“Morbid” AKP
AKP’li dönemde, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından ilki 2008 yılında gerçekleştirilen “Türkiye Sağlık Araştırması”nın sekizincisinin sonuçları geçtiğimiz hafta, 2 Haziran’da kamuoyuyla paylaşıldı. Bu araştırmaların, 2008-2016 yılları arasında her iki yılda bir, 2019 yılından itibaren her üç yılda bir ve benzer metodoloji ile gerçekleştirildiği bilgisine sahibiz. Araştırma sonuçları fazla kiloluluğun ve obezitenin (şişmanlığın) Türkiye’de yıllar içinde artmakta olduğunu gösteriyor.
Morbid obezite
Erişkinlerde boya göre vücut ağırlığının orantısı üzerinden hesaplanarak tanısı konulan fazla kiloluluk ve obezite; kronik, çok faktörlü, tekrarlayan ve morbid bir hastalıktır. Bu hastalık, sıklığı ve neden olduğu sorunlar sebebiyle Türkiye’de de bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir.
Tıp alanında kullanılmakta olan “morbid” Latince kökenli bir kelime olup, tek başına bir hastalık adı değildir. Ciddi sağlık sonuçlarına neden olabilen, ölüm riski taşıyan hastalık durumlarını tanımlamak için kullanılmaktadır. Örneğin, “Obezite morbid bir hastalıktır” demek, bir hastalık olarak obezitenin başka ciddi hastalıklara hatta ölüme yol açma riski taşıdığı anlamına gelmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Aralık 2025 tarihinde açıkladığı rapora göre fazla kilo ve obezite erken ölümle ilişkilidir ve bulaşıcı olmayan birçok hastalığın önemli risk faktörleri (nedenleri) arasındadır. Bu hastalıklar; inme, iskemik kalp hastalığı, kalp yetmezliği, hipertansif kalp hastalığı, dislipidemi (kandaki yüksek yağ düzeyleri) ve hipertansiyon dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalıklar. KOAH (kronik obstrüktif akciğer hastalığı), obstrüktif uyku apnesi ve astım dahil olmak üzere kronik solunum yolu hastalıkları. Meme, kalın bağırsağın son bölümü (kolorektum), safra kesesi, mide, böbrek, karaciğer, pankreas, rahim, yumurtalık, yemek borusu ve tiroit dahil olmak üzere kanserler. Kronik böbrek hastalığı. Depresyon gibi zihinsel sağlık sorunları. Bel ağrısı ve osteoartrit (eklem kireçlenmesi) dahil olmak üzere kas-iskelet sistemi komplikasyonları (yan etkileri). Bazı karaciğer hastalıkları ve Tip-2 (erişkin tip) diyabet fazla kilo ve obezitenin önemli risk faktörü olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış hastalıklardır. Bu nedenle, fazla kiloluluk ve şişmanlık morbid bir hastalıktır.
Dünya ve Türkiye’de fazla kilolu ve şişmanlar
DSÖ, dünya erişkin nüfusunun 1990 yılında yüzde 25’inin, 2022 yılında ise yüzde 43’ünün fazla kilolu olduğunu açıklamıştır. Bu durum, dünya genelinde fazla kilolu erişkinlerin sıklığının 32 yıl içinde yüzde 72’lik bir artış gösterdiğini ortaya koymaktadır.
Türkiye Sağlık Araştırması-2008 sonuçlarına göre her 100 erişkinden 48’inin fazla kilolu, bunlardan 15’inin de şişman olduğu saptanmıştır. 2010 yılında yapılan araştırmada her 100 erişkinden 50’sinin fazla kilolu, bunlardan 17’sinin şişman olduğu, 2012 yılında her 100 erişkinden 52’sinin fazla kilolu, bunlardan 17’sinin şişman olduğu, 2014 yılında her 100 erişkinden 54’ünün fazla kilolu, bunlardan 20’sinin şişman olduğu, 2016 yılında her 100 erişkinden yine 54’ünün fazla kilolu, bunlardan 20’sinin de şişman olduğu bulunmuştur. Üç yıl sonra, 2019 yılında yapılan araştırmada Türkiye’de her 100 erişkinden 56’sının fazla kilolu, bunlardan 21’inin şişman olduğu, 2022 yılında her 100 erişkinden yine 56’sının fazla kilolu, bunlardan 20’sinin şişman olduğu ve 2025 yılında gerçekleştirilen araştırmada da her 100 erişkinden 59’unun fazla kilolu, bunlardan da 22’sinin şişman olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlara göre, Türkiye’de yaklaşık 17 yılda fazla kilolu erişkinlerin sıklığının yaklaşık yüzde 24,8; şişman erişkinlerin sıklığının ise yüzde 43,4 oranında artığı görülmektedir. Bu artış hızları dünya ortalamasının üzerindedir. Veriler ayrıntılı olarak incelendiğinde, fazla kiloluluk sıklığının erişkin erkeklerde kadınlara göre, şişmanlık sıklığının da erişkin kadınlarda erkeklere göre daha fazla olduğu görülmektedir.
Toplumsal eşitsizlikler en önemli neden
Son yıllarda düşük ve orta gelir düzeyine sahip ülkelerde aşırı kilo ile şişmanlığın yetersiz, özellikle de dengesiz beslenmeyle birlikte bulunduğu görülmektedir. Aynı durum tüm ülkelerde düşük ve orta gelir düzeyli hanehalklarında da görülmektedir. Bu durum bir yandan gelir dağılımında giderek artan eşitsizliklerin yanı sıra hükümetlerin sosyal politika programlarında yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanmasının toplumsal düzeyde siyasal bir sorumluluk olduğu kabulünden vazgeçmiş olmalarıyla ortaya çıkan bir durumdur. Daha başka bir ifadeyle, kapitalist neoliberal politikaların dünya genelinde uygulamaya başlamasından itibaren fazla kiloluluk ve şişmanlığın daha hızlı arttığı söylenebilir.
