Kapitülasyon Yasa Teklifi TBMM’de
Kapitülasyon, Türkçe sözlüklerde “bir ülkede yurttaşların zararına olarak yabancılara verilen ayrıcalık hakları” olarak tanımlanıyor. Kökeninde Latince caput (baş) sözcüğü olup, geniş anlamıyla baş eğmek, teslim anlaşması yapmak anlamlarını taşıdığı kabul ediliyor. Yakın tarihe kadar kapitülasyon, bir devletin başka devletlere bir anlaşmaya bağlı olarak tanıdığı ekonomik ve sosyal ayrıcalıklar anlamında kullanılıyordu. Buna karşın 80’li yıllardan itibaren neoliberal kapitalist ekonomik politikalar döneminde devletlerin karşılıklı ilişkilerinin yerini büyük oranda ulusötesi şirketler aldı. Söz konusu ayrıcalıklar da devletler tarafından şirketlere yönelik olarak uygulanmaya başlandı. Konunun Türkiye’deki en sıcak örneği geçtiğimiz hafta bir yasa teklifiyle gündeme geldi. Ayrıcalık ister devletlere ister ulusötesi şirketlere verilsin her iki durumda da kapitülasyonun Türkçe sözlüklerdeki karşılığı geçerliliğini koruyor: “Yurttaşların zararına olarak yabancılara verilen ayrıcalık hakları”.
Yasa teklifi TBMM gündemine gelmeden önce Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan 24 Nisan 2025 tarihinde “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”ndaki konuşmasında: “… yatırım ortamını güçlendirmek suretiyle uluslararası doğrudan yatırımları destekleyecek hukuki, idari, mali ve kurumsal adımları atıyoruz. Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezi haline getirmekte kararlayız…” açıklamasını yaptı. Üç gün sonra, 27 Nisan’da da, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) genel merkezindeki “12. Yargı Paketi” çalışmalarıyla ilgili bilgi paylaşımında: “… yabancı sermayenin haklarını daha da güvence altına almak için titizlikle çalışıyoruz…” diye konuştu.
Bu açıklamaların ardından, AKP Grup Başkanlığı tarafından 5 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Başkanlığı’na toplam 15 maddeden oluşan “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Teklifi” sunuldu. Yasa teklifi Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan jet hızıyla geçirilerek, Genel Kurul’da görüşülmeye başlandı bile. Hükümet, içinde bulunduğu ekonomik koşullar nedeniyle bu konuyu o kadar önemsiyor ki teklifte herhangi bir değişiklik yapılmadan en kısa sürede yasalaşabilmesi için AKP TBMM grubu özel çaba harcıyor.
Kapitülasyonlar
Teklifte uluslararası sermayeye önemli imtiyazlar yer alıyor. Buna göre; yurt dışı gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerin, bu istisna süresi içinde miras yoluyla edindikleri mal intikalleri için veraset vergisi oranı yüzde bir olarak sabitlenecek (Madde 2). Türkiye’ye yeni yerleşen ve son üç yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmayan gerçek kişilerin yurt dışından elde ettikleri kazanç ve iratlar 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutulacak (Madde 4). En az üç ülkede faaliyet gösteren ve gelirinin yüzde 80’ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden elde eden “nitelikli hizmet merkezi” statüsündeki şirketlerde çalışan personelin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı (İstanbul Finans Merkezi’ndeki merkezler için beş katı) gelir vergisinden muaf tutulacak (Madde 5). Finansal hizmet ihracatı kazançlarına uygulanan yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi indiriminin süresi 2031’den 2047 yılına kadar uzatılacak. İstanbul Finans Merkezi katılımcısı finansal kuruluşların finansal faaliyet harçlarından muafiyet süresi de 5 yıldan 20 yıla çıkarılacak (Madde 13).
Ne “barışı” kara para aklama
Yasa teklifi doğrudan ulusötesi şirketlere tanınan imtiyazların yanında, Türkiye vatandaşı “iş insanları” için yurt dışındaki ve yurt içindeki kayıt dışı her türden sermaye aracının Türkiye’ye getirilmesi ve/veya beyanının yapılmasına yönelik imtiyazlar içeriyor. Uyuşturucu, bahis, kumar, kaçakçılık, seks ticareti vb. her türlü kara işlerden kazanılmış kara para herhangi bir adli, idari soruşturmaya uğramadan devlet nezdinde “varlık barışı” adıyla aklanacak. Bunlardan herhangi bir vergi de alınmayacak. Bu yasa teklifi, 2008 yılında 5811, 2023’de 6486, 2016’da 6736, 2018 yılında 7143, 2019’da 7186, 2020’de 7256 ve 2022 yılında da 7417 sayılı “torba” yasalarla AKP hükümetleri döneminde yapılan düzenlemelerle patronlara vergi affı ve kara para aklama konusunda benzer içerikte olan sekizinci yasal düzenleme olacak. Bununla birlikte, öncekilerden farklı olarak kapitülasyon hükümlerini de barındırıyor. Bu yasa teklifi AKP ve MHP oylarıyla kabul edildiğinde, AKP Hükümeti, cumhuriyet tarihinin ilk kapitülasyon yasasını 2026 yılında çıkarmış olacak.
