Sabah sayımı
Memleket aşırı operasyon mevsimine girince içeridekilerin haber değeri biraz azaldı. Komedyen kardeşimiz Deniz Göktaş Yatarmatik yıllık kotasının birinci ayını doldurması nedeniyle bir açık mektup yolladı hepimize. “Neşemizi çalamazlar” derken de şaka yaptığını izlediğini anlayan izleyiciler anlamıştı da ciddiye alıp mukabele edenleri tekzip etti güzelce.
Ülke bir zor ki; başına bir iş gelince seni savunmak için ortaya çıkanlara “Yahu ben onu mu dedim?” diye laf yetiştirmek zorunda kaldığında harcanmak üzere zihin şarjı saklamak zorundasın. Neyse Deniz Göktaş’ın güncel ihtiyaç listesine dönecek olursak cezaevi kitap okuma biriminin Moby Dick’i bir an önce okuyup teslim etmesini bekliyoruz. Takipteyiz! O Moby Dick o hücreye girecek!
Gelelim dışarıya. Her sabah şuna operasyon buna operasyon diye uyanmaktan kızgınlıktan bıkkınlık aşamasına geçenlerde değişik alışkanlıklar türemeye başladı. Doğal afetler için hazırlananlara benzer uygulamalar çıkmış. Uygulamayı indirenler “gözaltında değilim” düğmesine basarak birbirini kontrol ediyormuş.
Uygulamanın tasarımını yapanlarla görüştüm. Tasarım grubunda yer alan ancak isminin bilinmesini istemeyen kişinin dediğine göre aslında kendileri için geliştirmişler yazılımı. Siyasetçilere ve ünlülere yönelik operasyonlarla pek ilgilenmemişler ancak lavaş, tavuk kanat, şakşuka ve son olarak cezerye çetelerine yapılan operasyonlarda şirketlere kayyım atanması üzerine böyle bir teyit uygulamasının yararlı olacağına karar vermişler. “Sabah uyandığımızdan birbirimizden haberdar olmamızın günü planlamak, önceden belirlenmiş toplantı takviminin geçerli olup olmadığına karar vermek için yararlı olacağını düşündük” diyor.
Uygulama yakın çevrelerinde kulaktan kulağa yayılmış ve bir anda yoğun talep gelmeye başlamış. Gönüllükle dağıtımını yapsalar sıkıntı olacağını düşünmüşler tabii. Kaldı ki yazılımdan para kazanan şirket neden uygulamasını paraya dönüştürmesin ki? Ben de hak verdim elbette. Görüşmemizin hatırına bana uygun bir deneme sürümü hediye etmek istedilerse de kabul etmedim. Hem beleşçilikten hoşlanmadığımdan hem de işime yarayacağını düşünmediğimden istemedim açıkçası.
Ama her zaman olduğu gibi yanıldım. O kadar hızla yayılmış ki uygulama geçenlerde çocukluk arkadaşlarım uygulamayı indirmeye davet etti, onu da kabul etmedim. Reddettim diye sinirlenmiş uygulamayı indiren, hemen aradı. “Hayırdır arkadaşım, bizi mi beğenmedin?” diye sordu. Şaşırdım, kaldım. “Ne ilgisi var beğenmeyle, beğenmemeyle? Benim ihtiyacım yok buna” derken lafı ağzıma tıktı. “Biz tehdit altındayız da sen dağlardan serin misin? Bilmediğimiz bir dayın, emmin mi var?” dedi sesini daha da yükselterek. Dert dinlemeyi geçtim işittiğini anlayacak gibi değildi. “Sakinleştiğinde konuşuruz” diyerek kapattım telefonu.
Niye o kadar kızdığını anlamadım, merak ettim. Meğer şirket, uygulamayı ilk indirip en çok kişiye ulaşmayı sağlayanlara küçük güzellikler vaat etmiş. Ben de işte o promosyona taş koymuşum teklifi reddederek, meğer onaymış öfkesi. Bunu öğrenince bu defa gerçekten ürktüm. Sırf başıma iş gelsin de uygulamayı indirmediğime pişman olayım diye beni CİMER’e ihbar eder bu, dedim ve indirdim uygulamayı iyi mi!
Neyse benden daha cesur ve uygulama indirmekle uğraşmak istemeyenler el yapımı gruplar kurarak idare ediyorlarmış. Her grupla uğraşmaya takati olmayanlar durum güncellemelerine ekliyorlarmış. Böylelikle memleketin hapiste olmayan nüfusunun tamamına yakını sabah sayımını yapıyormuş. Güzel gelişmeler nihayetinde bunlar. Sevinmek gerek.
(ÖE/NÖ)