İran: ABD 90 askerî hedefi vurduğunu açıkladı, ancak can kayıpları askerlerle sınırlı değil
ABD’nin İran’a yönelik hava harekâtı üçüncü gününe girerken, çatışmaların insani bilançosu da büyümeye başladı. İran en az 14 kişinin öldüğünü ve 78 kişinin yaralandığını açıkladı.
ABD: "Tehdit kapasitesi ortadan kalkana kadar vuracağız"
İran Sağlık Bakanlığı, Washington’ın Hürmüz Boğazı çevresindeki saldırıları yeniden başlatmasından bu yana ilk resmî toplu can kaybı bilançosunda, son iki gün içinde düzenlenen ABD hava saldırılarında en az 14 kişinin öldüğünü ve 78 kişinin yaralandığını açıkladı.
ABD ise operasyonların süreceğini ve İran’ın Hürmüz’deki ticari gemilere yönelik tehdit kapasitesinin ortadan kaldırılıncaya kadar yeni hedeflerin vurulacağını duyurdu.
Ölenler yalnızca askerler değil
İranlı yetkililer, ölenler arasında yalnızca askerlerin değil, sivil personelin ve itfaiye görevlilerinin de bulunduğunu bildirdi. Yaralıların önemli bölümünün Hürmüz Boğazı kıyısındaki liman kentlerinden hastanelere sevk edildiği belirtilirken, can kaybının artabileceği ifade edildi. İran makamları, saldırılarda yerleşim alanlarına yakın bölgelerde bulunan altyapının da zarar gördüğünü öne sürüyor.
CENTCOM iki günde 90 askeri hedefi vurdu
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), üçüncü güne giren operasyonların amacını “İran’ın Hürmüz Boğazı’nda uluslararası deniz taşımacılığını tehdit etme kapasitesini zayıflatmak” olarak açıkladı. ABD ordusuna göre son saldırı dalgalarında füze rampaları, hava savunma sistemleri, radarlar, komuta merkezleri ve lojistik tesisler hedef alındı. Associated Press’in ABD’li yetkililere dayandırdığı bilgilere göre son iki gün içinde yaklaşık 90 askerî hedef vuruldu.
Yalnızca askeri tesisler değil altyapı da vuruluyor
Ancak sahadan gelen bilgiler, operasyonların etkisinin artık yalnızca askerî tesislerle sınırlı kalmadığını gösteriyor. Bender Abbas, Çabahar, Konarak, Sirik ve Buşehr çevresinde peş peşe patlamalar meydana geldi. İran devlet medyası özellikle Buşehr yakınındaki saldırıların halk arasında kaygı yarattığını bildirirken, ABD'nin nükleer enerji santralinin doğrudan hedef alındığı yönündeki iddiaları doğrulamadı. Ancak, liman altyapısı, ulaşım bağlantıları ve bazı lojistik merkezlerin zarar gördüğü yönündeki haberler uluslararası ajanslar tarafından da doğrulandı.
Halk saldırılardan etkileniyor
Sivil yaşam üzerindeki etkiler de belirginleşmeye başladı. Uluslararası medya kuruluşlarının bölgeden aktardığı bilgilere göre bazı kıyı kentlerinde elektrik ve iletişim kesintileri yaşanırken, liman faaliyetleri yavaşladı, balıkçılık durma noktasına geldi ve bazı aileler daha güvenli bölgelere gitmeye başladı. Şimdilik kitlesel bir nüfus hareketi doğrulanmış değil; ancak insani etkilerin ilk iki güne kıyasla belirgin biçimde arttığı değerlendiriliyor.
İran saldırılarında çevre ülkelerdeki ABD askeri varlığı vuruldu
İran da saldırılara Körfez’deki Amerikan askerî varlığını hedef alarak karşılık verdi. Tahran yönetimi, Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Ürdün’deki ABD askerî tesislerine füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlediğini açıkladı. Bölge ülkeleri ile ABD, saldırıların büyük bölümünün hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini ve ilk belirlemelere göre Amerikan tarafında can kaybı yaşanmadığını bildirdiler.
Üçüncü güne girilirken siyasi söylemler sertleşiyor
ABD Başkanı Donald Trump, NATO Zirvesi sonrasında yaptığı açıklamalarda geçici ateşkesin artık sona erdiğini savunarak İran’ın “çok kötü davrandığını” söyledi ve yeni saldırıların sürebileceği mesajını verdi. İran ise ateşkesi fiilen bozan tarafın Washington olduğunu belirterek her yeni saldırıya “kararlı ve orantılı” karşılık vereceğini açıkladı. Her iki taraf da geri adım sinyali vermese de, açıklamalarında uzun süreli ve kontrolsüz bir savaşı açıkça hedefleyen ifadeler kullanmaktan kaçındı.
Enerji piyasalarında yükseliş sürüyor
Çatışmaların yeniden başlaması enerji piyasalarında da etkisini hızla gösterdi. Ateşkes döneminde varil başına 71-72 dolar bandına kadar gerileyen Brent petrol, ABD’nin yeni saldırıları ve İran’ın Körfez’deki misillemelerinin ardından bir ara yüzde 8 yükselerek 80 doların üzerine çıktı; ardından kâr satışlarıyla 77-79 dolar bandına gerilese de savaş öncesi seviyesinin belirgin biçimde üzerinde işlem görmeyi sürdürdü. Aynı süreçte ABD tipi ham petrol (WTI) de yaklaşık yüzde 7 artışla 75 doların üzerine çıktı.
Deniz taşımacılığında da risk algısı sert bir şekilde yükseldi. Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere yönelik tehdit seviyesi uluslararası denizcilik otoritelerince “şiddetli (severe)” düzeyine çıkarılırken, bazı savaş riski sigortacıları yeni seferler için teminat koşullarını yeniden gözden geçirmeye, bazı armatörler ise boğazdan geçişleri ertelemeye başladı. Küresel petrol arzının savaş öncesinde yaklaşık yüzde 20’sinin (günde yaklaşık 20 milyon varil) geçtiği Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek uzun süreli bir aksamanın yalnızca enerji fiyatlarını değil, enflasyon, navlun maliyetleri ve küresel tedarik zincirlerini de etkileyeceği uyarıları yeniden gündeme geliyor.
Diplomatik çözüm arayışı sürüyor
Buna rağmen diplomatik girişimler tamamen durmuş değil. Reuters’a konuşan diplomatik kaynaklara göre Katar, Umman ve Türkiye başta olmak üzere bölgesel aktörler taraflar arasındaki iletişim kanallarını açık tutmaya çalışıyor. Ancak üçüncü güne ulaşan karşılıklı saldırılar, son haftalarda büyük güçlüklerle oluşturulan ateşkes zeminini fiilen ortadan kaldırdı.
(AEK)