ETHA muhabiri gazeteci Elif Bayburt, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nden gönderdiği yanıtlarla hem içerideki yaşamı hem de Türkiye’de basın özgürlüğünün geldiği noktayı anlatıyor.
Şubat ayında gerçekleştirilen operasyon kapsamında tutuklanan Bayburt, gazeteciliği cezaevinde de sürdürdüğünü vurgularken, “Basın özgürlüğünün olmadığı bir coğrafyada yaşıyoruz” diyerek yaşanan baskıyı özetliyor.
Hapishanede geçen günlerini “haber takibiyle, okumakla, yazmakla” geçirdiğini söyleyen Bayburt, aynı zamanda içeride tanık olduğu ağır hak ihlallerine dikkat çekiyor: “Her gün farklı hastalıklarla tutukluların yaşadığı zorlukları gözlemliyorum… İnfazı tamamlanmasına rağmen tahliye edilmeyenler var.”
Bayburt’a göre gazetecilik, koşullar ne olursa olsun tanıklık etmeye devam etmeyi gerektiriyor: “Gazetecinin görevi her koşulda tanıklık etmek ve tanıklığını milyonlara aktarmak.”
“Mesleğimizi içerden sürdürmeye çalışıyoruz”
Hapishanede günlük yaşam nasıl akıyor? Günlerinizi nasıl geçiriyorsunuz, neler okuyorsunuz?
Aslında daha önce tutuklu edilen arkadaşlarımız hep “hapishanenin de kendi gündemi var” derlerdi ama ben pek inanmazdım. Şimdi aslında gerçekten öyleymiş. Burada günlük yaşamın örgütlenmesi; kantinden temin edilen temizlik, yemek saatinden su ya da bu sebeple açılan mazgala kadar önemli bir yerde duruyor. Tek tek ve saat saat günlük rutini anlatmak gerekirse ancak gün genelde bunlarla ve haber takibiyle, okumakla, yazmakla geçiyor.
Neler okuyorum? Güncel olarak üçüncü emperyalist paylaşım savaşına dair çok sayıda gelişme ve tartışmalarla birlikte, geçmiş emperyalist paylaşım savaşlarına tekrar bir dönüş bakmanın, teorik olarak da emperyalizm üzerine okumanın iyi olabileceği yönünde bir fikrim vardı aslında. Dışarıda bu yönde bir okumaya girişmiştim, burada da bunu devam ettiriyorum. Daha özel olarak 1918 Alman Devrimi sonrasında Weimar Cumhuriyeti ve nihayetinde Hitler faşizmi, bu tarihsel süreçte devrimcilerin nerede durduğu, neler yaptıkları ve yine aynı dönemde gerçekleşen Ekim Devrimi ve SSCB’nin ilk yıllarına dair okuyorum. Bunun günümüzü anlamak bakımından da önemli olduğunu düşünüyorum.
Bu koşullarda gazetecilik yapmak nasıl bir deneyim? Tutukluluk bu tabloyu nasıl etkiliyor?
Basın özgürlüğünün olmadığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu nedenle yazdıklarımız, yaptığımız haberler gibi bize yöneltilen suçlamalarla karşı karşıya kalıyoruz. Sosyal medya hesaplarımız, haber sitelerimiz kapatılıyor, gazeteler toplatılıyor, haberler engelleniyor. Takip ettiğimiz eylemlerde polis şiddetine maruz kalıyoruz. Gözaltına alınıyoruz, hatta tutuklanıyoruz. Ve bu süreçte meslektaşlarımızla birlikte dayanışma içinde olmaya çalışıyoruz.
Bu koşullarda hapishanelerde egemenlere biat etmeyen gazetecilerin yaşamı oldukça zorlaşıyor. Baskılarla karşı karşıya kalıyorlar. Bütün bu baskılar altında tutuklanma ihtimali hiç aklımızdan çıkmıyor diyebilirim.
Tabii ki dar bir alana kapatılmak, sokakta akan hayattan koparılmak, hele ki kadınların, gençlerin, işçi ve emekçilerin mücadelesinin en sıcak anlarında bulunamamak oldukça zor. Biz de bu süreçte mesleğimizi içeriden sürdürmeye çalışıyoruz.