Fazla kiloluluk ve şişmanlığın yanı sıra bunlarla ilgili hastalıklar da büyük ölçüde önlenebilir ve yönetilebilir hastalıklardır. Çünkü, fazla kiloluluk ve şişmanlık genetik, yaş vb. kişisel nedenlerden çok toplumsal eşitsizlikler nedeniyle yaşanan gelir, eğitim, yaşam koşulu, sağlık hizmetlerine erişim gibi alanlarda yaşanan eşitsizlikler nedeniyle ortaya çıkmakta, engellenememekte ya da yinelenmektedir.
AKP’nin resmi tarihi ve bugünkü iktidarın hali
Bilindiği gibi AKP, kuruluşundan 15 ay sonra Kasım 2002’de yapılan ilk genel seçimlerde toplam seçmenlerin yüzde 26,1’inin oyuyla milletvekilliklerinin yüzde 66’sını kazandı. Seçim tarihinde yasaklı olduğu için seçime katılamayan parti genel başkanı Mart 2023 yılında yapılan ara seçimle TBMM üyesi oldu. O dönemde ülkeler “küresel kapitalist neoliberal sisteme” katılmaları için ABD’nin hegemonyasındaki Dünya Bankası (DB) ve Uluslararsı Para Fonu (IMF) tarafından değişik biçimlerde zorlanmaktaydı. Türkiye de birinci AKP Hükümeti ile birlikte bu entegrasyonu dünyaya örnek gösterilen bir hızda tamamladı.
AKP Hükümeti IMF’den doğrudan kredi almamasına karşın, ekonomi ve sosyal politikalarını harfiyen uyguladı. Haziran 2003 tarihinden başlayarak DB ile birlikte Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı (SDP) hayata geçirdi. Bir yandan sağlık, eğitim vb. kamusal alanların maliyetini hizmeti kullananların-yurttaşın sırtına yüklerken, diğer yandan kamusal kaynakların başta ulusötesi olmak üzere şirketlere aktarılmasını sağladı. Tabiri caiz ise peşkeş çekti. Ortaya çıkan ekonomik ve sosyal sorunlar zaman içinde toplumsal rıza üretimini zayıflatmaya bir süre sonra da iktidarı için yetersiz hale getirdi. Kitlesel desteğini büyük ölçüde yitirdiğinden 2017 yılında rejim değişikliğine gidildi. Ancak, 2024 yılındaki mahalli idareler seçimlerinden bir süre sonra AKP iktidarının varlığı için “Partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” de yetersiz hale geldi. Ve rejimin tahkimatı için bugünlerde ana muhalefet partisine yapılan akıllara seza bir operasyonla bizzat yaşandığı gibi yerel seçim sonuçlarının ardından parti içi seçimlerin de geçersiz sayılıp, muhalefet partilerinin de AKP iktidarı tarafından yönetilebileceği koşullar sağlanmaya çalışılıyor. Bununla birlikte, muhalefet henüz birlikte direnme çabasından vazgeçmiş, “her koyun kendi bacağından asılır” demiş değil.
Siyasal ve ekonomik tercihlerinin ortaya çıkardığı yoksulluğun çözümsüzlüğüne olan mahkumiyeti bir süredir AKP iktidarını “morbid” hale getirdi. AKP uzun zamandan beri halkı hastalandırıyor. Yarattığı ekonomik, toplumsal ve sosyal koşullar nedeniyle hastalandırdıklarının sayısı ve sıklığı her geçen gün daha da artıyor. Pahalılık ve reel yoksullaşma toplumun büyük bölümünü yeterli ve dengeli beslenme yerine proteinsiz (etsiz, peynirsiz, yumurtasız, yoğurtsuz) ve vitaminsiz, mineralsiz (meyvesiz, sebzesiz) beslenmeye mecbur kılıyor. Kira ve ulaşım harcamalarından artan parası olanlar yalnızca açlığı gideren yüksek kalorili (makarna, ekmek, margarin) besinlerle yetinmek durumunda kalıyor.
Morbid obezite ve AKP ile mücadele
AKP Hükümeti DB ile birlikte 2003 yılında SDP’yi gündeme getirdiğinde de 2010 yılında BD tarafından SDP için Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) ödül verildiğinde de Türk Tabipleri Birliği (TTB) gerekçeleriyle birlikte “AKP sağlığa zararlıdır!” sloganını hekimler, sağlıkçılar ve toplumla paylaşmıştı. Ancak, o dönemlerde kafası karışık olan bazıları bu sloganı kıyasıya eleştirmişti. Maalesef TTB yanılmadı. Zaman, haklılığını reddedilemeyecek bir biçimde kanıtladı. Sağlık için zararlı olan AKP artık doğrudan hastalandırıyor. Günümüz AKP’si artık “morbid” AKP’ye dönüştü.
Fazla kilo ve şişmanlıkla mücadelenin yolu yöntemi nasıl belliyse ve AKP iktidarı tam tersini yapıyorsa, “morbid” AKP iktidarıyla mücadelenin yolu ve yöntemi de belli. Çözüm, sol, sosyal demokrat ve sosyalist muhalefet başta olmak üzere muhalefetin “amasız, fakatsız” birlikte mücadelesi ve dayanışmasıdır. Dileriz, muhalefetin hiçbir üyesi bugünler için “keşke” demek durumunda kalmaz.
(OH/TY)