Özsoy: "O dilekçe bir meydan okumaydı, altında Demirtaş'ın kendi imzası da vardı"
Kemal Kılıçdaroğlu'nun HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına evet demekten pişman olmadığını söylemesinin ardından, eski HDP yöneticisi Ayhan Bilgen'in sosyal medya paylaşımı tartışma yarattı. Bilgen, dokunulmazlıkların kaldırılmasının HDP'nin kendi talebi olduğunu iddia etti. Ancak eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Hişyar Özsoy, İlke TV'deki açıklamasında HDP'nin Temmuz 2015'te verdiği dilekçenin Erdoğan'a siyasi bir rest olduğunu, Meclis'in gündemine bile alınmadığını belirtti. Özsoy, AKP'nin Mayıs 2016'da anayasaya geçici madde ekleyerek gerçekleştirdiği dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla HDP'nin 2015'teki dilekçesi arasında hiçbir bağ olmadığını vurguladı. Demirtaş ve diğer HDP milletvekilleri dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından tutuklandı ve yargılandı.
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanı yetkilerini kullanmaya başlayan Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve diğer HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına “evet demekten pişman olmadığı” açıklamasının demokrasi güçleri arasında yol açtığı öfke dalgası sürüyor.
"TEMİZLİK" BİTENE KADAR KURULTAY YOK
Kılıçdaroğlu CHP'yi "mutlak butlan" itirafçılarının beyanlarına dayanarak "arındırma" iddiasında
Ancak bu öfke dalgası dinmeden bu kez eski HDP Grup Başkan Vekili ve eski Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen'in bir paylaşımının ardından Demirtaş’ın dokunulmazlığının esasen “HDP’nin talebiyle kaldırıldığına" yönelik manipülasyonlarla bu kez bir kafa karışıklığı doğdu. Öfke ve kafa karışıklığının birbirine karıştığı kargaşa devam ederken bir canlı yayına katılan eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Hişyar Özsoy’un müdahalesiyle yakın siyasal geçmişin en önemli olaylarından biri ait olduğu bağlama iade edilebildi, hafıza tazelendi.
Özsoy, salı akşamı katıldığı İlke TV yayınında hem mayıs 2016'da AKP Anayasa değişikliği önerisiyle dokunulmazlıkların kaldırılması sürecinde CHP ve Kılıçdaroğlu'nun oynadığı rolü, hem 7 Haziran'da tek başına iktidarı yitiren Erdoğan'ın, kendisini iktidardan eden Demirtaş ve diğer HDP'lileri "dokunulmazlıkların arkasına saklanarak" terörizm yapmakla suçlamasına meydan okuma ifadesi olan Temmuz 2015 tarihli dilekçenin içeriğini ve gerekçesini açıkladı.
"Kılıçdaroğlu'nun söylediği tek doğru şey, pişman olmadığı"
Özsoy, HDP eş genel Başkanları ve milletvekillerinden o tarihte fezlekesi bulunanların dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik olarak AKP grubunun “geçici madde eklenmesi” yoluyla TBMM’den geçirdiği “Anayasa değişikliği”nin HDP’ye karşı yürütülen daha geniş bir siyasal tasfiye sürecinin parçası olduğunu söyledi.
Canlı yayındaki açıklamasında Özsoy, Kılıçdaroğlu’nun, CHP'nin bu değişikliğin “Anayasaya aykırı” olduğunu açıkça beyan etmesine karşın HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına evet demesi ve bundan “pişman olmadığını” söylemesine atfen “Muhtemelen Kılıçdaroğlu’nun doğru söylediği tek şey bu” dedi. Özsoy Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan olduğu dönemde CHP yönetiminin, yalnızca dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda değil, HDP belediyelerine kayyım getirilmesi sırasında da direnç göstermediğini ekledi.
Özsoy’un İlke TV'deki açıklaması, Kılıçdaroğlu’nun pişman olup olmadığı, Demirtaş’ı ziyaret edip etmeyeceği, Demirtaş’ın bu ziyareti kabul edip etmeyeceği eksenindeki tartışmalar bir yandan sürerken öte yandan sosyal medyada dolaşıma sokulan “Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasını HDP istemişti” iddialarına yanıt olarak ayrı bir önem kazandı.
Ayhan Bilgen'in mesajı
İddiayı ortaya atan Ayhan Bilgen’di. 2015’te HDP Kars milletvekilliği, daha sonra HDP Grup Başkan Vekilliği görevlerinde bulunan, 2019 yerel seçimlerinde HDP Kars Belediye Başkanlığına seçilen Ayhan Bilgen, bir süre Kobani davasında tutuklu kaldıktan sonra HDP ile bağlarını kesmiş ve Türkiye’nin Sesi Altınçağ Partisi (SES Partisi) adıyla yeni bir parti kurmuştu. Ancak artık partinin başkanı olmadığı, yönetimi Atıf Özbey’e devrettiği Yargıtay’ın “faaliyette olan siyasi partiler” kayıtlarından anlaşılıyor. Ayhan Bilgen sosyalist, yurtsever, sol demokrat kesimlerden değil, “İslami” çevrelerden, MAZLUMDER Genel Başkanlığı’ndan gelerek HDP’nin oluşumuna dahil olan bir siyaset insanıydı. Ancak 2023’ten bu yana kamusal alanda görünmüyordu.
Bilgen Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştiriler genişleyerek devam ederken X hesabından yaptığı bir açıklamayla, yeniden kamuoyu önüne çıktı ve dokunulmazlıkların kaldırılmasının HDP’nin kendi talebi olduğu, bu nedenle HDP'lilerin Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlıkların kaldırılmasını onaylamasını eleştirmesinin anlamlı olmadığı yolunda bir müdahalede bulundu.