8 Mart haber yaparken gözaltına alındım. 21 Mart Newroz süreci geride kaldı. 1 Mayıs yaklaşıyor. Yazı yazıyoruz, haberlerimizi sürdürüyoruz. Gazetecinin görevi her koşulda tanıklık etmek ve tanıklığını milyonlara aktarmak.
Tutuklandıktan sonra şöyle düşündüm: Tarihin bu anında Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’nden tanıklık edeceğim. Ama bunun sınırları var. Mahkeme süreci ve basın üzerindeki sansür nedeniyle gazetecilik yapmak zorlaşıyor. Haftalık süreç içerisinde televizyon kanallarını takip ediyorum.
“Şnfazı tamamlanmasına rağmen tahliye edilmeyeler var”
Hapishanede tanık olduğunuz hasta mahpusların durumuna dair neler söylemek istersiniz?
2009 yılında yine bu hapishanede birlikte kaldığım 32 yıllık hasta tutuklu Elif Vural’ı gözlemliyorum. Her gün farklı hastalıklarla tutukluların yaşadığı zorlukları gözlemliyorum. Dışarda olsaydım bu hastaların tedavi edilmediği haberlerini yapardım. Elif 30 yıllık infazını tamamlamasına rağmen tahliye edilmedi.
Kendi gözlerimle doktor, gardiyan, hapishane müdürü gördüm..
Hapishanede bulunan tutukluların durumuna dair çeşitli düzeyde hastalığa tanık oldum. X Bakırköy Hapishanesi’nde 86 yaşında bir hasta mahpus var.
Mesela Fatma Saygılı gözaltına alındığında yeni ameliyat olmuştu. Taburcu edildikten sonra tekrar gözaltına alındı.
Mesela Songül Aktaş, 23 ameliyat, 3 anjiyo olmuş. Ciddi kalp ve kemik rahatsızlığı var. Doktorun acil bir kararı gerektiğini söylemesine rağmen tahliye edilmedi.
Bunlar örnekler, hepsine tanık oldum. Ve her birinin tedavi edilmediğini gördüm. İnfazı tamamlanan tutukluların nasıl tahliye edilmediğine tanık oldum.
Ben de tanık olduğum ve gazeteci olarak kamuoyuna aktarmaya çalıştığım bu durumu yazmaya devam ediyorum. Son söz: Kadınlar önce de konuştuğumuz gibi hapishanede kaldıkça hayat hızlı akıyor. Sesin yayılması zor oluyor. Haftada bir telefon, mektuplar daha sınırlı. Hapishanelerde sayımız fazla olduğu için burada görünür olmak daha zor.
Hapishaneyi bir yaşam alanı ve deneyim olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Kadın olmak bu deneyimi nasıl değiştiriyor?
Hapishane çok ilginç bir mekan aslında. Hem kendinize, hem de dışarıdaki yaşantınıza dair çok sayıda gözlem yapma ve sonuç çıkarma olanağı sunuyor. Belli bir mekanın sınırlılığında ve aynı kısıtlı imkanlar yaşamı yeniden kurmaya, kendini geliştirmeye, üretmeye çalışanların kendini ifade etme alanı olarak da görece bir deneyim alanı olabilir. Buradaki yaşamı da biraz bu şekilde almaya çalışıyorum.
Bir kadın olmak hapishane gerçekliği bağlamında pek çok şey söyleyebileceğimiz, en temel kaygıların bazılarının ortadan kalktığı bir yer yer tanımlanabilir. Burada size sadece belli bir mekanda yaşamanız X değildir, aynı zamanda dışarıdaki gerçeklikten ciddi şekilde bir kopuşu da içerir.
