Bilgi edinmek ve muhalif olmak
Tek kanun, tek yürütme…
Demokrasinin olmazsa olmaz kuralı çoğulculuk olduğuna göre, bilgi edinmek haktır. Muhalifliğinizi sağlayacak olan tüm siyasal kanallar bilgi edinmeye, bilgiye ulaşmaya açık olmalıdır. Demokratik rejim bilgi edinmek ve görüş sahibi olmakla sağlanır.
Muhalefet nedir? Tanımlarsak; “bir görüşe, bir tutum ve davranışa karşı olma, uymama” diyebiliriz. Bu karşıtlık “aksi taraf” demektir. Aksi fikirde oldukları için “muhalif” kelimesinde anlam kazanır.
Siyasal muhalefet; muhalefetin genel kavramının siyasal olarak ele alınmasıdır. Ama bu sadece siyasal partilerce yapılan muhalefet olmadığı gibi sadece hükümetin eleştirilmesi demek değildir.
O halde nedir?
“Siyasal muhalefet, belli bir formasyonda, herhangi bir zaman sürecinde, var olan siyasal rejime ve içerisinde yaşanan sosyo ekonomik düzene veya bunlardan yalnızca birine, ya da sadece siyasal iktidarı ellerinde bulunduranlara ve/veya bunların faaliyetlerine karşı olmayı, bunları, karşılığında alternatif bir program ya da bir öneri sunarak veya sunmayarak, yasal sınırlar içinde veya yasal sayılmayan çeşitli yollara başvurarak eleştirmeyi ve bu arada istenilen amaç doğrultusunda etki ve sonuçlar yaratmayı içeren bir olgu, bir davranıştır.”[1]
Siyasal iktidarlar ve hükümetler yasaları “nitelikli” biçimde ve zamanında çıkarma gibi fonksiyonlara sahiptir. Zamanında yasa çıkarmak “torba yasa” teklifi getirmek değildir. Ayrıca “temel yasa” gibi tanımlarla kanunlaştırma faaliyetini “zamanla” yarışan hale getirmemelidir.
Kamuoyunda hiç tartışılmayan bir kanun teklifi Meclis’e sunuldu. Adı uzun, artık “çerçeve yasa” deniliyor. Adalet Komisyonu Başkanı, 5 Ağustos 2026 tarihli Komisyon toplantısını açış konuşmasında; Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin en kritik kanun tekliflerinden biri olduğunu, bu teklifi ele alırken tarihî bir sorumluluğu yerine getirdiklerini söylemişti.
Tarihi sorumluluk kabul edilen kanun teklifi “bilgi edinme hakkı” yokmuş gibi incelendi.
10 Ağustos 2026 günü Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi TBMM Genel Kurulu’na geldi ve kabul edildi. Meclis tatile girdi.
Bu teklifin milletvekilleri tarafından madde “içerikleri” bilinmeden ve görülmeden sadece imzalandığına dair açıklamalar reddedilmemiştir. Kimin tarafından hazırlandığı bilinmiyor. Son anda “basın toplantısı” yoluyla kamuoyuna açıklanmıştır. Son anda açıklanan ama büyük bir hızla Meclis Başkanlığı’na verilen “kanun teklifi” içeriği Komisyon’da öğrenildi.
En temel sorunlarımızdan biri olan “bilgi edinme hakkı” ihlali çerçeve yasa ile yaşandı.
Neler olup bittiğini bilmek… Bilgiye ulaşabilmek, bilgi sahibi olmak demokrasinin temel ilkesidir. Kısaca bilgi edinme ve gerçekleri öğrenme hakkı; tüm hakların omurgasıdır ve siyasal katılım hakkına sahip olabilmek için “bilgiye” ulaşmak mümkün olmalıdır.
Demokratik sistemlerde siyasal katılım; bilgi edinme ve gerçekleri öğrenme hakkı, özgür ve doğru haber dolaşımının sağlanmasıdır. Kişilerin bilgi edinmeleri, bilgiyi yorumlamaları, başkalarına ulaştırmaları, politik tercihlerini daha sağlıklı biçimde kullanabilmeleri demektir. Özgür ve doğru haber dolaşımı demokrasi ve siyasal katılımın sağlanması demektir. Bilgiyi elde etmek bilgiye ulaşmak mümkün olmazsa; demokrasi ve siyasal katılım yoktur. Bilgi sahibi olmanın önündeki her türlü engel ve sınırlandırmalar demokrasiyi yok eder.
Özgür haber dolaşımı; kitle iletişim araçlarıyla sağlanır. “Bilgi edinme hakkı” kitle iletişim araçlarının sağladığı haber akışının bir sonucudur ve ifade özgürlüğüdür.
Prof. Dr. Çetin Özek, “Demokratikleşme Sancısı” başlıklı yazısında “Düşünce açıklamak” özgürlüğünü; “halkın bilgilenme, gerçekleri öğrenme hakkının” gerçekleştirilmesini sağlayan vazgeçilmez temel insan hakkı olarak görmüştür.
Özek’e göre;
“Öğrenme hakkının varsayılabilmesi ise, “özgür, doğru, yaygın bilgi ve haber dolaşımını” ve düşünce etrafında örgütlenme hakkını öngören siyasal, yasal yapının gerçekleştirilmesine bağlıdır. (...) Gerçekten bilgilenme hakkı bir açıdan çağdaş, doğrudan demokrasi sistemini sağlayan ve devletin korunması kavramının despotik sonuçlarını engellemeye yönelik bir işlerlik sağlamaktadır. (....) Gerçekten özgür haber dolaşımının varlığı demokratik siyasal düzenin temel ölçütüdür ve özgür haber dolaşımını engelleyen, sınırlayan yasal düzenleme yapılamaz, uygulama gerçekleştirilemez. Eğer, özgür haber dolaşımının sınırlandırıldığı, engellendiği bir yasal düzenleme varsa “demokratik siyasal yapı” yok demektir.”[2] derken, “halkın gerçekleri öğrenme” hakkının demokrasi açısından önemini vurgulamıştır.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 19’a göre; “Herkesin görüş ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, karışmasız görüş edinme ve hangi yoldan ve hangi ülkede olursa olsun bilgi ve düşünceleri arama, alma ve yayma özgürlüğünü içerir.”
