Sağlık Bakanlığı, Türkiye’nin ilk açık kimlikli trans kadın doktoru Larin Kayataş’ı ikinci kez meslekten men etti. Kararın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kayataş hakkında suç duyurusunda bulundu ve ceza davası açtı. Kayataş, hapis istemiyle yargılanıyor.

Sağlık Bakanlığı, trans doktor Larin Kayataş’ı ikinci kez meslekten men etti
Gelişmeyi X hesabından duyuran Kayataş, paylaştığı belgelerle süreci ayrıntılarıyla anlattı ve ortaya çıkan tabloyu “mahkeme kararlarıyla sabit bir hukuksuzluk” olarak tanımladı.
BASINA VE KAMUOYUNA ;
— Larin (@askolandin) March 25, 2026
Mahkeme Kararlarıyla Sabit bir Hukuksuzluk Tablosu
Bu hukuki gerçekleri açıkça kayda geçirmek istiyorum. Sağlık Bakanlığı tarafından bana yönelik tesis edilen 4 ayrı idari işlem, mahkemeler tarafından hukuka aykırı bulundu. Bu davaların tamamını kazandım.… pic.twitter.com/m9bNRTRRu8
"Somut gerekçe konulmadan bu belgelere ulaşılamaz"
Kayataş’ın paylaştığı bilgilere göre Sağlık Bakanlığı, 10 ay süren bir inceleme yürüttü ve eklerle birlikte 924 sayfalık bir rapor hazırladı. Bu süreçte birçok kuruma yazı gönderildi ve kişisel verilere ulaşılmaya çalışıldı. Kayataş, kullandığı ilaçların ve hastane başvuru nedenlerinin rapora dahil edildiğini belirtti. Sağlık verilerinin özel nitelikli kişisel veri kapsamında anayasal koruma altında olduğunu vurguladı ve Bakanlığın görevle bağlantılı somut bir gerekçe ortaya koymadan bu bilgilere erişemeyeceğini söyledi.
Kayataş, incelemenin kapsamının genişletildiğini ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na da yazı gönderildiğini aktardı. SGK’nın iki ayrı talebi reddettiğini ve kişisel verileri paylaşmadığını belirtti. Buna rağmen bazı kurumların herhangi bir açık yasal dayanak ve somut gerekçe olmadan bilgi verdiğini kaydetti. Bu durumun yetki aşımına örnek oluşturduğunu dile getirdi.
Üst mahkemeler kararı onadı
Kayataş, son 5 yıl içinde hakkında verilen dört ayrı idari işlemin tamamının yargıdan döndüğünü paylaştı. Üç aylık görevden uzaklaştırma, ilk meslekten men kararı, uyarma cezası ve performansa dayalı ek ödemelere ilişkin işlemler mahkemeler tarafından hukuka aykırı bulundu. Bu kararlar kesinleşti ve üst mahkemeler tarafından da onandı.
Dayanışma çağrısı
Tüm bu kararlara rağmen ikinci kez meslekten men edilmesi ve ardından ceza davası açılması, sürecin sistematik bir baskıya dönüştüğünü ortaya koydu. Kayataş, kamudaki doktorluk görevine son verilmesi, işsiz bırakılması ve hapis istemiyle yargılanmasının ağır sonuçlar doğurduğunu belirtti ve bu durumu “sivil ölüm” olarak nitelendirdi.
Kayataş, kamuoyuna çağrı yaparak yaşanan hak ihlallerine karşı ses çıkarılmasını ve dayanışma gösterilmesini istedi.
Ayrıca Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu hatırlatarak mahkeme kararlarının tüm kurumlar için bağlayıcı olduğunu vurguladı ve Sağlık Bakanlığı’ndan bu kararlara uyulmasını talep etti.
(EMK)



