Mekiye Akyel’in cansız bedenine hâlâ ulaşılamadı: "Kemikleri bile olsa bize verin"
*Mekiye Akyel, 17 Ekim 2024'te boşandıktan bir gün sonra ortadan kayboldu. Yıllarca eşi ve ailesi tarafından sistematik şiddete maruz kalan, kadın sığınaklarında kalan ve çocuklarının velayetini almaya çalışan Mekiye, boşanma sonrası çocuklarına uygulanan şiddet nedeniyle onları kurtarmak için Siirt'in Veysel Karani beldesine gitti.
*HTS kayıtlarına göre eski eşi ve ailesiyle aynı noktada sinyal veren Mekiye'nin telefonu bir daha açılmadı. Eski eş İ.G., kayınbirader H.G. ve kayınpeder İ.G. "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklandı. Tanık beyanlarına göre aileye ait tandır o gece sabaha kadar yakıldı, bedenin yok edildiği düşünülüyor.
*Ablası Halime Pilgir, ölüm tehditlerine rağmen kardeşinin hakkını aramaya devam ediyor ve Mekiye'nin 4 çocuğunun şüpheli aileden alınması için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na çağrıda bulunuyor. Haftalardır süren aramalara rağmen Mekiye'nin bedeni henüz bulunamadı.
Sistematik erkek şiddetinden kurtulmak için verdiği mücadele sırasında, 17 Ekim 2024’te eski eşi İ.G. ile boşandıktan bir gün sonra ortadan kaybolan Mekiye Akyel’in (30) davasında adalet arayışı devam ediyor.
Şiddet döngüsünden çıkmaya çalışan kadınların devlet mekanizmaları tarafından yeterince korunamadığını bir kez daha gözler önüne seren hak ihlalleri noktasında abla Halime Pirgil tüm kamuoyuna destek çağrısı yaptı.
Soruşturma kapsamında eski eş İ.G., eski kayınbirader H.G. ve eski kayınpeder İ.G. "kasten öldürme" şüphesiyle tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Ancak cinayet şüphelisi ailenin diğer üyeleri dışarıda kalmaya devam ederken, Mekiye'nin ablası Halime Pilgir hem maruz kaldığı ağır tehditlere karşı direniyor hem de kardeşinin çocuklarının şüpheli aileden alınması için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na çağrıda bulunuyor.
Çocuklarının velayetini almaya çalışıyordu
Konuya dair bianet’e konuşan abla Halime Pilgir’in anlatımları ve medyaya yansıyan soruşturma detayları, Mekiye'nin yıllara yayılan bir şiddet sarmalının içinde hayatta kalma mücadelesi verdiğini gösteriyor.
Nüfusta, vefat eden ablasının kimliğiyle kaydedildiği için 30 yaşında görünen ancak 17 yaşındayken Bitlis'ten Siirt'e gelin edilen Mekiye, henüz evliliğinin üçüncü ayında eski eşi ve ailesi tarafından "kuma getirme" (zorla çok eşlilik) baskısına ve ağır fiziksel şiddete maruz bırakıldı.
Şiddete karşı devlete sığınan ve defalarca Siirt ve Batman'daki kadın konukevlerinde (sığınak) kalan Mekiye, failin ailesi tarafından yerinin tespit edilmesiyle sürekli tehdit edildi. Sığınak etrafında tur atan şüphelilerin "Seni diri diri yakacağız" şeklindeki tehditleri cezasız kalırken, Mekiye Batman'da bir restoranda çalışarak kendi ayakları üzerinde durmaya ve çocuklarının velayetini almaya çabalıyordu.
Çocuklar üzerinden baskı kuruldu
Mekiye, 17 Ekim'de İ.G.'den tek celsede boşandı. Ancak erkek şiddeti, boşandıktan sonra da Mekiye'nin peşini bırakmadı. Fail İ.G., boşanmayı kabullenmeyerek kadınlar üzerindeki en yaygın tahakküm araçlarından birini, çocukları kullandı.
