Mizaha ceza şaka mı?
Mizah yapanları hapse atıyorlar, esprilere ceza davası açıyorlar. Şaka mı bu?
Güldürürken düşündürenlerden korkuyorlar. Halka karşı baskıcı gücü yerenler, espriyle güldürerek insanları düşündürenleri tehlikeli bulanlar; mizahtan korkuyorlar.
Kahkahaların cezalandırıldığı memlekette mizahtan korkanlar, gülmece karşısındaki zavallılardır. Gülmenin gücü otoriteleri bozar. Otoriteleri mizahla bozulanlar; gülmecenin karşısında yıkılır giderler.
Mizah, stres altında olduğunuz zamanlarda gerilimi çözer. Yaşamın gülünç haldir. Gülmek, gülümsemek, kahkaha, mizah ve şaka hem trajedi ve hem komedidir. İnsanlar yaşadıkları acılara karşı gülmeyi ve mizahı buldu. Yaşam şaka gibidir.
Mizah ne söylemelidir? Her şakanın ardında bir gerçek var mıdır?
Yaşam bazen şaka gibidir, ama gerçektir. Gıdası espridir, korkulmaz. Gülünebilir.
Gülümsemek ve kahkaha atmak günlüğünüzün bir köşesinde durur. Güldükçe gülersiniz, kahkahalar atabilirsiniz! Ne kadar çok ihtiyacınız varsa asık suratlardan ve otoritelerden kurtulmaya, mizah hep olacaktır. Hatta eleştirilerde, mizah hep vardır.
Kızdığınız zaman, şaka mı bu dersiniz ama gülersiniz. Ardında mizah vardır. Yaşam komik gelebilir… Birçok güçlükler şaka gibidir bazen! Şakayı yapmak kadar, şaka yapılan kişinin bunu anlaması gerekir.
Espri anlayışınızı sorgulayın, ne kadar katlanıyorsunuz ve gülebiliyorsunuz…
“Freud’a göre -şaka ve espri- gizlenip bastırılan saldırgan ve seksüel duygularla, endişelerin eğlendirici bir biçimde açığa çıkmasıdır… Bu duygu insana cesaret verir, üstünlük verir. Şakanın özü, sözü güçlüyse, bir değeri varsa espriye dönüşür. Şakalar ise sadece haz üretme amacı güder.”[i]
Eleştiriler alaycı sözlerle ifade edilebilir.
İroni ile mizahın birbirine karıştığı zamanlarda, güler misiniz, ağlar mısınız? Düşünür ve hüzünlenir misiniz?
Herkesin eleştiri hakkı ifade özgürlüğünün koruması altındadır. Bu hakka kamu makamlarının müdahalesi söz konusu değildir. Mizahla bağlantısına karışılmaz bile…
İfade özgürlüğü demokratik toplumun zorunlu temelidir. AİHM kararlarında her bireyin gelişmesi için temel koşullardandır. “Siyasi görüş” açıklamak bu hakkın içindedir. AİHM, “Peter Michael Lingens v. Avusturya” kararı siyasal görüş açıklamanın bir örneğidir. Profil dergisinin basımcısı Lingens, Avusturya Başbakanı Kreisky için yazdığı yazıda "oportünizmin en aşağılığı, ahlaksızlık, onursuzluk, vahşilik, siyasal ahlaktan yoksunluk" sözcüklerini kullanarak Başbakan’ı eleştirmiştir. Hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Komisyonunun 11/10/1984 tarihli “Lingens v. Avusturya” raporunda, demokratik bir toplumda ifade özgürlüğünün temel öneminin altı çizildi.
AİHM kararında şöyle dedi: “Görüşlerin ve düşüncelerin basın yoluyla yayılması özgürlüğünün kullanılması, bilhassa, mesele, tartışma konusu olan siyasal meselelere ilişkin olduğunda önem taşımaktadır. Politikacıların eleştirilmesi, Sözleşmenin Başlangıç Bölümünde tanımlanan “etkin” siyasal demokrasinin bir zorunlu unsurudur ve bu sadece bir hak değildir, ama aynı zamanda, basının bir ödev ve sorumluluğu olarak da değerlendirilmelidir. Komisyona göre, “ifade özgürlüğü, siyasal meselelere ilişkin olduğunda, söz konusu olabilecek kayıtlamalar mutlaka çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik anlayışı içinde uygulanmalıdır.”
AİHM “Lingens v. Avusturya” (08/07/1986) kararına göre; politikacıları eleştirmenin kabul edilebilir sınırları, özel bireyleri eleştirmenin sınırlarına göre daha geniştir.
Forum dergisinde Gerhard Oberchlick, sağcı bir partinin lideri olan Eyalet Valisi Jörg Haider'i "ahmak, geri zekalı (Trottel)" diye eleştirmişti. Avusturya'da yargılanmış ve mahkûm olmuştur. AİHM “Oberschlick v. Avusturya” 23/05/1991 tarihli kararında gazeteci olan başvurucu bir politikacının beyanatıyla ırkçılığı kışkırttığı ve Nasyonel Sosyalizmin Yasaklanması Yasasına muhalefet ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmuştu. Şikayetlerinin tam metni Forum isimli dergide yayınlanmıştır. Bunun üzerine anılan politikacı kişilik haklarına saldırı gerekçesiyle dava açmıştır. Başvurucu para cezasına çarptırılmıştır. AİHM kararında Sözleşme Madde 10’un ihlal edildiğini tespit etmiştir.