Bunda hepimizin imzası vardı !
— Ayhan Bilgen (@ayhanbilgen) June 23, 2026
Doğru yaptık. Yine olsa yine yapmalıyız. İktidar muhalefet ayrımı yapmaksızın tüm parti milletvekilleri de böyle yapmalı.
Kürsü dokunulmazlığı dışında bir suç işleme ayrıcalığı kimse için olmamalı.
Şimdi faturayı Kılıçdaroğlu'na keserek linç… pic.twitter.com/wOHF8bCSnU
Görünüşte bir siyaseten doğruculuk örneği iddiası barındırsa da, esasen başka bir dönemde ve başka bir bağlamda ileri sürülmüş bir HDP Grup talebinin, tarihsiz ve bağlamsız ve bir arka plandan yoksun olarak ve Kılıçdaroğlu'nu aklarcasına yeniden ortaya atılması, HDP/DEM siyasetinden hoşnutsuz çevreler tarafından Kürt halkı arasında spekülasyonlara yol açacak şekilde istismar edilmeye başladı.
Bilgen’in paylaşımı katalizör etkisi yaptı. İktidar yandaşı ve sağ medya, bu paylaşımı hızla “Demirtaş’ın tutuklanmasına HDP de imza atmıştı” şeklinde manşetlere çıkardı. Bazı haberlerde, dönemin HDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken’in imzasını taşıyan dilekçe öne çıkarıldı ancak dilekçenin 80 milletveklili ve bu arada Demirtaş'ın kendisinin imzasını taşıdığı saklandı. Böylece 2015’teki siyasi meydan okuma, 2016’da HDP’li milletvekillerinin yargı yoluyla tasfiyesinin önünü açan Anayasa değişikliğine dönük bir talepmiş gibi sunuldu.
Özsoy: "O siyaseten sembolik olarak bir taktikti, bir restti"
Hişyar Özsoy “Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılması için HDP’nin de imzalı dilekçe verdiği"ne dair spekülasyonların çoğaldığı sırada çıktığı programda bu konuda kendisine sorulan soruya şöyle yanıt verdi:
Söz konusu dilekçe zaten hiçbir zaman Meclis’in gündemine alınmadı. O siyaseten sembolik olarak bir taktikti, bir restti. Dokunulmazlıkların daha sonra kaldırılmasının o dilekçeyle uzaktan yakından bir alakası yok” dedi.
Özsoy “Sanki bütün HDP, daha sonra cezaevine giren arkadaşlarımıza karşı kurulan kumpasın, darbenin parçasıymış gibi bir algı üretmeye çalışıyorlar. İnanılmaz çirkin bir durum” ifadelerini kullandı.
Bütün o savunma mekanizmalarını bir şekilde ortadan kaldırarak tek bir saçma maddeyle anayasaya geçici madde ekleyerek bizi savunmasız bıraktılar. En azından Meclis gündemini işgal eder ve bize yöneltilen bütün suçlamalara dair kamuoyunu bilgilendirirdik
🗣️Siyasetçi Hişyar Özsoy'dan Ayhan Bilgen'in dilekçe paylaşımına yanıt:
— İlke TV (@ilketvcomtr) June 23, 2026
🔸"Söz konusu dilekçe zaten hiçbir zaman Meclis’in gündemine alınmadı. O siyaseten sembolik olarak bir taktikti, bir restti. Dokunulmazlıkların daha sonra kaldırılmasının o dilekçeyle uzaktan yakından bir… pic.twitter.com/30cjOQPOg7
Özsoy’un verdiği bilgiler ışığında tartışmanın kritik noktası AKP’nin Mayıs 2016’daki Anayasa değişkliği ile HDP’nin Temmuz 2015’te HDP’nin verdiği dilekçe arasında hiçbir illiyet bağının olmayışındaydı.
“HDP istemişti” iddiasının bu bilgiler ışığında akla aykırı olduğu kadar olgusal olarak eksik ve siyasal olarak yanıltıcı olduğu kendiliğinen ortaya çıkıyor. HDP’nin 2015’teki dilekçesi, “Demirtaş tutuklansın” ya da “HDP milletvekilleri yargı eliyle tasfiye edilsin” anlamına gelmiyordu ve işleme konulmamış ve iade edilmişti. 2016’daki değişiklik ise fiilen bu sonucu doğurması için Erdoğan ve AKP kurmaylarınca tasarlanmış; komisyonda ve TBMM'de çoğu zaman açık bir meydan kavgası halini alan çatışmaların ardından hayata geçirilmişti. Eş genel Başkanlar Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dahil çok sayıda HDP’li milletvekili, dokunulmazlıkların topluca kaldırılmasının ardından milletvekili sıfatı taşırken yargılanmaya, gözaltına alınmaya başladılar, Kasım 2016'daki tutuklamayla birlike yıllara yayılan davalarda yargılanmaya ve hüküm giymeye başladılar.
Bilgen'in açıklamasının açıklaması
Başlattığı tartışmanın kendi maksadının da ötesine geçmiş olduğu kaygısına kapılmış olmalı ki, Ayhan Bilgen ayyuka çıkan bağlam dışı iddiaların ardından kendi açıklamasını bir kere daha sosyal medya hesabından açıklamaya zorunlu kaldı:
Bu konuyu hedefinden saptırmak yerine anlamaya çalışmalıyız. Bu karar Eşbaşkan olarak toplantıyı yöneten Demirtaş'ın bulunduğu MYK'da alındı. Grup yönetimi de gereğini yaptı. Tüm milletvekilleri gibi Eşbaşkanların da imzası var, başvuru evrakının ekinde. https://t.co/NiquB2ODpI
— Ayhan Bilgen (@ayhanbilgen) June 23, 2026
(AEK)