Önce maddi tekliflerle Mekiye'yi geri dönmeye zorlayan İ.G., bunu başaramayınca en küçük çocuklarına şiddet uygulayıp çocuğun ağlama seslerini telefonda anneye dinletti. Çocuklarının can güvenliğinden endişe eden Mekiye, onları kurtarmak umuduyla 18 Ekim’de Siirt'in Veysel Karani beldesine doğru yola çıktı.
HTS kayıtlarına göre bu bölgede fail ve ailesiyle aynı noktada sinyal veren Mekiye'nin telefonu bir daha açılmadı. Jandarma soruşturmasında, şüpheli aileye ait tandırın o gece sabaha kadar yakıldığı tanık beyanlarıyla dosyaya girerken, bedenin yok edilerek cinayetin karartıldığı ihtimali üzerinde duruluyor.
"Tehdit ediliyorum, kardeşimin hakkını aramaktan vazgeçmeyeceğim"
Kardeşinin kaybedilmesini aydınlatmak için televizyon programlarına katılan ve adalet nöbeti tutan Halime Pilgir, bu süreçte şüpheli ailenin yakınları tarafından ölümle tehdit edildiğini bianet'e anlattı. Faillerin yakınlarının yarattığı korku iklimine ve cezasızlık cesaretine dikkat çeken Pilgir, yaşadıklarını şöyle anlattı:
"Bana uzaklaştırma kararı verdirdiler onlardan korunmam için ama hâlâ 'Dilin yüzülecek, dilin kopartılacak' diye tehdit ediyorlar. Bana en ağır hakaretleri, küfürleri ediyorlar. Sadece bana değil haberi yapan gazetecileri ve jandarmayı da hedef alıyorlar. Ama ben kimseden korkmuyorum. Kardeşimin hakkını arayacağım, bu faillerin en ağır cezayı alması için canım pahasına da olsa susmayacağım."
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na çağrı
Hak odaklı sivil toplum kuruluşlarının ve kadın örgütlerinin de yakından takip etmesi beklenen dosyada en acil konulardan biri ise Mekiye’nin 4 çocuğunun akıbeti. Annelerinin cinayetinden sorumlu tutulan ve haklarında kuvvetli şüphe bulunan bir ailenin yanında yaşamaya zorlanan çocuklar için Halime Pilgir yetkilileri göreve çağırıyor:
"Buradan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na sesleniyorum; o çocukları, o yavruları bize teslim edin! Çocuklar orada asla güvende değil. Şüphelilerin yakınları, bize sürekli çocukların fotoğraflarını atıp psikolojik şiddet uyguluyor, tehdit ediyorlar. Annelerini hayattan koparan, çocuklara şiddet uygulayarak anneyi tuzağa çeken o zihniyetin elinde bu çocukların büyümesine izin vermeyin. Çocukları derhal o evden alın."
Bir insan hakkı olarak 'yas tutma' talebi
Dava dosyasında sanıkların ifadelerinde susma hakkını kullandığı ve inkara başvurduğu belirtiliyor. Haftalardır süren arama çalışmalarına, kepçelerle kazılan dere yataklarına rağmen Mekiye'nin bedenine henüz ulaşılamadı. Bir kayıp yakını olarak en temel insani hakkını talep eden Pilgir, sözlerini şöyle noktalıyor:
"Dün akşam ailece o kadar çok dua ettik ki... Bizim tek bir talebimiz var; bize kardeşimizin nerede olduğunu söylesinler. Gidip başında ağlayabileceğimiz, dua edebileceğimiz bir mezarımız olsun. Başka mağdurlar 'Bugün mezarlığa gittik' dediklerinde canım yanıyor. Benim bayramda gidebilecek bir mezarım yok. Kardeşimin kemiklerini bile olsa bana versinler.”
Erkek Şiddeti Çetelesi
(EMK)
Barış, masadan mahallelere nasıl gelecek? Kardeş Türküler’in 30 yılı
Ruken Yılmaz "Werne Werne"yi anlattı: İki kadın yan yana durduk
HABER / İZLENİM
Hakan Tosun davasında cevap bekleyen soru: Kamera görüntülerine rağmen Yusuf Özakdağ neden sanık değil?
Hakan Tosun davasında sanık savunması: "Cezaevinde namaz kılıyorum"
İstiklal Caddesi’nde meşalelerle NATO protestosu: 12 kişi gözaltında