Birtek-Sen diye bir sendika var malum. Şarkı sözü gibi kısaltma yapmışlar. Uzun adı Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası. Taze bir sendika, 2022 yılında kurulmuş, bağımsız. Bağımsız sendika demek, içinde çok sayıda "başgan" bulunan bir federasyon veya konfederasyonu yok demek. Sendikanın başkanı Mehmet Türkmen. Arama motoruna yazınca yakışıklı bir futbol hakemi de çıkıyor. Gerçi bizim aradığımızın da bir albenisi yok değil hani. Arama motoruna "sendikacı olan yakışıklıyı göster bakayım", diye ısrar edince gelen haberlerden doğru yerde olduğumuzu anlıyoruz. Çünkü "Mehmet Türkmen yine tutuklandı", "Mehmet Türkmen’in tutukluluğu Meclis gündemine taşındı", "Akademisyenlerden Mehmet Türkmen’e destek" haberleri çıkıyor. Evet, bizim aradığımız Mehmet Türkmen bu.
Doğru Mehmet Türkmen’i bulunca bakıyoruz ki durmadan ya gözaltına alınıyor ya tutuklanıyor. Bu adam ya kendini deli gibi bir şey etmiş ya da boş zamanı çok diyenler de çıkar tabii. Merak edip biraz daha okuyunca şöyle bilgilere ulaşıyoruz: Henüz Memo diye anılacak çağda, 9 yaşında çırak olmuş. Sonra, 15 yıl tekstil işçiliğine devam etmiş, sendikalı olmuş. Sendikalı dediysek "cici" olanından olmamış tabii. Öyle olunca ikna edilebilir de olamamış anlaşılan.

Portre: Tekstil işçilerinin tutuklu sendika başkanı Mehmet Türkmen
Mehmet Türkmen pandemi döneminde işçileri fabrikaya kapatıp zorla çalıştırdıklarını söylemiş. A, ama çok ayıp bu dediğiniz Mehmet Bey! Hiç öyle şey olur mu? "Gaziantep tekstili şahlandı" başlıklı reklam haberlerle dolu fevkalade yerel bir gazete de bu nedenle kendisine ateş püskürmüş. O ateşle bir soruşturma kararının yazılı olduğu kağıt tutuşuvermiş. Efendim ne işitse tahrik olmasıyla bilinen halkımızı kin ve düşmanlık duygularıyla doldurduğu iddiasıyla Mehmet Türkmen hop diye gözaltına alınmış. Uslanmış mı? Hayır. Bu defa 6 Şubat depremlerinde "işçileri fabrikalara kapatıp zorla çalıştırıyorlar", demiş. Savcılık da "elimizde taze madde var, onu deneyelim" diyerek gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yaydığı iddiasıyla soruşturma başlatmış. Yani neymiş? İşçiler fabrikaya kapatılıp zorla çalıştırılmıyormuş efendim!
Mehmet Türkmen grev örgütlemeye kalkmış, çalışma hürriyetini ihlal suçunu işledin, demişler. Bundan önce yedi saat kadar kendisinin hareket ve seyahat hürriyeti bir miktar sınırlandırılmış, ama resmi açıklamada mealen "Ne münasebet! Gözaltı işlemi falan yapmadık. Buna gözaltı diyenler gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yaymış olur, ona göre yazınızı yazın" denilmiş. O işlem gözaltı değilmiş elbette ama o arada Mehmet Türkmen bir miktar tutuklanmış. Tutuklu kalma kotasının dolduğuna dair Yatarmatik sistemi uyarısı gelince serbest bırakılmış. Aradan zaman geçince Yatarmatik bu defa Mehmet Türkmen’in 2026 yılı kotasını doldurmadığı uyarısı yapmış olsa gerek ki geçenlerde yine tutuklanmış. Söylenene göre bu defa durum çok ciddiymiş. Efendim, Mehmet Türkmen tekstil sektörünün Gaziantep havarisindeki işyerlerini neredeyse Sermet Çağan’ın Ayak-Bacak Fabrikası oyununa benzetmiş. Neymiş? Çalışırken işçilerin elleri, kolları, ayakları kopuyormuş! İnanılır gibi değil! Üstüne bir de Mehmet Türkmen’in annesi şöyle bir soru sormuş: "Benim oğlumdan ne istiisiniz zenginler?" Oysa ülkemizin zenginleri ne ister? Bolluk, bereket, refah! Öyle olduğu için halkı yaşadığı hayata kimi odakların merceği ile bakarak yabancılaştırmak eyleminin yeni yargı paketine alınarak suç listesine eklenmesi birkaç sağlam kolun havaya kalkmasına bakar.
(AB/ÖE)







