Epeydir unutulmuştu.
İşçiyle, emekçiyle yan yana, omuz omuza, sırt sırta verip, aynı gökyüzü altında yola çıkmak.
Ekmeği, açlığı, yolu, yokuşu, güneşin altında, gölgede. Barikatın tam önünde, en önde, göz göze, Sendikacılık nasıl yapılır?
Sendikaların Emek örgütü olduğu da unutulmuştu neredeyse.
Basın açıklamaları, izin alınmış mitingler, varsa tek tek grevler, kaldıysa grev çadırlarına ayaküstü uğrayıp selfie çektirme ve Sosyal medyada paylaşma,öne çıkan eylem ve etkinlik olmuştu.
"İşçiler elele genel greve" Sloganı kimi zaman yerli yersiz de olsa sabit sloganlardan biriydi.
Uzun süredir akla bile gelmez oldu.
Tarihin en sarsıcı yoksullaşması yaşanıyor, ücretler açlık sınırı altına düşmüş, Emekliler feryat ediyor, kriz kalıcı hatta kurumlaşmış hale gelmiş, çocuklar ve öğretmenler okullarda can veriyor, işsizlik had safhada, memlekete dair, geleceğe dair hayal kuramayan bir nesil büyüyor, iktidarda bir rahatlık, bir keyfilik sormayın...
Ve buna en önde tepki gösterecek bir çok muhalif parti, oda, dernek, sendikaların çoğu MIŞ gibi yapıyor.
Bu garip ve huzursuz DENGEnin hiç bozulmadan, rahatça, engelsiz devam etmesi hayatın olağan akışına uygun değildi.
Bir gün bir şey olacak ve topraktan, ateşten ve denizden bir itiraz çıkacaktı.
Diyalektik uzun zamandır NİCEL biriktiriyordu zaten.
Sarı baretli kavruk, aç, bilaç maden işçilerinin hakları gasp edilmişti.
Yine cep delik cepken delik, kimsesizlerdi.
Yola çıktılar ve günlerce yürüdüler. Taleplerini doğrudan muhataplarına ileteceklerdi.
Ankara'da yolları kesildi her zamanki gibi. İtildiler, kakıldılar. İşçi önderleri gözaltına alındı vesaire.
Haklarını almadan geri dönecek hal ve gidişleri yoktu bu kez.
Bir slogan duyuldu.
" Gemileri yaktık geri dönüş yok"
Aylardır maaş alamayanlar vardı. Bir dolu özlük hakları yok sayılan.
Kurtuluş Parkını mesken tuttular. Kurtuluş Parkı, başkent Ankara'nın kalbindeydi.
Ankaralılar, kurumlar, muhalifler, vekiller, esnaf, kalbi ezilenden yana atan sosyalistler, partiler, parktaki kuşlar, böcekler, ağaçlar ve gökyüzü bu sarı baretli madencileri bağrına bastı.
Ve yetmeyince sesleri, haykırışları, yorgun yıpranmış bedenlerini AÇLIĞA yatırdılar.
Şakası yoktu madencinin.
Neredeyse bütün ülke direnişini destekledi.
Daha ötesi onları sevdi memleket insanı.
Bu halk kahir ekseriyetle ve kolay kolay bu yaygınlıkta sevip desteklemez direnişleri.
Herkesin gözü onlardaydı. İlgi ve merakla izleniyordu haberler. Sosyal medyada hiç olmadığı kadar paylaşım yapılıyordu direnişle ilgili.
Ben şahidim.
Ayrıca,
Bir sır vereyim mi size.
Bütün ülke madencinin kazanacağına inanıyordu...
Kimi sendika yöneticileri bir twit dahi atmadılar.
Her şeyi not etti herkes. iyiliği de körlüğü de.
Öte yandan.
Öğrenilmiş çaresizlik, boşverli türküler, mücadeleye dair inançsızlık, engeller, nesnellik tahlilleri, ruhsuz ve didaktik tespitler...
Bütün kibir kule ve kalelerini yıkıldı.
Dağ gibi bir haklılık, meşruluk bilinci, güven veren liderlik ve tabiki cesaret cesaret daha fazla cesaretle, dirençle, haklı olmanın tarifsiz gücüyle, uzun bir zamandır halkı ve işçileri kuşatmış, adım atamaz hale getirmiş zincirleri kırdı madenciler.
Ve müthiş KAMUOYU desteği, tartışma götürmez haklılık, gerçeğin ta kendisine dayanmadı muktedirler.
Zafer beklenenden erken geldi.
Kurtuluş Parkı yapıldığından bu yana belkide ilk kez böyle bir sevince tanık oldu.
Aslında koca bir ülke madencilerle birlikte çok uzun zaman sonra bir direnişi ve zaferi kutluyordu.
Sonuç yerine,
Bu direnişten herkes nasibini alacak...
Siyasal ve sosyal ve dahi bilinçlerde bir karşılığı olacaktır. İlk akla gelen fikir şudur.
Demek ki direnince, iyi planlama yapınca, bedel ödemeyi göze alınca oluyormuş işte, diyecek derdi olan kim varsa.
Doğru zamanlama, kendine güven, meşruluk ve yasallık dengesi, diyalektik.
Ve.
Ve,
Bu ülke daha iyi olsun diye, kısa çöp uzun çöpten hakkını alsın diye, haksızlık ve sömürü bitsin, diye mücadele ederken canını, ömrünü verenler de Kurtuluş Parkı'ndaydı günlerdir.
Zafer açıklaması yapılırken şöyle dediler hep birlikte.
"İşte bizim çocuklar"
Ben duydum.
Var olun Madenciler.
Ve
Şan olsun size.
(RU/Mİ)





