Peru: Güvenlik vaadiyle geri dönen Fujimoricilik eski yaraları deşti
Keiko Fujimori dördüncü denemesinde Peru başkanlık seçimlerini yüzde 50,14 oyla kazandı ve 28 Temmuz'da görevi devralacak. Rakibi solcu Roberto Sánchez yüzde 49,87 alırken, sonuçları tanımadı ve usulsüzlük iddiasıyla protesto çağrısı yaptı. Fujimori kampanyasını suçla mücadele ve güvenlik vaatleri üzerine kurdu. Babası Alberto Fujimori insan hakları ihlalleri nedeniyle 25 yıl hapis cezası almıştı ve 1996-2000 arasında 314 bin kadın zorla kısırlaştırılmıştı. Yeni dönemde Amazon'daki yasa dışı madencilik, ekolojik tahribat ve yerli halkların topraklarının korunması başlıca sorunlar arasında. Peru son on yılda kronik siyasi istikrarsızlık yaşadı ve Fujimori 2016'dan bu yana onuncu başkan olacak. İkiye bölünmüş bir toplumda göreve başlayacak.
Dördüncü denemesinde soyadını yeniden Peru devlet başkanlığına taşıyan Keiko Fujimori, 28 Temmuz’da görevi devralacak. Babası Alberto Fujimori’nin güvenlikçi, neoliberal ve otoriter siyasal mirası onunla birlikte bir kez daha devletin tepesine taşınacak.
Kıl payı
Sonuçların 29 Haziran'da kesinleşerek Ulusal Seçim Kurulunca resmen açıklanmasının ardından Fujimori’nin oyların yüzde 50,14’ünü, rakibi solcu Roberto Sánchez’in ise yüzde 49,87’sini kazandığı belirlenmiş; Kolombiya’da olduğu gibi Peru’da da başkanlığın yüzde 1’in altında, kıl payı farkla el değiştirdiği görülmüştü. Reuters, Fujimori’nin sonucu “alçakgönüllülük ve sorumlulukla” karşıladığını, Sánchez’in sonucu tanımadığını ve usulsüzlük suçlamalarıyla protesto çağrısı yaptığını ileri sürdü.
Suçla korkutma ve güvenlik vaadi
Keiko Fujimori’nin zaferi, Peru’da suç korkusu, ekonomik durgunluk ve yıllardır süren siyasal istikrarsızlığın belirlediği bir seçimden doğdu; bu tablo, güvenlik vaadini kampanyanın merkezine yerleştirdi. Reuters’a göre Fujimori kampanyasında suçla mücadele, ekonomik istikrar ve kamu düzeni vaatlerini öne çıkardı. Babasının 1990’larda “düzeni yeniden kurduğu” anlatısını bu kez gizlemedi; aksine, seçmenlerin artan şiddet ve gasp korkularına seslenen bir güvenlik diliyle sahiplendi.
Fujimoricilik hafızası
Peru’da “Fujimoricilik” denildiğinde, destekçileri için hiperenflasyonun durdurulması ve Aydınlık Yol gerillasının ezilmesi; muhalefet ve hak örgütleri içinse 1992’de Kongrenin kapatılması, yargının kontrol altına alınması, ölüm mangaları, zorla kaybetmeler, işkence, yolsuzluk ve yoksul-yerli kadınlara yönelik zorla kısırlaştırma programı akla geliyor.
Alberto Fujimori Barrios Altos ve La Cantuta katliamları nedeniyle insan hakları ihlallerinden 25 yıl hapse mahkûm edilmişti. Peru’daki zorla kısırlaştırma dosyası halk nezdinde hâlâ kapanmış değil. Amerika İnsan Hakları Mahkemesi de bu yıl Celia Ramos davasında Peru devletini yaşam hakkı ihlalinden sorumlu buldu.