“Bir politikacının kamusal alandaki eylemleri bakımından yapılabilecek eleştirinin kabul edilebilir sınırları, özel kişilerin aynı bağlamda eleştirilmesinden daha geniştir. Bir politikacının, her bir sözünün ve davranışının gerek gazeteciler gerekse daha geniş ölçekte kamu tarafından yakın gözetimine kendisini açık tutması hem kaçınılmazdır hem de bilinen bir durumdur. Bir politikacı, özellikle kamuya açıklamalar yaptığında daha yüksek derecede bir hoşgörüyü göstermek zorundadır. Bir politikacı, özel yaşamı çerçevesinde bir eylemde bulunmadığı zaman bile, şöhretinin korunması bakımından kuşkusuz ki hak sahibidir. Ancak, bu korumanın gerekleri, siyasal meselelerin açıkça tartışılmasının yararı dikkate alınarak tartılmalıdır.”
AİHM “Schwabe v. Avusturya” 28/08/1992 tarihli kararında demokratik toplumda politikacıların eleştirilmeyi hazmetmek / kabul etmek zorunda olduklarına karar vermiştir.
“Piermont v. Fransa” (27/04/1995) kararında ise açıkça şöyle demektedir: “Resmi görüşlere ve düşüncelere muhalefet eden bir kişinin görüşleri siyasal arenada kendine yer bulabilmelidir...”
AİHM “Castells v. İspanya” (23/04/1992) kararında; “...Hukukun üstünlüğü ile idare edilen bir Devlette basının öncü vazgeçilmez rolü unutulmamalıdır. Basın özgürlüğü halkın siyasal liderlerin düşünceleri ve davranışları hakkında görüş sahibi olabilmeleri için en uygun araçlardan biridir... İfade özgürlüğü ayrıca herkesin, demokratik bir toplumun özünde yer alan özgür siyasal tartışmaya katılmasını olanaklı kılmaktadır.”
“...Hükümeti eleştirmenin hoş görülebilir sınırları, kişileri, hatta politikacıları eleştirmenin sınırından daha geniştir. Demokratik bir sistemde Hükümetin eylemleri ve ihmalleri, sadece yasama ve yargılama organlarının değil, basının ve kamuoyunun da yakından incelemesine tabidir. Dahası Hükümetin elinde tuttuğu üstün konum, özellikle muhaliflerinin ya da medyanın haksız saldırılarını ve eleştirilerini karşılamak için başka araçları kullanabilecekken ceza davasına başvurmakta kendini sınırlı görmesini gerektirir.”[ii]
Mizaha ceza davası açmak “eleştiri hakkının” ihlalidir.
Nüktedan ve ağır eleştiri, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin 10. maddesinde korunur. Bu eleştiriler geniş bir abartıya hatta provokasyona kadar varabilir; ancak kamuoyu yanlış yönlendirilmemelidir. AİHM başvuru sahibinin kullandığı dilin provokatif olabileceği kanaatindedir. Genel kaygı konusu olan bir politik tartışmada yer alan herhangi bir birey özellikle başkalarının saygınlığı ve hakları açısından bazı sınırları aşmamalıysa da bir dereceye kadar abartma ya da hatta provokasyona izin verilebilir, bir başka deyişle, belirli bir dereceye kadar aşırılığa izin verilebilir.[iii]
Ne zamandır bir palyaço görmüyorsunuz?
Joseph Grimadli (1778-1837) palyaçoydu, “Clown” maskesi takardı. Grimaldi’nin maskesi kireçtendir, bembeyazdır. Beyaza boyanmış yanaklar kırmızı ile lekelenmiştir. Akrobatik hareketlerle, güldürücü danslarıyla herkesin gülümsemesinde yaşarlar… Giysisi rengarenktir. Kafası dazlaktır, dağınık birkaç tel saçı, burnunda küçük kırmızı bir balon vardır. Kırmızı burnuna hiç dokundunuz mu? Dokunursanız su fışkırtır, ıslanırsınız. Islanırsınız ama gülersiniz, kızmazsınız. Hep var olacaklardır! Görünce gülümsersiniz, hareket edince kahkahalar atarsınız.
Palyaço; maskesinin arkasına gizlediği yaşamın acılarını ve gerçekleri mizahla anlatır. Neşeli hikayeleri, hicivleriyle hem güldürür hem düşündürürler.
Mizah; fıkradır, şiirdir, masaldır, karikatürdür. Sahne sanatlarının can damarıdır. Mizahın en sivri dili, ironidir. Hiciv ve taşlama eleştirel bir muhalefettir.
Ne diye ceza vermeye kalkarsınız? Neden hapsedersiniz?
Gülünç olmamak lazım! Ayıp olur, mizah olur! Fıkra olur, gülünür!
Çocuklar ve insanlar masallara inanırlar.
Çünkü insanların masallara inanma hakları vardır. Buna inanç özgürlüğü diyebiliriz.
İnançlara masal demek de bir haktır.
Buna da ifade özgürlüğü denir.
[i] Gürol Tonbul. Her düş bir şaka değil midir zaten… Psikeart, Sayı 64, 2019. s. 79.
[ii] AİHM “Miguel Castells v. İspanya” Osman Doğru. İnsan Hakları Kararlar Derlemesi, Cilt: 2, İstanbul 1998, s. 51-74.
[iii] AİHM Otegi Mondrogon- İspanya Davası 2034 / 07- 5.3.2011.
(Fİ/HA)