPS/HPS görülür; bu tablo akciğer ve kardiyovasküler sistemi etkiler. Avrupa ve Asya’da ise daha çok böbrek sendromlu hemorajik ateş — HFRS görülür; bu tabloda ateş, trombositopeni, kanama eğilimi ve akut böbrek hasarı ön plandadır.
3) Dünya genelinde hastalık yükü ve fatalite nasıldır?
Hantavirüs enfeksiyonları küresel olarak nadir kabul edilmekle birlikte ağır seyredebilir. DSÖ’ye göre dünyada yılda yaklaşık 10.000 ile 100.000’den fazla enfeksiyon geliştiği tahmin edilmektedir. Fatalite, Asya ve Avrupa’daki HFRS tablolarında genellikle %1–15, Amerika kıtasındaki HCPS tablolarında ise %20–40 düzeylerine, bazı ağır serilerde %50’ye kadar çıkabilir.
4) Hantavirüs kişiden kişiye bulaşır mı?
Genel kural olarak hantavirüsler kişiden kişiye kolay bulaşmaz; insan çoğu zaman “son konak”tır. Ancak Andes virüsü önemli istisnadır. Güney Amerika’da, özellikle Arjantin ve Şili ile ilişkili Andes virüsü enfeksiyonlarında, yakın ve uzun süreli temasla sınırlı kişiden kişiye bulaş gösterilmiştir. Avrupa ve Asya’da görülen Puumala ve Dobrava gibi hantavirüslerde insandan insana bulaş gösterilmemiştir.
5) Klinik olarak hangi hastalarda hantavirüs düşünülmelidir?
Ateş, miyalji, baş ağrısı, gastrointestinal semptomlar, trombositopeni, akut böbrek hasarı veya hızla gelişen dispne/ARDS tablosu olan hastalarda; özellikle kemirgen teması, kırsal alan, depo/ahır/yazlık temizliği, orman-tarla maruziyeti veya endemik bölge seyahati varsa hantavirüs enfeksiyonu ayırıcı tanıda düşünülmelidir. Erken dönem bulguları influenza, COVID-19, leptospiroz, viral pnömoni, sepsis ve diğer viral hemorajik ateşlerle karışabilir.
6) Tanı ve tedavi yaklaşımı nasıldır?
Tanıda seroloji ve moleküler yöntemler kullanılır. Akut enfeksiyonda hantavirüse özgü IgM, serokonversiyon veya artan IgG titreleri gösterilebilir; erken dönemde RT-PCR ile viral RNA saptanabilir. Spesifik ruhsatlı antiviral tedavi veya yaygın kullanıma girmiş aşı yoktur. Tedavinin temelini erken tanı, destek tedavisi, solunum-kardiyak-böbrek komplikasyonlarının izlenmesi ve gerekli olgularda yoğun bakım desteği oluşturur.
7) Türkiye’de hantavirüs enfeksiyonu açısından bilinen durum nedir?
Türkiye’de ilk klinik ve serolojik olarak doğrulanmış hantavirüs salgını 2009’da Zonguldak–Bartın bölgesinde görülmüş; 12 laboratuvar doğrulanmış olgu bildirilmiştir. 2010’da aynı bölgede 8 doğrulanmış olgu ve 1 ölüm daha raporlanmıştır.
Türkiye’de 2009–2025 yılları arasında toplam 336 hantavirüs enfeksiyonu olgusu ve 15 ölüm bildirilmiştir.
8) Mayıs 2026’daki MV Hondius gemi olayı nedir?
DSÖ’ye 2 Mayıs 2026’da, MV Hondius adlı yolcu gemisinde ağır solunum yolu hastalığı kümesi bildirilmiştir. DSÖ’nün 4 Mayıs 2026 güncellemesine göre gemide 7 olgu saptanmış; bunların 2’si laboratuvar doğrulanmış, 5’i şüpheli olarak değerlendirilmiş ve 3 ölüm bildirilmiştir. Klinik tablo ateş, gastrointestinal semptomlar, pnömoniye hızlı ilerleme, ARDS ve şok ile karakterizedir.
9) Gemi olayında neden Andes virüsü özellikle önemlidir?
ECDC’nin (Avrupa Enfeksiyon Hastalıkları Kontrolü Merkezi) 6 Mayıs 2026 değerlendirmesine göre gemideki bazı örneklerde hantavirüs PCR pozitifliği saptanmış ve en az bir örnekte Andes virüsü — ANDV doğrulanmıştır. Andes virüsü Güney Amerika’da endemiktir ve kişiden kişiye bulaşın nadiren de olsa belgelenmiş olduğu hantavirüs türüdür. ECDC’nin hipotezine göre bazı yolcuların Arjantin’de maruz kalmış olması ve gemi ortamında yakın temas nedeniyle sınırlı bulaş olasılığı araştırılmaktadır.
10) Bu gemi olayı genel toplum için büyük bir salgın riski anlamına gelir mi?
Mevcut değerlendirmeye göre hayır. DSÖ olayla ilişkili küresel riski düşük, ECDC ise Avrupa genel nüfusu için riski çok düşük olarak değerlendirmiştir. Bunun nedeni, Andes virüsünün kişiden kişiye kolay bulaşmaması, bulaşın genellikle yakın ve uzun süreli temas gerektirmesi ve Andes virüsünün doğal kemirgen rezervuarının Avrupa’da bulunmamasıdır.
Bununla birlikte gemideki yolcular/personel yakın temaslı kabul edilmekte; izolasyon, temaslı izlemi, test, tıbbi takip ve uygun enfeksiyon kontrol önlemleri uygulanmaktadır.
(VC)






