15 Mart gecesi Cenevre'deki Pitoëff Sahnesi tamamen dolmuştu. Salondaki bazı koltuklar hâlâ İran'a yönelik saldırının haberlerini sindirmeye çalışan insanlarla doluydu. Büyük Belgesel Ödülü'nü alan Afganistanlı yönetmen Soraya Akhlaghi kürsüye çıktığında sesi titriyordu:
"Eşim yarın sabah Ermenistan sınırından yalnız geçecek. Gideyim mi gitmeyeyim diye düşünüyor." Ardından ekledi: "Sanat bizim silahımız, sığınağımız, sesimiz ve rüyamız."
Yönetmenin bu cümlesi, 24. İnsan Hakları Film ve Forum Festivali'nin (FIFDH) on gününü belki de en iyi özetleyeniydi. 6-15 Mart tarihleri arasında gerçekleşen festivale bu yıl 32 binden fazla kişi katıldı; tema "otoriter rejimlere direniş"ti. On günün sonunda bu tema bir çerçeveden fazlasına dönüşmüştü: Bir durum tespitine.
Yurlu | Country, Avustralya'nın en büyük asbest kontaminasyon bölgesini Banjima Yerlisi Maitland Parker'ın son yılları üzerinden anlatıyor. Parker film çekilirken mezotelyoma teşhisi konulmuş bir adamdı; 2024'te hayatını kaybetti. 9 Mart forumunda yönetmen Yaara Bou Melhem şunu söyledi: "Bu artık sadece bir film değil, bir hareket. Maitland'ın son vasiyetiydi." Parker'ın yeğeni Janel törende sahneye çıktığında altmış yıllık bir öfkeyi tek cümlede özetledi: "Yeter."
DRC'yi konu alan Le Sang et la Boue (Kan ve Çamur), Güney Kivu'daki Numbi köyünde koltan madenciliği ile savaşın iç içe geçişini anlatıyor. Filmin en yoğun anlarından biri bir alışveriş sahnesinde geliyor: madenci bakır satmaya gidiyor, tüccar fiyatı reddediyor. Madenci itiraz ediyor: "Nasıl fazla olabilir? Buraya gelmek için çok para harcadım. Biz üretiyoruz, tüm tedarik zinciri bize bağlı, dünyanın ihtiyacının yüzde altmışını biz çıkarıyoruz." Tüccar yanıtlıyor: "Haklısın, yüzde yetmiş aslında. Ama fiyatı biz belirlemiyoruz. Çin, alıcılar, Londra Borsası belirliyor." Neredeyse Kafkaesk bir sahne: sistem o kadar büyük ve o kadar katmanlı ki temel halkasının hiçbir pazarlık gücü yok. Madenci Ujumbe'nin başka bir sahnedeki sözleri bu tablonun özeti: "Herkesin cebinde Congo'dan bir parça var."
Yerinden edilmişler ve sinema
Büyük Kurgu Ödülü'nü alan Cotton Queen Sudan'dan geliyor. Suzannah Mirghani'nin yönettiği bu film, bellek, güç ve kadın hikayeleri üzerine kurulu; ekip Mısır'da yerinden edilmiş olarak yaşıyor. Video mesajında şöyle dedi: "Bu ödülü Sudan'daki ekibimle paylaşıyorum. Yerinden edilmiş olarak çektik bu filmi. Sanat çatışma dönemlerinde de hayatta kalıyor."
Forumlar filmlerin bıraktığı boşluğu doldurdu. Black Water belgeseli üzerine düzenlenen forumda Bangladeşli iklim aktivisti Shakila Islam ekranda göründü , bizzat gelemiyordu, çünkü ülkesindeki koşullar izin vermemişti. "Sizin ülkelerinizde gençler kariyer planlıyor" dedi. "Bizde gençler sadece hayatta kalmaya çalışıyor." Rakamlar bu cümleyi destekliyor: Her yıl ortalama 700 bin Bangladeşli sel, kıyı erozyonu ve yükselen deniz seviyesi nedeniyle yerinden ediliyor. 2050'ye kadar bu rakamın 19,9 milyona ulaşması bekleniyor. Forumda İsviçreli Elvetas temsilcisi René Hollenstein kürsüden dürüst bir şey söyledi: "İsviçre'nin 2028'de Bangladeş'e yönelik kalkınma yardımını kesmesi beni utandırıyor."