Teklifte, kara paranın aklanmasının yanı sıra, şirketlere yönelik imtiyazlar da söz konusu. Teklifin sekizinci maddesinde yer alan düzenlemeye göre, ürettikleri malları doğrudan ihraç eden imalatçı kurumların bu ihracattan elde ettiği gelire uygulanacak kurumlar vergisi yüzde 9 olacak. Oysa geçerli olan uygulamaya göre yüzde 25 oranında kurumlar vergisi ödemeleri gerekiyor. Söz konusu 11 puanlık düşüş, esas olarak kurumlar vergisinde yüzde 64’lük bir azaltma anlamına geliyor.
Bütçe ve kurumlar vergisi
Cumhurbaşkanlığı tarafından Ekim 2025 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan “2026 Yılı merkezi Bütçe Kanunu Teklifi” yasalaşarak 1 Ocak 2026 tarihinde uygulamaya girdi. Buna göre bütçe gelirlerinin 2026 yılı için yüzde 87,2’si, 2027 yılı için yüzde 87,7’si ve 2028 yılı için ise yüzde 88’i vergilerle sağlanacak. Vergi gelirlerinin 2026 yılında yüzde 11,1’nin, 2027 yılında yüzde 11,6’sının, 2028 yılında da yüzde 12,3’ünün kurumlar vergisiyle karşılanması bekleniyor.
Bilindiği gibi, kurumlar işletmelerin-patronların açıkladıkları net kârı üzerinden alınan verginin adıdır. İşletmenin ücretler, hammadde, enerji, teknoloji vb. doğrudan üretime dayalı giderlerine ek olarak ücretli ve maaşlılara tanınmayan bir hak olarak patronların ve ailelerinin barınma, eğitim, sağlık, ulaşım vb. kişisel giderlerini de ödeyecekleri vergiden düşülebilmektedir. Tüm bunlar düşüldükten sonra geriye kalan, kâr olarak tanımlanmakta ve kurumlar vergisi de bunun üzerinden alınmaktadır. Türkiye’de devlet, kurumlar vergisi olarak patronlardan kâr-sermaye birikimlerinin 1999 yılında yüzde 46’sını alabilmeyi talep ederken, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) önerisine uygun olarak, AKP hükümetleri döneminde söz konusu hedefte, büyük gerilemeler yasal olarak düzenlenmiştir. Kurumlar vergisi, birinci AKP Hükümeti döneminde, 2003 yılında yüzde 30’a ve 2006 yılında ise yüzde 20’ye düşürülmüştür. Daha sonra yaşanan mali sorunları hafifletebilmek amacıyla 2020 yılında yüzde 22’ye, 2026 yılı için de yüzde 25’e çıkarılmıştır.
15-16 Haziran’a hazırlanalım
Ancak, ürettikleri malları ihraç edenler teklif yasalaştıktan sonra, net kârının yalnızca yüzde 9’u kadar kurumlar vergisi ödemekle yükümlü olacak. Peki genel bütçe için planlanan ve yasalaşan durumdan yaklaşık yüzde 64 oranındaki bu azalma kararının yaratacağı bütçe geliri açığı kime nasıl yansıyacak? Bu durumun, yukarıda sözü edilen bütün başlıkları da içerecek bir biçimde vakit geçirilmeden sistemli olarak kamuoyunun gündemine taşınması gerekiyor. Teklif TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandığından bu kadar kısa sürede kamuoyu baskısı ile AKP, MHP ittifakı karşısında yasalaşmasını engellemek mümkün görünmüyor. Ancak, 1 Mayıs 2026’daki meydanlarda yaşadığımız olumsuzluklarımızdan ders çıkarılarak 15-16 Haziran 1970’in yıl dönümüne kadar kamuoyunun gündemine taşınıp tüm ülkenin, tüm yurttaşların gündemi haline getirilebilirse, örgütlü bir “toplumsal itiraz” yükseltilebilir (mi?). Toplumsal muhalefet hemen herkesi bir şekilde doğrudan ve/veya dolaylı olarak olumsuz etkileyecek olan bu yasanın geri çekilmesi yönünde ortaklaşacağı, dayanışacağı bir eylemlilik sürecini ciddiyetle önüne neden koy(a)masın?
(OH/TY)