Ancak burada üstünüze aldığınız bir kıyafet, giydiğiniz bir terlik, aldığınız bir sabun, söylediğiniz yemek. Bununla birlikte aslında mahkum edildiğiniz bu koşulların dışında bir yaşam alanı yok. Hapishanede yaşamın devam etmesi için çalışan kadınlar var. Burada pek çok iş, çoğunlukla kadınlar tarafından yapılıyor ve çok cüzi ücretler alıyorlar. Yani görünmeyen emek, görünmeyen kadın emeği aslında hapishanede de en başta göze çarpan bir boyuttur.
İçeride haber ve bilgi akışına erişim ne kadar mümkün? Dışarıdaki dayanışma size nasıl ulaşıyor?
Hapishanede elverdiğince evet internet erişimi olmamasına rağmen çok çok sınırlı bir gazete / haber kanalına erişim var. Yine günlük derecede ve kitap okuyarak elimizden geleni yapıyoruz. Özellikle bu sürece dair yazılar yazıp sizlere ulaştırmaya çalıştık. Bunun dışında sosyal medyaya dair yazmak üzere de bir çaba sarfı oluşturduk diyebilirim.
Mart ayı boyunca hem meslektaşlarımızdan hem de kadın örgütlerimizden dostlarımızdan çokça kart aldık. Yine dışarıda size gösterilen dayanışmaya dair pek çok haber de aldık. Bu bizi çok mutlu etti. Elbette bu dayanışmanın süreklileşmesi ihtiyaçtır. Herkesin, sadece bizimle değil tüm tutuklu gazetecilerle ve kadınlarla dayanışmayı sadece bizim için yapılan bir şey olarak değil, toplumsal bir kurtuluşun parçası olarak görmesi gerekiyor. Bu nedenle bizimle dayanışmayı büyüten herkese buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.
Bugünkü tabloda basın özgürlüğünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Dışarıya ne söylemek istersiniz?
Güncel tabloda basın özgürlüğü diye bir şeyden bahsetmek pek mümkün değil. Bizim yaşadıklarımız da çok geniş bir saldırı konseptinin bir parçası sadece. Bugün her gün yeni bir yasaklama kararıyla, operasyonlarla karşı karşıyayız. İktidarın savaş ve sansür politikalarını derinleştirdiği, kendi politikalarını propaganda araçlarıyla meşrulaştırmaya çalıştığı, halkın tepkisini sindirmeye çalıştığı bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte gazeteciler başta olmak üzere hakikatin peşinden giden herkes hedef alınıyor. Gözaltı, tutuklama ve uygulamaların artarak devam ettiği ortadayken, bizim de bu saldırılar karşısında bir arada durmamız gerekiyor.
Tutukluluğun bana göre en zorlayıcı yanı hapishanenin fiziki koşullarından ziyade iletişimsizlik hali. O nedenle dışarıyla içeriyi buluşturmaya çalışmak herhalde atılabilecek en anlamlı adımlardan biri olur.
Politik tutsaklar, gazeteciler, sendikacılar, siyasi parti ve kadın örgütü temsilcileri, mücadele içindeki sosyalist kadınlar olarak bizler tutuklu düşmekle birlikte yalnızlaşmıyoruz. Güvendiğimiz şey dışarıda sizlerin mücadeleyi sürdürdüğü gerçeği. O yüzden grevlerde, işçi direnişlerinde, kadın cinayetlerine karşı yürüyüşlerde, gençlik eylemlerinde ve halkın taleplerini haykırdığı eylemlerde yer alan, bunları örgütleyen ve büyüten herkese teşekkür ediyoruz. Mücadelenin büyümesini görmek bize güç katıyor.
Meslektaşlarımızın da bu mücadelenin sesi olacağına, bunun için gece gündüz çalışacaklarına inanıyoruz. Yalnızca aramızda olmamanın üzüntüsünü değil, bizler de burada politik tutsakların sesi olmaya çalışıyor, sizlerle bağımızı güçlü tutmak için emek veriyoruz.
"Özgür yarınlar mücadelesi içeride dışarıda sürecek"
Tutuklanmanızın ardından basın ve meslek örgütlerinin dayanışmasını nasıl gözlemlediniz? Bu konuda eksik gördüğünüz noktalar neler?