Zafer Kızılkaya ile röportaj yaptım. Goldman Çevre Ödülü'nü Türkiye'den kazanan ilk isim, Akdeniz Koruma Derneği'nin kurucusu. "Yeryüzünü Yeniden Vahşileştirmek" başlıklı forumda konuştu. Gökova'da gözlerinin önünde bir türün yok oluşunu anlattı: "Biz işte efendim fokları koruyalım derken pinna, dünyanın en büyük midyesi yok oldu gitti. Hiçbir şey yapamadı kimse. Oradaki balığın sesi olmak bizim gibi birkaç insana kalıyor."

"Dünyanın en büyük midyesi yok oldu gitti, hiçbir şey yapamadı kimse"
İzledikten sonra ne yapacağız?
BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, Disunited Nations belgeseli üzerine düzenlenen forumda Fransız Dışişleri Bakanı'nın sahte video skandalını geride bırakarak konunun özüne geçti. "Uluslararası hukuk ne ölü ne diri" dedi. "Bir araç. Bizi kurtarmaya kılıcıyla gelecek değil. Biz onu kullanmak zorundayız." Özellikle şunu vurguladı: "Karar alma gücü devletlerin elinde değil. Bir ekonomik ve finansal sistemin elinde. Ve bu aynı zamanda bize o sistemi söküp atmaya katılma gücü veriyor." Sudan'ı tartışan forumda analist Holoud Rahir savaşı tanımladı: "Bu bir iç savaş değil. Sivil yaşamın kendisine karşı açılmış karşı-devrimci bir savaş." Yardımın özelleşmesini ele alan forumda ise soru başkaydı: Devlet geri çekilince kim dolduruyor boşluğu? Cevap yoktu ama sorunun kendisi yeterliydi.
Kapanış törenine Cenevre Belediye Başkanı Alfonse Gomez, Kanton Konseyi üyesi Nicolas Valderau, festivalin kurucusu Léo Kaneman ve fahri sponsor Barbara Hendricks katıldı. Gomez, Albanese'yi doğrudan adresleyerek konuştu: "Ülkelerine girmenizi yasaklayanlar olabilir; ama Cenevre'de her zaman hoş geldiniz." Albanese mikrofonu aldığında şöyle dedi: "Umut bir fiil. Bir eylem. Ve kolektif bir eylem."
Ko-direktör Laila Alonso Huarte ise festivali iki cümleyle kapattı: "Dayanışma soyut bir fikir değil. Her jest, her ilişkide verilen siyasi bir karar, bizi bütünlüğümüze geri götüren bir karar." Ardından ekledi: "Bazen kaybediyormuş gibi hissediyoruz. Ama kimse savaşmasaydı dünyanın ne hale geleceğini de bilmiyoruz."
Bu yılki FIFDH'in kalıcı sorusu buydu: İzledikten sonra ne yapacağız? Soraya Akhlaghi sahneyi terk ederken eşi hâlâ sınırda bekliyordu.
FIFDH 2026 ödülleri
• Büyük Belgesel Ödülü + Genç Jüri Belgesel Ödülü: A Fox Under a Pink Moon — Soraya Akhlaghi & Mehrdad Oskouei (Afganistan/İran)
• Büyük Kurgu Ödülü: Cotton Queen — Suzannah Mirghani (Sudan)
• İnsan Hakları Vizyonu Ödülü: Yurlu | Country — Yaara Bou Melhem (Avustralya)
• Gilda Vieira de Mello Ödülü: Letters from Wolf Street — Arjun Talwar (Polonya/göç)
• Genç Jüri Kurgu Ödülü: Landry — Zamo Mkanazi (Güney Afrika)
• Convergence Ödülü: Nigé — Cany Poarta
• Cezaevi Jürisi Ödülü: Avant il n'y avait rien — Ivan Yarcii
(MEÖ/HA)