Mahkeme, Ramos’un 1997’de zorla kısırlaştırıldığını ve kısa süre sonra tıbbi komplikasyonlar nedeniyle öldüğünü saptadı. Bu, Fujimori döneminde uygulanan yerli halkların kısırlaştırılması politikasını hükme bağlayan ilk bölge mahkemesi kararı oldu. AP’ye göre program özellikle yoksul, kırsal ve yerli kadınları hedef alıyordu.
Kısırlaştırma programı
Resmi sayılara göre, Peru’da 1996-2000 arasında büyük bölümü yoksul, kırsal ve yerli topluluklardan gelen 314 bini aşkın kadın ve 24 bini aşkın erkek kısırlaştırıldı. Ramos’un kızları ve avukatları kararı “Latin Amerika’da adalet ve üreme hakları için tarihî bir zafer” olarak niteledi. Ancak AP’nin haberine göre, uygulamanın kapsadığı büyük nüfusa karşın henüz Alberto Fujimori ya da dönemin görevlileri arasından kimse hakkında mahkûmiyet kararı verilmedi.
Polis şiddeti mağdurları
Keiko Fujimori’nin zaferine tepki gösterenler yalnızca kısırlaştırma mağdurları değil. EFE’nin haberine göre 2022 ve 2023’teki hükümet karşıtı protestolarda öldürülenlerin yakınları da Fujimori’nin başkanlığını kabul etmediklerini açıkladılar. Aileler, Fujimori’yi “diktatörün kızı” olmak ve yakınlarının ölümünden sorumlu olanları koruyan siyasi çevrelerle yan yana durmakla suçladılar.
Amazon ırmağının ve ormanların tahribi
Peru’da yeni dönemin bir başka gerilim kaynağı da Amazon Irmağı ve ormanlarındaki madencilik faaliyetleri olacak. AP’nin seçimlerden önce yayımladığı araştırmaya göre, yasa dışı madencilik, Peru’nun en büyük kayıt dışı ekonomisi haline geldi ve 2025’te 11,5 milyar doları aşan bir hacme ulaştı.
Altın madenciliği Amazon’a ve yerli topraklarına doğru bir ekolojik tahribat dalgası halinde ilerliyor. Cıva kirliliği Amazon'daki canlı yaşamı yok ederken, özellikle ırmak boyu toplulukları ve balıkla beslenen yerli halklar için ciddi bir sağlık riski yaratıyor. Uzmanlar, bu tabloya mukabil partilerin çoğunun kapsamlı bir plan sunmadığını belirtiyorlar.
Dünya çapında milyonlarca küçük çiftçi, köylü, yerli halk ve tarım işçisini bir araya getiren uluslararası köylü hareketi La Via Campesina’nın seçim öncesi yayımladığı açıklamada Peru’daki yerli ve köylü örgütlerinin seçimleri “demokrasi açısından geri dönüş riski” olarak gördükleri aktarıldı.
Açıklamada yasa dışı madencilik ağlarının ormansızlaşma, nehir kirliliği ve bazı bölgelerde şiddetle bağlantılı olduğu belirtildi; yerli halkların topraklarını ve yaşam alanlarını savunma hakkı vurgulandı.
Reuters’ın geçtiğimiz yıl Wampís lideri Teófilo Kukush’la yaptığı görüşme de yeni hükümetin karşılaşacağı tabloyu gösteriyor. Kukush, yasa dışı madencilerin Amazon’da çocukları “insan kalkanı” olarak kullandığını söylemiş ve hükümetten olağanüstü önlem alınmasını istemişti. Aynı haberde madenciler, kaçakçılar ve kerestecilerle yaşanan çatışmalarda yerli liderlerin öldürüldüğü; Wampís bölgesinde iki yılda 30 kişinin yaşamını yitirdiği aktarılmıştı.
Kronik yönetim krizi
Ülke on yılda birçok başkan değiştirdi; Kongre, yargı ve yürütme arasında sürekli krizler yaşandı. Reuters, Keiko Fujimori’nin 2016’dan bu yana Peru’nun onuncu başkanı olacağını ve göreve neredeyse ikiye bölünmüş bir toplumda başlayacağını yazdı.
(AEK)