“Masum belediye başkanlarımızı kurtaracağız, ama kirliye bulaşanlara da göz yummayacağız”
İstinaf kararıyla tedbiren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı olarak görevlendirilen Kemal Kılıçdaroğlu, yaklaşık 2,5 yıllık bir aranın ardından CHP Genel Merkezi’ne geldi.
CHP için 'mutlak butlan' kararı çıktı
Genel Merkez bahçesinde bayramlaşmaya gelen kitleye hitap eden Kılıçdaroğlu, ANKA’nın aktardığına göre şunları söyledi:
“Bugün burada CHP’nin tarihsel namusunun, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik güvenliğinin, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyoruz. Çünkü yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir. Yalnızca kimin genel başkan olacağı meselesi de değildir. Bu mesele, Türkiye’de siyasetin ahlâkla mı, parayla mı, hukukla mı, operasyonla mı, millet iradesiyle mi, aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir.
“Ben bugün çok açık konuşacağım. Ama öfkeyle değil, sert konuşacağım ama kinle değil. 38’inci kurultayda bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün dedik ki: Başımızın üstüne, CHP’de demokrasi esastır. Maalesef gördük ki durum öyle değil. O kurultay, Türkiye siyasetinde bir milattır. Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa, ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Soruyorum size: Biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti?”
Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ilk açıklama: Özgür Bey'e grup başkanlığı görevi hayırlı olsun
“Önce hesap, sonra kurultay”
Kurultayı en kısa sürede düzenleyeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
“Şimdi bana soruyorlar: Ne yapacaksın? Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım. Herkes bunu bilsin. Sonra kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz bir kurultay yapacağız. Biz usulsüzlüğe de, koltuk sevdasına da geçit vermeyiz. Şimdi beni iyi dinleyin, altını çizerek ve haykırarak söylüyorum: FETÖ terör örgütü başta olmak üzere hiçbir terör örgütüyle ve hiçbir yurt dışı odaklı yapıyla en ufak bağlantısı, en ufak teması olmamış alnı ak, başı dik bir adam duruyor karşınızda. Unutmayın, bize çamur atmaya kalkanların çamurları kendi ellerinde kalmışlar.
“Değerli yoldaşlarım iki yıldır çıkıp kürsülerden ne dediler? İki yıl boyunca bu yönetim her sıkıştığında neyin arkasına sığındı? ‘Baba ocağı’ dediler, değil mi? Ağızlarından bu kutsal kavramı hiç düşürmediler. O iki yıllık büyük yalanlarla yüzleşmek için tam da bu binanın önünde sizlere açık açık söylüyorum: Sizin o her fırsatta diline doladığınız baba ocağında rüşvet olur mu? Uşak Belediyesi’nde rüşvete göz yummak, yetimin hakkını peşkeş çekmek baba ocağının kitabında yazar mı? Size soruyorum, değerli kardeşlerim. Baba ocağında market poşetlerinin içinde haram paralar olur mu? Baba ocağında kutuların içinde rüşvet verilir mi?”
Kemal Kılıçdaroğlu: Tedbir kararı kalktıktan sonra kurultay yapılır
“Biz bu karanlığı yırtıp atacağız”
Kendisine atılan “hain” sloganlarına ilişkin “Onlara tarih önünde sesleniyorum: Bu vatanda ihanet ile vatan kahramanlığı arasındaki çizgi, kıldan ince, kılıçtan keskindir,” diyen Kılıçdaroğlu, konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı:
“Dostlarım, kardeşlerim, evlatlarım, arınacağız. Rüşvetçilerden ve hırsızlardan arınacağız. Önce Cumhuriyet Halk Partisi, sonra Türkiye arınacak. Biz kendi evimizi, hukukla ve ahlakla temizlerken, bir an bile asıl görevimiz olan bu milletin dertlerini unutmayacağız. Çünkü bu ülkenin mutfağında yangın var. Emeklimiz pazar artıklarıyla geçiniyor. İşçimiz alın terinin karşılığını alamıyor. Gençlerimiz geleceğini yurt dışında arıyor. Türkiye yangın yeri. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Biz bu karanlığı yırtıp atacağız.
“Güneşli günler çok yakın. Korkmayın kardeşlerim, masum belediye başkanlarımızı kurtaracağız, ama kirliye bulaşanlara da göz yummayacağız. Masum belediye başkanlarımız için mücadeleye başlıyoruz yolumuz aydınlık olsun, yolumuz adalet olsun. Hak, hukuk, adalet mücadelesinde durmak yok, yorulmak yok.” (TY)