PJAK: Halkımızı savunmamız vazgeçilmez bir haktır
*Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Meclisi, İran rejiminin Kürdistan halkına ve kendi güçlerine yönelik saldırıları artırdığını açıkladı.
*Devrim Muhafızları'nın kontrolündeki rejimin, idamlar, tutuklamalar ve gözaltılarla baskıyı yoğunlaştırdığı belirtilen açıklamada, şiddetin 1980'lerin katliam dönemini hatırlattığı vurgulandı.
*Merivan, Bane, Mahabad, Serdeşt ve Pîranşehr'de gerçekleştirilen saldırılarda çok sayıda gerilla ve peşmergenin öldürüldüğü kaydedildi. PJAK, rejimin Kürdistan'ı daha fazla militarize etmeye çalıştığını ifade ederek, meşru savunma hakkı çerçevesinde her türlü saldırıya karşı duracaklarını ve halkın direniş için daha güçlü örgütleneceğini bildirdi.
Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) Meclisi, İran rejiminin kendi güçlerine ve Kürdistan halkına yönelik saldırılarının genişletilmesine ilişkin bir açıklama yaptı.
Açıklamada “Artık tamamen Devrim Muhafızları Ordusu'nun kontrolüne giren rejim, savaşın durmasını İran halkına (idamlar, tutuklamalar ve yaygın gözaltılar yoluyla) ve özellikle mücadeleci Kürt halkına yönelik baskı saldırılarını yoğunlaştırmak için bir fırsat olarak değerlendirmektedir” denildi.
MA'nın haberine göre, PJAK’ın açıklamasının tamamı şöyle:
“Baskıcı güçlerin uyguladığı şiddetin kapsamı ve düzeyi, 1980'li yılların korku ve katliam dönemini yeniden hatırlatmaktadır. Gerçekte, otoriter rejimin İran halklarına karşı uzun süredir yürüttüğü savaş daha da sert ve daha kanlı bir aşamaya girmiştir.
Rejim, katliamlar, idamlar ve korku yoluyla askeri nitelikte bir terör yönetimi kurmaya, İran halklarının iradesini tamamen kırmaya ve İran'daki, özellikle de Kürdistan'daki tüm direniş dinamiklerini ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Kuşkusuz rejimin en büyük korkusu İran halkları ve onların iradesidir; bu nedenle halka karşı çok yönlü bir savaş ilan etmiştir. Bununla birlikte rejim, Kürdistan toplumunun mücadele gücünün ve özgürlük potansiyelinin farkındadır; bu yüzden de vahşi ve sistematik saldırılarını halkımıza yöneltmiştir.
Bu baskıların artırılması ve yaygınlaştırılması, İslam Cumhuriyeti'nin toplumumuzdaki 'jin, jiyan, azadî' hareketinin tükenmeyen gücünden ve Kürt halkının baskı ile diktatörlüğü aşma yönündeki güçlü iradesinden duyduğu derin korkunun göstergesidir.
Bu adımlar, İran halklarına, özellikle de Kürt halkına ve özgürlük hareketimize karşı tamamen savaşçı bir projenin parçasıdır. Yaygın tutuklama ve toplu idam dalgasının yanı sıra Merivan'da arkadaşlarımıza yönelik saldırılar, Bane'de intihar tipi insansız hava araçlarıyla arkadaşlarımıza saldırılması, Mahabad'da ağır silahlarla yürütülen askeri operasyon sonucu dört gerilla arkadaşımızın şehit düşmesi, Serdeşt'te arkadaşlarımıza yönelik pusu ve komplolar kurulması, Pîranşehr'de İran Kürdistan Demokrat Partisi peşmergelerine saldırılması ve altı peşmergenin şehit edilmesi ile Mahabadlı Kürt genç Siyaweş Elek'in hükümete bağlı ajanlar ve işbirlikçiler tarafından hedef alınması yer almaktadır. Bütün bunlar, İslam Cumhuriyeti'nin Kürdistan'ın daha fazla militarize edilmesi, baskının artırılması ve boğulması yönündeki hazırlıklarını hızlandırdığını göstermektedir.
Meşru savunma hakkı çerçevesinde ve ‘berxwedan jiyan ê’ şiarıyla, her türlü saldırı, baskı ve katliam girişimine karşı duracağız; kendimizi ve halkımızı savunmayı doğal ve vazgeçilmez bir hak olarak görüyoruz. Rejimin Kürdistan Özgürlük Hareketi'nin dış devletlerle bağlantılı olduğu yönündeki temelsiz iddialarını boşa çıkarmak ve İslam Cumhuriyeti'nin asılsız suçlamalarını teşhir etmek amacıyla, partimizin mücadelesinin düşünsel ve eylemsel bağımsızlığa bağlı olduğunu ve temel ilkelerine bağlı kalacağını kamuoyuna duyuruyoruz.
Kuşkusuz halkımız bu şiddet dolu uygulamalar karşısında teslim olmayacak; aksine daha fazla örgütlenecek ve daha güçlü bir direniş için harekete geçecektir. Açık ve nettir ki, mücadeleci halkımızın evlatları olarak direnişimiz, örgütlülüğümüz, bilinçliliğimiz ve birliğimiz sayesinde diktatör yönetimin bütün planlarını boşa çıkaracağız."
(EMK)