Geçtiğimiz hafta neler oldu?
9 Haziran 2026 tarihinde görülen İBB Davası'nda tutuklu yargılanan Medya A.Ş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, yaptığı savunmasında gözaltı sırasında çıplak aramaya maruz kaldığını söylemişti.
Önce yalanlama geldi. İstanbul Emniyeti iddia “asılsız” dedi.
10 Haziran 2026 tarihli Anadolu Ajansı haberine göre; “(…) İstanbul Emniyet Müdürlüğü, sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, bazı basın-yayın organları ile sosyal medya platformlarında yer alan asılsız iddialara ilişkin kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu” belirtilmiş ve devamında "İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde gerçekleştirilen tüm yakalama, gözaltı, üst arama ve adli işlem süreçleri, Anayasa, ilgili mevzuat hükümleri, insan hakları ilkeleri ve yargısal denetime açık usuller çerçevesinde yürütülmektedir. Gözaltına alınan şahısların temel hak ve özgürlüklerinin korunmasına azami hassasiyet gösterilmekte, tüm işlemler hukuki mevzuat doğrultusunda yerine getirilmektedir. Bahse konu olayda da şahsın gözaltı süreci boyunca gerçekleştirilen işlemlerde mevzuata aykırı herhangi bir uygulama söz konusu olmamış ve iddialar gerçeği yansıtmamaktadır."
12.06.2026 tarihli İçişleri Bakanlığı “Basın Açıklaması” yapıldı. “Bir ceza davası kapsamında tutuklu yargılanan bir şahsın, gözaltı sürecinde kötü muamele ve usulsüz arama uygulamalarına maruz kaldığına yönelik kamuoyuna yansıyan iddialar üzerine İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'nin talimatlarıyla iddiaların incelenmesi amacıyla soruşturma başlatılmıştır. Söz konusu iddiaların hukuki, idari ve teknik tüm yönleriyle şeffaf bir şekilde araştırılması amacıyla Mülkiye Müfettişi ve Polis Müfettişi görevlendirilmiştir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Bakanlık Basın açıklamasında “Sayın Bakan” adı var. Ceza davasının adı yok, kadının adı yok
12 Haziran 2026 tarihli haberlerde bu basın açıklaması şöyle yansıdı: İçişleri Bakanlığı’nın, İBB soruşturması kapsamında tutuklu yargılanan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in mahkemede dile getirdiği "gözaltında çıplak arama" iddialarına dair soruşturma başlatıldı…
Bakanlık açıklamasında “şeffaf” bir şekilde araştırma yapılacağı yazılı…
Ne şeffaflıktır ki; gazeteciler olmasa, anlaşılmayacak bir soruşturma başlatıldı…
Her işi “genelgelerle” yapan ve kendi işlemlerini hukuki kabul eden ama ileri sürülen iddiaları geçersiz sayarak “asılsızdır” diyerek gerçekleri soruşturmayan bir memlekette yaşamak zordur.
On bir yıl önce yayımlanmış bir Genelge var. Adalet Bakanlığı Ceza işleri Genel Müdürlüğü web sayfasında duruyor. “İnsan Hakları İhlalleri ile İşkence ve Kötü Muamele İddialarına ilişkin Soruşturmalar” hakkındaki 20.02.2015 tarihli Adalet Bakanı Bekir Bozdağ imzalı 158 nolu “genelgede” neler neler var, inanılmaz. 158 nolu Genelge on yıl öncesine ait…Neler yazılı ise; tam tersine döndürülmüş bir uygulama yapılmış ki; hukuk yok, kanun yok.
Genelgenin satır başlarını özetlemek gerekirse; “(…) çeşitli insan hakları ihlalleri ile işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin soruşturmalarda gecikmelere ve yakınmalara sebebiyet verilmemesi, ülkemizin uluslararası alanda haksız eleştirilere uğramaması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) nezdinde ülkemiz aleyhine ihlal kararlarının verilmemesi bakımından soruşturmaların yürütülmesinde konuya ilişkin ilgili mevzuat hükümleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve AİHM 'nin içtihatları ile uygulamada dikkat edilmesi gereken kimi kurallar” belirtilmiş….
Genelge Anayasaya, ulusalüstü sözleşmelere çok geniş yer veriyor…
Mevzuat Hükümleri başlığı altında; “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse
insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz." yazılı ve işkence yasağı açık seçik açıklanmış. Anayasanın 90. Maddesi dahil 19 uncu maddesine yer verilmiş, herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliğine sahip olduğu vurgulanmış…
Ülkemizin; imzaladığı birçok uluslararası sözleşmeyle ile işkencenin yasak olduğunu ve işkencenin önlenmesi için gerekli tedbirleri alınmasını taahhüt ettiğimize yer verilmiş.
