Uluslararası Af Örgütü: "Mutlak butlan kararı, insan haklarına ağır bir darbe"
CHP'de, yerel mahkemenin yetki alanında olmayan kararıyla körüklenen yönetim krizi, bugün Ankara’da eş zamanlı olarak gerçekleştirilen iki ayrı toplantıyla somut bir görünüm edindi.
TBMM’de CHP Grup toplantısında bir araya gelen Özgür Özel’i destekleyen milletvekilleri ve partililer "geri dönüşü olmayan" bir yola girildiğini vurgularlarken Kemal Kılıçdaroğlu, polis ve icra memurlarının zoruyla girdiği genel merkezde Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'na yönelik "temizlik" için harekete geçmeyi vaat etti.
Uluslararası Af Örgütü: Bir temel insan hakları meselesi"
Uluslararası Af Örgütü’nün "Hukuk devleti ve insan haklarına saygı gösterin" başlığıyla yayımladığı açıklama bu kritik dönemde Özgür Özel yönetiminin uğradığı müdahalenin insan hakları bağlamında bir ihlaller zinciri olarak okunduğunu net bir ifadeyle ortaya koydu: Karşımızda "Bir siyasi partinin iç seçim sonuçlarının mahkeme eliyle değiştirilmesi" var. Bu "yalnızca parti içi hukuk tartışması" olmakla kalmıyor; aynı zamanda "siyasi örgütlenme özgürlüğü, seçme-seçilme hakkı, ifade özgürlüğü ve demokratik muhalefetin varlık koşulları bakımından temel bir insan hakları meselesi."
Af Örgütü’ne göre Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin, CHP’nin kasım 2023 kurultayının ve ardından yapılan kurultayların sonuçlarını iptal eden ara kararı, “Türkiye’de hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına ağır bir darbe” niteliğinde. Örgüt, 21 Mayıs’ta kamuoyuna açıklanan kararın, CHP’ye ve onun seçilmiş temsilcileri ile belediye görevlilerine yönelik baskıların ciddi biçimde tırmandığını gösterdiğini belirtiyor.
"Yargı bir partinin iç seçim sonucunu değiştirmek için araçsallaştırıldı"
Açıklamada, bu sürecin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun mart 2025’ten bu yana tutuklu bulunmasıyla birlikte okunması gerektiği vurgulanıyor. Af Örgütü, yargı sisteminin, uluslararası insan hakları hukuku ve Türkiye’nin iç hukukunca güvence altına alınan örgütlenme ve ifade özgürlüğü haklarını ihlal edecek biçimde, bir siyasi partinin iç seçim sonuçlarını değiştirmek için araçsallaştırıldığına dair ciddi kaygılar bulunduğunu ileri sürüyor.
Af Örgütü'ne göre kararın hukuki zemini tartışmalı. Dava safahatını aktaran kuruluş, ekim 2025’te bir ilk derece mahkemesinin, CHP’nin eski ve mevcut bazı üyelerinin 2023 kurultayına ilişkin “hile” iddialarını reddetttiğini hatırlatıyor. Bu kararında mahkeme başvurucuların bir bölümünün dava açma ehliyeti bulunmadığını, ayrıca sonraki kurultayların da Özgür Özel’in genel başkanlığını teyit ettiğini belirtmişti.
Buna karşılık, Bölge Adliye Mahkemesi, somut delil bulunduğu hukuken belirlenmemiş iddialara dayanarak ilk derece kararını bozmuş ve Kılıçdaroğlu’nun yeniden parti başına getirilmesine hükmetmişti. Af Örgütü, kararın, Yargıtay denetimine açık olsa da, fiili sonucuyla CHP’de iki başlı ve gerilimli bir yönetim tablosu yarattığını tespit ediyor.
TV kanalları ekranlarını bölerek iki toplantıyı birlikte yansıttılar. TBMM’deki meşru grup toplantısı, Özel’in liderliğinin altını çizerken, genel Merkezdeki toplantı Kılıçdaroğlu'nun partinin canlı ve organik hayatının dışında kalan bir topluluğu resmetti. Ancak her iki toplantının bir arada oluşturduğu tablo Türkiye’de siyasal alanın "suç ve ceza normları" üzerinden düzenlenmesinin, toplumun kendi kendisini siyaset eliyle yönetmesi varsayımına dayanan hukuk devleti iddiasını nasıl çaptan düşürdüğüne dair çarpıcı bir görüntü sunuyordu.
