Kurallı Türkiye Partisi
Umberto Eco’nun Sıfır Sayı kitabı ile Arthur Schopenhauer’in Haklı Çıkma Sanatı kitaplarını okuyup memleketin gündemine çok uygun pırıl pırıl bir fikir geldi aklıma. Gündem hazır, kitle akışkan, kafalar yeteri kadar karışıkken yapılabilecek en iyi planı yaptım ve parti kurmaya karar verdim. Partimizin adı Kurallı Türkiye Partisi. Neden? Çünkü tek bir amacımız var, o da kuralın niteliğinden bağımsız olarak herkese uygulanması. Bu kadar!
Örnek mi istediniz? Derhal! Misal Anayasada “Basın hürdür, sansür edilemez” yazıyor. Ama mevcut kanunlar ve uygulamada kimi sansüre benzer hareketler de var. Bizim iktidarımızda eğer sansür yapılacaksa tüm muhataplara eşit olarak uygulanacak. Yani “biz iktidar olunca sansür kalkacak” demiyoruz. Sansürse sansür olacak, ama herkese eşit olacak.
Hadi basın yayın işlerine varmayalım, daha günlük hayata gelelim. İktidarımızda kaldırıma park etmek yasaksa herkese yasak olacak. Kaldırımlar otopark olacaksa da herkese eşit muamele edilecek. Ama yok, kaldırıma araba park edilmesin, park edilemesin diye konulan dubaları ezip vidasını yerinden çıkarana kadar kanırtılmasın diyorsak yani kural buysa o arabayı hop diye kapıp götüreceğiz. Efendim dörtlüleri yaktık, dükkana girmiştim, hemen gelecektim falan yok. Araba doğru garaja çekilecek. Sürücüsü de bir süre kaldırımda yürüyecek.
Diyelim ki yine bir salgın başladı ve toplanmak yasaklandı. O yasak da herkese eşit uygulanacak. “Biz toplanınca virüsler mesaiye ara veriyor, siz toplanınca fazla mesai yapıyor”, denilmeyecek.
Memlekette en çok kullanılan iki kelime “asgari” ve “ücret” olduğu için bu konuya da değinmek iyi olabilir. Asgari ücretin niteliğinden, tutarından, bir insanın neyine yaradığından bağımsız olarak eğer asgari ücretle çalışıyorsan o asgari ücreti kesin olarak alacaksın. Yani bankaya yatan ücretin bir kısmını elden iade etmek yok. Bunu yapan tespit edildiğinde de yapılacak iş belli. İktidarımız usulsüzlükten para kazanma derdinde olmadığından yaptırımlar daha berrak olacak. Mesela işçisine asgari ücret vermediği tespit edilen patronu işçisiyle yer değiştireceğiz. Bu kadar basit.
Hakkında en çok konuşulanlardan biri milletvekillerinin maaşları, Meclis lokantasında kavurmanın kaç para olduğu, emekli milletvekillerinin ne yediği ne içtiği olduğu için basitçe bu meseleyi de çözeceğiz. Milletvekillerine kaçıncı dönemleri olduğuna bakılmaksızın mesleğe yeni başlayan öğretmen maaşı verilecek. Türkiye’deki herkes ya milletvekilleri gibi sağlık hizmeti alacak ya da milletvekilleri herkes gibi sağlık hizmeti alacak. Milletvekilliği atipik bir kamu hizmeti olsa da meslek kodu olmadığı için emeklilik de söz konusu olmayacak. Dönemini bitiren önceden ne yapıyorsa onu yapmaya devam edecek.
Hep sıkıntılı konulardan konuşmaya gerek yok. İktidarımızda gıda meselesini de hızlıca çözeceğiz. Koca bir bakanlık oturup kalkıp zeytinyağından elma suyu, lahmacundan kanatlı unsur, sucuktan birazcık at çıktı falan diye liste yayınlayıp durmayacak. Lahmacunlara birazcık tavuk kanadı eklenebilecekse her yerde herkesin yediğine eklenecek, değilse o lahmacunu, sucuğu, zeytinyağını artık aklınıza ne gelirse yapanlar ile yiyenler yer değiştirecek. Oldu bitti.
Yine bu aralar en çok konuşulan başlıklardan biri de “yasadışı bahis”. Ne kadar saçma değil mi? Bütün bahisler ya yasaldır ya değildir. Adı üstünde yani bahis bu! Yazı tura atsak ondan da vergi mi alınacak? Olmaz böyle tutarsızlık. İktidarımızda tüm bahisler ve aslı esası bahis olan tüm faaliyetler serbest olacak. Yasadışı bahis operasyonu maliyeti de bir kalemde bitecek.
Buraya kadar verdiğim örnekleri herkes istediği kadar çoğaltabilir. Ha bu arada “insan evladının ne yapacağı belli olmaz, böyle dersin ama koltuğu görünce sen de başlarsın kıvırmaya” diyecek olanlara da müjdemi vereyim. Parti tüzüğümüze “kendini imha” maddesi ekleyip yapay zeka destekli sistem inşa edeceğiz. Bu sistem kural ihlali tespit ettiği anda otomatik olarak devreye girip partiyi feshedecek. İşte bu kadar basit!
(ÖE/NÖ)