Genelgeye göre; insan onurunu, kişiliğini korumak için işkence suçu bağımsız bir suç olarak düzenlenmiş…
2015 yılına ait 158 Numaralı Genelge sona ererken o tarihte Adalet Bakanı olan Bekir Bozdağ temel insan hakların ihlal edilmemesine özen gösterilmesini ve rica ederek; insan hakları ihlali, işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin soruşturmaların, kolluk kuvvetlerine bırakılmayarak bizzat Cumhuriyet başsavcısı ya da görevlendireceği bir Cumhuriyet savcısı tarafından etkili ve yeterli bir şekilde yürütülmesi istenmiş.
Ne tuhaftır ki; ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, AIHM kararları ve bu konulardaki hukuki düzenlemelerin takip edilmesi ve uygulanması istenmiş.
Genelge böyle bitirilmiş… Ama bu Adalet Bakanlığı’na ait…
İşkence, insanlık suçudur. Zaman aşımı yoktur. Soruşturma İçişleri Bakanı talimatıyla…
Türk Ceza Kanunu Madde 94 hükmüne göre işkence; bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlardır. İşkenceyi gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezası uygulanır.
Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışlar ise “eziyet” suçunu oluşturur. Cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Suçun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz (Madde 96).
Mevzuatta olmayan arama “çıplak” aramadır.
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği (R.G 01.06.2005-25832) gereğince; Güvenlik Araması, “Nezarethaneye veya zorunlu hâllerde bu amaca tahsis edilen yerlere konulmadan önce usulünce aranır. Kadının üst veya vücudunun aranması, bir kadın görevli veya bu amaçla görevlendirilecek diğer bir kadın tarafından yapılır.”
Dolayısıyla “zorunlu hallerde”, “usulünce” arama yapılması mutlaka çıplak arama yapılması demek değildir. Aksine; yapılmamasıdır. Zorunlu hal nedir? Arama “usulünce” midir?
Yönetmelik gereği; kolluk kuvvetine verilen görevleri yerine getiren personelin eğitim görmüş olması gerekir. Ne için güvenlik araması yapıldığı açık seçik ve net olarak belirtilmeli, neden çıplak arama yapıldığına dair tutanak tutulmalıdır.
İşkence ve eziyet yasaktır; o halde keyfilik de yasaktır.
Dönelim AİHM kararlarındaki işkence tanımına… İşe yarar mı; bilinmiyor ama…
AİHM, Case Of Roth V. Germany kararında cezaevi güvenliğini sağlamak veya düzensizliği ya da suçu önlemek için zaman zaman üst arama yapılmasının gerekli olabileceğini tespit etmiştir. Ancak bu aramalar insan onuruna gereken saygı gösterilerek ve meşru bir amaç doğrultusunda uygun bir şekilde gerçekleştirilmelidir.
(…) İnsan onuruna yönelik her türlü müdahale, Sözleşmenin özüne darbe vurmaktadır.
AİHM kararında yer alan bu görüşe göre; kolluk kuvvetlerinin bir bireye karşı insan onurunu zedeleyen her türlü davranışı, Sözleşmenin 3. maddesinin ihlalini oluşturmaktadır. AİHM bir muamelenin 3. Madde anlamında “aşağılayıcı” olup olmadığını değerlendirirken, amacın ilgili kişiyi küçük düşürmek ve alçaltmak olup olmadığını ve sonuçları bakımından, 3. Madde ile bağdaşmayan bir şekilde kişiliğini olumsuz etkileyip etkilemediğini dikkate alır.
Bununla birlikte, böyle bir amacın yokluğu, ihlal tespitini kesin olarak dışlamaz.
Aramanın cezaevi güvenliğinin korunması ve suç veya düzensizliğin önlenmesiyle hiçbir bağlantısı olmadığı durumlarda veya güvenlik endişesi yaratmayan tutuklu bir mahkûmun oy kullanma hakkını kullanmak istediği sırada aranması, güvenlik gerekçesi olmaksızın sistematik ve uzun süreli çıplak arama yapılması gibi durumlarda Sözleşmenin 3. Maddesi dikkatlice gözetilmelidir.1
Bir diğer AİHM kararı ise kaçak göç sırasında meydana gelen olaylarla ilgidir. 19 Ocak 2014 akşamı Türkiye’de bulunan bir grup şahıs, Yunanistan kıyılarına ulaşmak için bir balıkçı teknesi ile denize açılırlar. Yunan karasularına ulaşmışlardır. Yunan sahil güvenlik güçleri şahıslardan Türkiye’ye dönmelerini istemiş, havaya ateş açmıştır. Balıkçı teknesi çeşitli sebeplerle alabora olarak batmıştır. Teknede bulunan bazı şahıslar sahil güvenlik gemisine binmeyi başarırken şahısların bir kısmı boğularak vefat etmiştir.