Rejim polis gücüyle Özgür Özel ekibinin karşısında yer aldı
Af Örgütü açıklamasında 24 Mayıs’taki polis müdahalesine de özel yer verdi. Açıklamada polisin, mahkeme kararını uygulamak ve Özgür Özel ile ekibini CHP Genel Merkezi’nden çıkarmak amacıyla binaya müdahale ettiği; bina içinde göz yaşartıcı gaz kullanıldığı ve içeride bulunan bazı kişilerin yaralandığına, genel merkez dışında toplanan kalabalığa karşı da, toplanmanın barışçıl niteliğine rağmen tazyikli su kullanıldığına yer verildi.
Gaz kullanımı işkence düzeyine vardı
Af Örgütü açıklması, kapalı veya sınırlı alanlarda, insanların güvenli biçimde uzaklaşamadığı ve havalandırmanın yetersiz olduğu koşullarda göz yaşartıcı gaz kullanımının hukuka aykırı olduğunu ve işkence ya da diğer kötü muamele biçimlerine varabileceğini belirtiyor. Tazyikli su kullanımının ise ancak yaygın şiddet yaşandığı, daha az zararlı ve hedefe yönelik önlemlerin bulunmadığı ya da etkisiz kaldığı durumlarla sınırlı olabileceğini vurguluyor. Örgüte göre her türlü güç kullanımı yasallık, gereklilik, orantılılık ve hesap verebilirlik ilkelerine uygun olmalı.
Siyasi saiklerle yürütülen toplu davalar
Açıklamanın arka planında da Ekrem İmamoğlu ve CHP’li belediyelere yönelik soruşturma ve davalara yer verildi. Af Örgütü, İmamoğlu’nun yanı sıra ekibinden kişiler, ilçe belediye başkanları, belediye çalışanları ve iş insanlarının da aralarında bulunduğu 400’ü aşkın insanın "suç örgütü yönetmek, rüşvet, zimmet, kara para aklama, şantaj ve ihaleye fesat karıştırma" gibi suçlamalarla yargılandığını hatırlatıyor. Örgüt, 9 Mart 2026’da Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde başlayan toplu davanın siyasi saiklerle yürütüldüğü yönündeki kaygılara dikkat çekiyor.
Af Örgütü, İmamoğlu'nun, suçlu bulunması halinde binlerce yılı bulan hapis cezası talebiyle karşı karşıya bırakıldığı suçlamaların önemli bölümünün bazı sanıkların cezadan kurtulma karşılığında etkin pişmanlık uygulamaları karşılığında yaptıkları itiraflar ve kimlikleri açıklanmayan "gizli tanık" ifadelerine dayandığını belirtiyor. Kuruluş, dört bin sayfalık iddianameye ek olarak yüz binlerce sayfalık soruşturma dosyası, sanık sayısının fazlalığı ve davanın yıllarca sürebilecek niteliğinin, etkili savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı bakımından ciddi sorunlar doğurduğuna dikkat çekti.
İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığının önüne geçilmesi amacı
Açıklamada İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığının engellenmesi veya caydırılması ihtimaliyle bağlantılı olarak atılan başka yargısal ve idari adımlara da dikkat çekiliyor. Bunlar arasında mezuniyetinden 30 yıl sonra üniversite diplomasının iptali ve sanık yakınlarının yolsuzluk iddialarıyla hedef alınması da sayılıyor. Af Örgütü’ne göre CHP yönetimindeki belediyelerin ülke çapında kitlesel gözaltı operasyonlarının özgül hedefi haline gelmesi, ceza adaleti sisteminin daha geniş ölçekte siyasi muhalefeti bastırmak için kullanıldığına dair bir başka gösterge.
Af örgütünün açıklması ışığında CHP'ye "darbe"
Af Örgütü’nün açıklaması, bugünkü TBMM–Genel Merkez karşıtlığını yalnız bir “parti içi kriz” olarak değil, Türkiye’de muhalefetin siyasal varlığına yargı ve kolluk yoluyla müdahale edildiği daha geniş bir haklar krizi olarak çerçeveliyor. Özel’in TBMM’deki direniş vurgusu ile Kılıçdaroğlu’nun genel merkezdeki “temizlik” söylemi, aynı hukuki müdahalenin iki farklı siyasal sonucunu temsil ediyor: Bir yanda seçilmiş parti yönetiminin meşruiyet gerçekliği, diğer yanda mahkeme kararıyla ele geçirilen fiili yönetim gücü.
Haklara saygı çağrısı
Uluslararası Af Örgütü, Türkiye makamlarını ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkı dahil herkesin haklarına saygı göstermeye; barışçıl muhalefet ve siyasi muhalefete yönelik baskılara son vermeye; yargı bağımsızlığını yeniden tesise çağırıyor. Örgüt ayrıca yalnızca insan haklarını barışçıl biçimde kullandıkları için tutuklanmış olan kişilerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını ve haklarındaki suçlamaların düşürülmesini talep ediyor.
(AEK)