Birleşmiş Milletler Uluslararası Düzeltme Hakkı Sözleşmesi (1952), evletler tarafından “halkların tam ve güvenilir biçimde bilgi edinme hakkını gerçekleştirmek isteğiyle” imzalanmıştır. Sözleşme’nin esasını “bilgi edinme hakkı” oluşturmaktadır.[3]
İmzacı devletlerin; “bilgi ve görüşlerin özgür akışıyla” barışa karşı bir tehdidi, barışın bozulmasını veya saldırı eylemini kışkırtan ya da özendiren tüm propagandalara karşı mücadele etmeye bu Sözleşme’nin “başlangıç” bölümünde yer verilmiştir. “Avrupa Konseyi İfade ve Bilgi Özgürlüğü Bildirgesi (1982)” ilkelerine göre Avrupa Konseyi Üye Devletleri;
- Gerçek demokrasi ilkelerinin hukuk düzeninin ve insan haklarına saygının aralarındaki iş birliğinin temelini oluşturduğunu göz önünde bulundurarak;
- Bu özgürlüğün ulusal Anayasalar ve uluslararası belgelerde, özellikle İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 19. maddesiyle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesinde ilan edilmiş bulunduğunu göz önüne alarak;
- Adı geçen Sözleşme’yle, anlatım ve bilgi özgürlüğünün kullanılmasına ilişkin gözetimin yine Sözleşme’yle oluşturulan adımlar atıldığını anımsayarak;
- Anlatım ve bilgi özgürlüğünün her insanın toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasal gelişmesi için gerekli olduğunu ve toplumsal, ekonomik kültürel grupların, ulusların ve uluslararası topluluğun uyumlu belirlemesi için koşul olduğunu göz önüne alarak;
- Bilgi ve iletişimin sürekli gelişmesinin bu hakkın sınır tanımaksızın ve kaynağı ne olursa olsun bilgi ve düşünceleri araştırma, alma ve aktarma hakkının gelişmesine yardımcı olması gerektiğine inanarak;
- Devletlerin anlatım ve bilgi özgürlüğüne aykırılıkları önlemek ödevleri bulunduğu gibi, olabildiğince değişken bir iletişim ortamı ve çoğulcu bilgi kaynakları yaratmak ve böylelikle düşünce ve görüşlerin çoğullaşmasına olanak sağlamak üzere politikalar benimsemekle yükümlü olduğuna inanarak;
- İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesinin 2. fıkrasında değinilen yasal önlemlere ek olarak yığın iletişimi alanındaki meslekten örgütler eliyle gönüllü olarak ahlak standartlarının konulduğunu ve uygulandığını gözleyerek;
- Her tür bilginin sınır tanımaksızın özgür akışı ve kapsamlı dolaşımının, uluslararası anlayışın gelişmesinde, halkların yakınlaşmasında ve kültürlerin karşılıklı zenginleşmesinde önemli bir etken olduğunun bilinciyle;
- Anlatım ve bilgi özgürlüğü ilkelerine sıkıca bağlılığın demokratik ve çoğulcu toplumun temel öğesi olduğunu yineler.(…)”
Kabul edilen bu ilkeler doğrultusunda; “Herkesin anlatım ve bilgi özgürlüğünden yararlanma hakkını savunmak” devletlerin görevidir. Dolayısıyla “bilgi edinme” veya “özgür haber dolaşımı” insanlar için uluslararası bir haktır.
Kanun yapmak demek; kanunla temel insan haklarını ihlal etmek değildir.
Çerçeve yasayla, bu coğrafyada ve bu topraklarda yaşayan insanlarla ilgili bundan sonraki hiçbir adımda demokratikleşmeye, haber dolaşımına sınır konmadan yapılacaklardan kamuoyu haberdar olmalıdır. Bu siyasal partilerin ve TBMM’nin görevidir. Parlamento dışı muhalefet görünenden fazla güce sahiptir. Demokrasi, hukuk ve adalet vardır, aklınızda kalsın!
“Bârika-ı hakikat müsademe-i efkârdan doğar" sözü bu topraklarda söylendi. Unutulmasın!
Sadece bazı kişilerin bildiği, gizli saklı yöntemlerle kamuoyundan saklanan sır gibi kanun yapmak; bilgi edinme hakkını ortadan kaldırır. Yasamaya 20 dakika kala kanun olmaz. Siyasal iktidarı tek yapmak demektir. Gerçekler gizli, kanunlar saklı olamaz.
Muhalefet demek; muhalif olmak, bilgi edinmek ve demokrasi demektir.
Gerçekleri öğrenmek ve bilgi edinme hakkı; görüş edinme hakkının pusulasıdır.
Dipnotlar:
[1] Siyasal Muhalefet. Nükhet Turgut. Birey Toplum Yayınları. Aralık 1984. Sayfa 3-14.
[2] İfade Özgürlüğü Hapiste. Çetin Özek. Demokratikleşme Sancısı. ÇGD Yayını. Ankara 1994 Sayfa 8-34.
[3] Erman-Özek Açıklamalı Basın Kanunu ve İlgili Mevzuat. 1991. Sayfa 305-309.
(Fİ/VC)