Tutuklandığımız gün basın örgütlerinin, gazeteci arkadaşlarımızın katılımıyla adliye önünde gerçekleştirilen basın açıklamasını arkadaşlarımız aracılığıyla öğrendik. Sonrasında bir de basın toplantısı düzenlenmiş ama haber olamamış. Bunun sebebi sansür ortamı olduğunu düşünüyoruz. Sosyal medya hesaplarımız da tutukluluğumuz süresince engellendi. Yine de genel haberler yapılıyor. Dayanışma haberlerinin birçoğu da olabiliyor ama orada da eksik gelmekte. Mesela DEM Parti ve HDK kadın meclislerinin hapishane önünde yaptığı eylemler, hafta sonu haberleri oldu. Sendika.org, BirGün, Evrensel ve Yeni Yaşam. Bunun yanında bazı meslektaşlarımız zaman zaman sosyal medyada yapılan paylaşımlar olduğunu. Aslında dışarıda olan bitene dair çok fazla bilgi akışı olmuyor. O nedenle dayanışmanın boyutunu tam olarak bilemiyoruz.
8 Mart sonrası MA, Jinnews’taki meslektaşlarımızdan, TGS’den ve sendikalı bazı meslektaşlarımızdan kart ve mektuplar aldık. MA ve TGS avukatları ziyaretimize geldi. Fakat çoğu ulaşım X X basın içi hale birebir kurulamadı. Bu önemli bir sorun bence. Zaman zaman Halk TV’de gündeme geliyor tutukluluğumuz. Halk TV’ye yolladığım mektup okundu. Emek’in dayanışması daha güçlüdür ancak bize yeterince yansımıyor. Bu haberler yapılabilecek ve ulaşılabileceği için. BirGün gazetesi orada önemli bir misyon üstlenmiştir. Dışarıda görülen fazla hapishanelerle yaşamak kolay değil. Tutuklu gazeteci sayısı azımsanamayacak kadar yüksek ve zaman zaman dışarıda olan bitenler konusunda bilgilendirme gönderileceğini arzu ediyorum.
Tutuklu gazeteciler için basın özgürlüğü mücadelesi nasıl yürütülmeli? Nasıl bir ortak mücadeleye ihtiyaç var?
Basın özgürlüğü mücadelesi önemli bir yerde duruyor. Gazeteciler dışarıdayken yaptığımız haberler gerçekler; cezaevi koşullarında ise içeride tutulan gerçeklerle dayanışma, sesini büyütme için yürütülen mücadeledir.
Kürt medyasından, sosyalist devrimci basından tutuklu edilen gazeteciler yeterince gündem yapılmıyor. Bu önemli bir sorun aslında açıkçası. Çünkü bu sadece tek tek gazetecilerin serbest bırakılması mücadelesi değil, basın özgürlüğü mücadelesinin parçası. Maalesef birçok karşılaştığımız bir durum. Öncelikle buna son vermek gerekiyor.
Basın örgütlerinin tutuklu gazetecilerle kurduğu ilişki de olması gereken düzeyde değil. Serbest bırakılması için mücadele veren çok fazla gazeteci arkadaşımız var. Çabaları çok kıymetli, hepsine teşekkür ediyorum. Ancak sonuç almamız için bu mücadeleyi örgütlü hale getirmek gerekiyor. Tek tek insanların çabası istediğimiz sonucu vermeyecektir.
Önce gazetecilerin tutuklu olduğu bu dönem yapılması gereken tam olarak bu. Gazeteci dostlarımız, basın örgütleri (sendika, dernek, platform), insan hakları örgütleri öncülüğünde başlatılacak bir mücadeleyle haber alma hakkını savunma kapsamında emekçi sınıfların, işçilerin, kadınların, gençlerin, doğa savunucularının, Alevilerin, Kürt halkının katılımı. Özgür yarınlar mücadelesi içeride dışarıda sürecek. Hepimizin yapabileceği bir şeyler var. Bu mücadelede yer alan tüm gazeteci dostlarımıza sevgilerimizi iletmek istiyorum sizin aracılığınızla.
(EMK)









