Boynumdaki Ağırlık: Sınırları aşan kadınların hikâyeleri
Göç.
Her gün haberlerde, yakınlarımızın hikâyelerinde, hatta kendi yaşamlarımızda tanıklık ettiğimiz o kelime… İçinde nice anlamı taşıyor.
Bir bitişi ve aynı anda bir başlangıcı.
Hayal kırıklığını ve umudu.
Tükenmişliği ve yeniden üretmeyi.
Dili ve dilsizliği.
Yolcuyu… ve hiç bitmeyen bir yolu.
Zıtlıkların bitmeyen mücadelesini.
Göç.
Bu kez kadınların hayalleri, umutları ve dünyayı değiştirme inançlarıyla üretime dönüşüyor. Hem de çok uzakta, Avustralya’da.
Mayıs ayında bianet için kaleme aldığım “Pamuk Beyaz Kan Kırmızı” kadın öyküleri kitabına dair yazının ardından, şimdi karşınızda onun devamı niteliğinde yeni bir kitap var. Bu kez söz, Avustralya’nın Melbourne kentinde yaşayan Türkiye kökenli göçmen kadınlarda.
TAR Yayınevi’nden çıkan, Sultan Çınar’ın derlediği Kadın Öyküleri Emek Serisi-2: “Boynumdaki Ağırlık”, yalnızca bir öykü kitabı değil; kolektif bir hafıza çalışması. Kültür Ürünleri Kolektif Sanat Vakfı (KÖKSAV) tarafından yayına hazırlanan eser, kapağından önsözüne kadar tamamen kadın emeğinin ürünü. Tıpkı içindeki öyküler gibi.
Sultan Çınar, kitabın önsözünde bu dünyayı şöyle tarif ediyor:
“Bu sayfalarda, yeniden başlamanın, tutunmanın ve parçalanan kimlikleri değişik biçimlerde kurmanın hikâyeleri var. Kimi bir fabrikanın gürültüsünde kendine yer açmaya çalışırken, kimi iki dil ve iki kültür arasında çocuklarını büyütürken kendi sesini arıyor.”
Bu kitap, yalnızca bireysel hikâyeleri anlatmıyor. Göç deneyimini ve kadın emeğini ortak bir hafızada buluşturarak, bir dönemin izini sürüyor.
“Boynumdaki Ağırlık”, Avustralya’ya göç etmek zorunda kalan ve hayata tutunmaya çalışan kadınların çoğu zaman bastırılmış, duyulmayan seslerinin kolektif bir ifadesi olarak okura ulaşıyor.
Ve okunan her öykü şunu hatırlatıyor:
Kadınlar kendi hikâyelerini anlatmaya başladığında mesele yalnızca bir hak talebi olmaktan çıkıyor; dünyayı değiştirme iddiasına dönüşüyor.
Nilgün Olcayöz’ün de vurguladığı gibi, bu öyküler yalnızca anlatmıyor—dönüştürüyor.
Göç, yalnızca bireysel hikâyelerin değil; kapitalist ve emperyalist düzenin yarattığı zorunlu yerinden edilmenin adı. İnsanları yerinden eden, emeklerini ucuzlatan, kimliklerini parçalayarak yeniden kurmaya zorlayan bu sistem, en çok da kadınların omuzlarında ağırlaşıyor.
“Boynumdaki Ağırlık” tam da bu yüzden yalnızca bir öykü kitabı değil; görünmeyeni görünür kılan, susturulanı dile getiren ve bize şu soruyu sorduran bir tanıklık:
Bu yük gerçekten kimin omuzlarında?

Kimin mi?
Sınırları çizenlerin değil; o sınırları aşmak zorunda bırakılanların.
En çok da, her şeye rağmen ayakta kalmaya çalışan kadınların omuzlarında.
Boynumdaki Ağırlık / Sultan Çınar / Tar Yayınları 176 sayfa/ Haziran 2026
(AK/EMK)