30-31 Ağustos 2025 tarihlerinde Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) ev sahipliğinde düzenlenen “Kaybolan Çocukluğu ve Eğitim Hakkını Yeniden Kazanalım Çalıştayı”nda Türkiye’de çocukların eğitim hakkına erişiminde yaşanan sorunları ve alandaki politika eksiklikleri ayrıntılı biçimde ele alındı.
Bu kapsamda Şubat ayında 18 ilde 1350 veli ve 1120 ilkokul öğretmeniyle yürütülen saha araştırması, okulöncesi eğitimdeki yapısal eşitsizlikleri tartışmaya açtı.

İstanbul Valisi Gül: 4-6 yaş Kuran kursları açacağız
Dini kurumların öğrenci sayısı arttı
Çalıştay sonrası yapılan açıklamada, Türkiye’de okulöncesi eğitimin zorunlu olmaması nedeniyle erişimin kamusal kapasite eksikliği ve ekonomik engeller yüzünden sınırlı kaldığı belirtildi. 0-6 yaş döneminin çocuğun bilişsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimi açısından kritik olduğuna dikkat çekilerek, yetersiz kamu politikaları nedeniyle milyonlarca çocuğun beslenme, sağlık ve eğitim desteklerinden yoksun bırakıldığı ifade edildi.
Türkiye’de toplam 17 bin 640 okulöncesi eğitim kurumu bulunduğu aktarılan açıklamada, özel kurumların payının giderek arttığı belirtildi. Resmi anaokullarındaki öğrenci sayısının bir yılda 788 bin 557’den 482 bin 161’e düşerek yüzde 38,9 azaldığı, buna karşılık ilköğretim okullarına bağlı resmi anasınıflarındaki öğrenci sayısının 598 bin 125’ten 753 bin 982’ye çıkarak yüzde 26,1 arttığı kaydedildi.
Diyanet’e bağlı 4-6 yaş Kur’an kursları, belediye ve dernek kreşlerini kapsayan toplum temelli kurumlardaki öğrenci sayısının ise yüzde 24,9 artışla 152 bin 983’e yükseldiği belirtildi.

Okul öncesi eğitimde bir öğün ücretsiz yemeğine Danıştay'dan ret
Öğrenci sayılarında düşüş
Bazı kurum türlerinde ise sert düşüşler yaşandığına dikkat çekildi. Buna göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 191. maddesine göre açılan kurumlardaki öğrenci sayısı yüzde 75,8 azalarak 41 bin 462’den 10 bin 43’e, 3-6 yaş oyun odası kurs programındaki öğrenci sayısı yüzde 83,8 azalarak 32 bin 921’den 5 bin 336’ya, çocuk destek eğitimi kurs programındaki öğrenci sayısı ise yüzde 74,6 düşerek 7 bin 130’dan 1810’a geriledi. Kamusal erken çocukluk hizmetlerinin sınırlı kaldığı, özel kreş ücretlerinin ise 25-50 bin lira bandına çıktığı aktarıldı.
Veli-Der’in “Okul Öncesi Eğitim Veli ve Öğretmen Algısı Araştırması”ndan çıkan bulgular da paylaşıldı. Araştırmaya göre velilerin yüzde 30’u okulun haneye yakın olmadığını, ulaşım ve servis kullanımının çocukların eğitim hakkına erişimini sınırlandırdığını söyledi.

"Türkiye en az kaynağı okulöncesi eğitime ayırıyor"
"Okulöncesi eğitim dikkat süresini arttırıyor"
Velilerin yüzde 73,6’sı ücretsiz okulöncesi eğitim seçeneklerini yetersiz buldu. Yüzde 70,4’ü çocuklarını öncelikle kamu okullarına göndermek istediğini belirtirken, mevcut okul sayısı ve kontenjanların bu talebi karşılamadığı vurgulandı. Açıklamada, erişim sorunları bakımından iller arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmediği de kaydedildi.
Araştırma, okulöncesi eğitimin çocukların gelişimi üzerindeki etkisini de ortaya koydu. Velilerin yüzde 96,2’si çocuklarında öz bakım ve el becerilerinde gelişim gözlemlediğini, yüzde 88,7’si ise duygusal düzenlemede ilerleme kaydettiğini belirtti. Öğretmenler de okulöncesi eğitim alan çocuklarda dikkat süresinin arttığını, problem çözme ve sosyal becerilerin güçlendiğini, kelime dağarcığı ile kendini ifade etme becerilerinin geliştiğini aktardı.

MESEM: Sınıfsal eşitsizliğin eğitim yoluyla yeniden üretilmesi
Talepler sıralandı
Veli-Der, bu verilerin okulöncesi eğitimin bireysel tercihlerden çok yapısal eşitsizlikler, ekonomik baskılar ve kamusal kapasite eksikliği tarafından belirlendiğini gösterdiğini savundu. Son dönemde Milli Eğitim Bakanlığı politikalarıyla eğitimde ideolojik müdahalelerin ve dini içeriklerin yaygınlaşmasının da 3-5 yaş grubunda laik ve bilimsel eğitim hakkını tehdit ettiği öne sürüldü.
Dernek, 5 yaş için zorunlu, 3-4 yaş için ücretsiz ve erişilebilir okulöncesi eğitim sağlanmasını, kamusal kapasitenin artırılmasını, bütçe ve kaynakların eşitsizlikleri giderecek biçimde yeniden planlanmasını istedi. Okulöncesi zorunlu eğitimin yalnızca Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilmesi, programların çocuk merkezli ve oyun temelli içeriklerle güçlendirilmesi, öğretmen niteliğinin artırılması, anaokulu ve kreşlerin güvenli ve erişilebilir hale getirilmesi, “Okul Sosyal Hizmeti”nin hayata geçirilmesi, mahalle bazlı kurumların yaygınlaştırılması ve eğitimin dini-ideolojik müdahalelerden arındırılması talepler arasında yer aldı.
(NÖ)

