Bilmiyorum “Sultan” filmini hatırlar mısınız?
İstanbul’un ilk köprüsü Boğaz Köprüsü’nün etrafında bir mahalle… Arsaların değeri yükselirken, o arsaların üzerinde yaşayanların barınma hakkına göz koyan sermaye sahipleri. Köprü rantı beraberinde getiriyor fakat bu rant orada yaşayan yurttaşa bir kar sağlamıyo aksine hayatları yara alıyor.
Film 1978’de çekildi, aynı yıl vizyona girdi. Yönetmen koltuğunda oyunculuktan yönetmenliğe geçen Kartal Tibet vardı. Başrollerde Türkan Şoray ve Bulut Aras.
Film bir yandan köprünün iki yakayı birleştirdiğini, sınıfları birleştirmediğini anlatıyordu. Bir yanda değerlenen topraklar, diğer yanda o topraklarda tutunmaya çalışan yurttaşlar.
Köprüler ne zaman yapıldı? Gelirleri ne?

Bugün yeniden köprüleri konuşuyoruz. Öyle ulaşım meselesi olarak değil, kamu varlığı, miras ve ekonomik güç olarak gündemimizde. Köprülere detaylıca bakalım.
15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Boğaz üzerine inşa edilen ilk köprü. Uzun yıllar “Boğaziçi Köprüsü” diye anıldı. 20 Şubat 1970’te yapımına başlandı, 30 Ekim 1973’te Cumhuriyet’in 50. yılında açıldı. Avrupa Yakası’nda Ortaköy ile Anadolu Yakası’nda Beylerbeyi’ni birbirine bağladı.
Toplam uzunluğu 1.560 metre. Orta açıklığı 1.074 metre. Genişliği 33,40 metre. 3 gidiş 3 geliş 6 şerit.
2024’te yaklaşık 71 milyon 814 bin araç geçti. Günlük ortalama 196 bin araç. İstanbul’un kalbi buradan atıyor. Kent içi trafiğin ana omurgası.
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, yani İkinci Köprü. Temeli 29 Mayıs 1985’te atıldı, 3 Temmuz 1988’de açıldı. Hisarüstü ile Kavacık arasında. 1.510 metre uzunluk, 1.090 metre orta açıklık. 39 metre genişlik. 4 gidiş 4 geliş 8 şerit.
TEM bağlantısıyla şehirler arası taşımacılığın ana hattı. Günlük geçiş sayısı yoğun dönemlerde 200 binin üzerine çıkıyor. İstanbul’un yükünü taşıyan ana arter.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü ise kuzeyde. Garipçe ile Poyrazköy arasında. Temeli 29 Mayıs 2013’te atıldı, 26 Ağustos 2016’da açıldı. 59 metre genişlik. 322 metre kule yüksekliği. 1.408 metre ana açıklık. 8 şerit karayolu, 2 şerit raylı sistem altyapısı.
Yap-işlet-devret modeliyle yapıldı. Günlük 135 bin araç geçiş garantisi verildi. 2024’te yaklaşık 21 milyon 201 bin araç geçti. Ağır vasıtalar buraya yönlendirildi.
Özetle, üç köprü üç dönemi temsil ediyor:
Birincisi kent içi eşik.
İkincisi transit arter.
Üçüncüsü kuzey lojistik koridoru.
Ve üçü de ciddi gelir üretiyor.
Gelir hakkının devri mi, köprü satışı mı?

Muhalefet “köprüler satılıyor” diyor. İktidar “hayır, mülkiyet satılmıyor, gelir hakkı devrediliyor” diyor. Hukuken fark var. Ama yurttaş açısından sonuç değişmeyebilir.
Mülkiyet devri, köprünün tamamen özel sektöre geçmesi demek. Gelir hakkı devri ise belirli bir süre boyunca geçiş ücretlerini toplama ve işletme hakkının verilmesi demek. 25 yıl, 30 yıl… Bu süre boyunca elde edilecek milyarlarca dolar özel şirkete gider.
Eğer söz konusu köprüler zaten borçsuz, yüksek kâr üreten altyapılarsa, bu devrin anlamı şudur: Devlet gelecekte elde edeceği garanti geliri bugünden bırakır.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in verdiği rakamlara bakalım.
İki köprünün yıllık kârı 112 milyon dolar.
Otoyollarla birlikte yıllık 288 milyon dolar.
25 yılda yaklaşık 15 milyar dolar.
Eğer bu rakamlar doğruysa mesele sadece teknik bir “işletme devri” değil uzun vadeli kamu gelirinin de devredilmesi anlamına geliyor.
Dahası var.
Eğer sözleşmeler yabancı kredi finansmanıyla yapılırsa ve ihtilaf halinde İngiliz mahkemeleri yetkili olursa, yarın bir iktidar değiştiğinde Türkiye yeniden borçlanma ve tazminat yüküyle karşı karşıya kalabilir.
Bu yalnızca bir muhasebe kalemi değil, bu belli ki geleceğin bütçesi.
Köprüler sadece beton değil kamu geliridir. Hepimizin vergileri ile yapılmış eserler...
Bugünü kurtarmak için yarını ipotek altına almak, en çok da o köprülerden her gün geçen emekçiyi, memuru, öğrenciyi etkiler.
Mesela, geçiş ücretleri artar. Garanti tutmazsa bütçeden ödeme yapılır. Bütçeden ödeme demek vergidir. Memlekette vergi yükümün kimin sırtında olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok.
Köprüler ve hafıza
Boğaz köprüleri sinemada da bir simgeydi. Yeşilçam’dan bugüne İstanbul’un modern yüzü hep o çelik hatlarla anlatıldı. Hatta James Bond filmi Skyfall’ın açılış sahnesi bile 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde geçti.
Köprü, bir kavuşma metaforuydu. Şimdi bir ayrışma tartışmasının merkezinde.
Eylem engellendi