Kurtulan şahıslardan bazıları, Yunan yetkililerin denizdeki muamelelerinden dolayı AİHS’nin 2’nci maddesi (yaşam hakkı), karaya çıkarıldıktan sonraki davranışlarından dolayı Sözleşmenin 3’üncü maddesinin (işkence yasağı) ihlal edildiği gerekçeleriyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmuşlardır. AİHM, Safi ve Diğerleri V. Yunanistan (Başvuru No:5418/15- 07.07.2022) sayılı kararında Sözleşme’nin 2’nci ve 3’üncü maddelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
AİHM’si kararında; “yetkililer tarafından gerçekleştirilen keyfi üst aramalarını” Sözleşme ’ye aykırılık olarak nitelendirilmiştir. Mahkeme’ye göre üst aramasının zaruret arz ettiği bu tür durumlarda, ilgilinin mahremiyet ve haysiyetinin korunması adına aramanın başkalarının yanında yapılmaması gerektiğini tekrarlamıştır. Dahası Mahkeme, üst aramasının başvurucuyu sadece başkalarının gözü önünde değil; kendi gözünde dahi küçük düşürmemesi gerektiğini belirtmiştir.
Bu sebeple suç işlenmesini önlemek veya düzeni ve güvenliğini sağlama kamu gerekçeleri ile yapılan üst aramalarında dahi aramanın gerekli olmanın yanında, uygun bir şekilde yapılması elzemdir. Safi ve Yunanistan kararına atıf yapan AİHM’sine göre; bu şekilde ilgililerin maruz kaldığı muamelelerin, meşru amaçların arkasına saklanmak suretiyle gereksiz ıstırap ve aşağılanmaya sebep olması engellenmiş olacaktır. Aksine davranış hak ihlalidir.
Keyfi üst aramaları başkaları önünde soyunma, anal muayeneye maruz bırakılma gibi durumlarla birleştiğinde ilgilisi için katlanılabilir olmaktan çıkmaktadır.
“Yapılan incelemede Mahkeme, başvurucuların teknenin alabora olmasından sonra Farmakonisi Adası’na götürüldükten sonra keyfi üst aramasına maruz bırakıldıklarını, bu durumun keyfilik, aşağılık duygusu ve acı hissine yol açtığını ve Sözleşme’nin 3’üncü maddesini ihlal ettiğini belirmiştir. Mahkeme bir üst paragrafta zikredilen başvurularda olduğu gibi bu başvuruda da başvurucuların içinde bulundukları psikolojik duruma rağmen bir grup askerin önünde soyunmak, eğilmek ve dönmek zorunda bırakılmalarını başvurucuları hem başkalarının gözünde hem de kendi gözlerinde küçük düşürdüğüne hükmetmiş, böylece önceki başvurularda kullandığı argümanları bu başvuruda da kullanmıştır.”2
Tutuklama sürecinde tutulma yerlerinde yapılan çıplak veya mahrem arama, insan onuruna gereken saygının gösterilerek uygun bir şekilde ve meşru bir amaç için yapılmaması halinde işkence yasağına, Sözleşme Madde 3’e işkence yasağına uyulmamış, aykırı hareket edilmiş demektir.
Ulusalüstü uygulamalar bakımından AİHM kararları yol göstericidir, bağlayıcıdır.
Ama Türkiye hak ihlalleri bakımından 2026 yılında AİHM önünde birinciliği elde etmiş ülke olarak; AİHM kararlarını uygulamayan ülkedir artık!
Mahkeme kararlarıyla AİHM kararlarının uygulanmayacağına dair kararlar yazan bir memlekette yaşamak zordur. AİHM kararlarının uygulanacağına dair Komisyon kararları alarak yazılar yazan ve Avrupa Konseyi önünde savunma yapan bir ülke olmayı inatla sürdürmektedir.
Bu yol çıkmaz sokaktır. Yolun sonu duvardır.
O zaman temel insan hak ve özgürlüklerini korumak başta olmak üzere ulusalüstü yargı kararları artık yol göstermediğine ve uygulamadığımıza göre; kaybolduk demektir.3
AİHM kararlarının uygulanmaması hakkındaki “kaybolmaya dair” kararlar, yüksek yargı organlarının birbiri hakkındaki suç duyuruları, hak ihlallerinde birinci sıraya yükselmemiz, AİHM kararlarını uygulamamak için insanları hapiste tutma hal ve gidişimiz; adaletten bu denli yoksun bırakılan bir toplumda nasıl bir etki yaratmaktadır acaba?
Yanıtımız….
İnsan onuruyla bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal yönden acı çekmemize, algılama veya irade yeteneğimizin etkilenmesine ve aşağılanmamıza yol açabilecek davranışlardır...
Böyle yanıtlarsak; adaletsizlikte bu durum, işkencedir.
Böyle dersek; hukukta bu durum, eziyettir.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz.
Kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
1 AİHM Fıfth Sectıon/ Case Of Roth V. Germany (Applications Nos. 6780/18 And 30776/18) / 22 October 2020/ Final 22/01/2021
2 Celil Akdoğmuş East Journal Of Refugee Studıes Karar İncelemesi Celil Akdoğmuş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Safi Ve Diğerleri V. Yunanistan Kararı Üzerine Bir İnceleme. Güz 2023
3 https://hudoc.echr.coe. 4. Daire Wıeser Ve Bıcos Beteılıgungen Gmbh / Avusturya. Başvuru No: 74336/01- 16 Ekim 2007 Çeviri Av. Serkan Cengiz 16/01/2008 Kesinleşme.
(Fİ/NÖ)