CHP’nin Ortaköy’den Arnavutköy’e yürüyüşüne Valilik izin vermedi. Ortaköy Meydanı’nda TOMA’lar, çevik kuvvet, bariyerler…“Bu köprüler halkındır, satılamaz” sloganları yükseldi.
“Arkadaşlar sakin olum arkadaşlar bir dakika arkadaşlar yüklenmeyin” diye diye aşılan bir barikat. pic.twitter.com/aTckw6zcT0
— Evrim Kepenek (@kepenekevrimm) February 17, 2026
Polisle müzakere başladı. “Diplomasız Erdoğan” sloganına “kanunsuz” uyarısı yapıldı. CHP’li Ali Gökçek ile polis arasında “Muhalefet de yapamayacak mıyız?” tartışması yaşandı.
“Diplomasız Erdoğan” demek suç mu? Kanunsuz mu? CHP milletvekili Ali Gökçek ve yetkililer tartışıyor. pic.twitter.com/gw58to92mD
— Evrim Kepenek (@kepenekevrimm) February 17, 2026
Yürüyüşün ardından Özgür Çelik ve beraberindekiler araçlarına doğru ilerlemek istedi. Ancak polis ekipleri grubun önünü kesti. Çelik, yalnızca araçlara geçmek istediklerini söyledi, buna rağmen geçişe izin verilmedi.
“Böyle bekleyeceksek bizim zaman sorunumuz yok ama bunun manası nedir?” sözleriyle duruma tepki gösterdi. Grup bu kez farklı bir yöne yürümek istedi, fakat yolları yeniden kesildi. Kısa süre içinde çevreleri polis ablukasıyla sarıldı. Ekipler, “Basın açıklaması sona ermiştir” anonsu yaptı. Çelik ise bu duruma, “Tamam, açın dağılalım. Nereden gidelim, duvardan mı çıkalım?” diyerek karşılık verdi.
Sonrasında Çelik, sosyal medya hesabından yeni adresi duyurdu: “Beşiktaş Arnavutköy’e geçiyoruz. Basın açıklamamızı gerçekleştireceğiz. Köprüler halkındır, satılamaz!” dedi. Bunun üzerine partililerin bir bölümü karayoluyla, bir bölümü deniz yoluyla Arnavutköy’e ulaştı.
#Beşiktaş | CHP'den "Köprüler halkındır, satılamaz" eylemi
— bianet (@bianet_org) February 17, 2026
🗣️ CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik: "Bunlar sadece köprüleri değil, soframızdaki ekmeği de pazarlıyorlar. Hayatımızı daha da pahalılaştırmak için resmen çaba harcıyorlar."
📹 Video: @kepenekevrimm pic.twitter.com/IrKfm4Hf29
Arnavutköy’de, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün ayağına yakın noktada konuşan Çelik, yürüyüşlerinin engellendiğini belirterek Anayasa’nın 34. maddesini hatırlattı. “Önceden izin almaksızın basın açıklaması yapma hakkımız var. Buna rağmen engellendik” dedi. Arkalarında ikinci köprü yükselirken açıklamasını sürdürdü.
İktidarı sert sözlerle eleştiren Çelik, geçmiş özelleştirmeleri hatırlatarak kamu varlıklarının elden çıkarıldığını savundu. Türk Telekom’un satışını örnek gösterdi altyapı gelirlerinin yurt dışına aktarıldığını, yükün ise kamuya kaldığını söyledi. İstanbul’un su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı çevresindeki imar kararlarını da eleştirdi.
Çelik son olarak şöyle dedi: “Bu köprüler atalarımızın vergileriyle yapıldı. Bugünü kurtarmak için yarını ipotek altına almak istiyorlar. Seçim yatırımı için milli kaynakları satmaya çalışıyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Bu köprüleri sattırmayacağız.”
Belki de tartışmanın özeti tam burada.
“Sultan” filminde köprü yükselirken mahalle yoksullaşıyordu.
Bugün köprüler kâr üretirken, o kârın kimde kalacağı tartışılıyor.
Köprüler iki yakayı birleştirmeye devam edecek mi, yoksa bir kez daha zenginle yoksul arasındaki mesafeyi mi büyütecek?
(EMK)







