Hakan Tosun davasında sanık savunması: "Cezaevinde namaz kılıyorum"
İstanbul Esenyurt’ta 10 Ekim 2025 gecesi sokak ortasında bir grup erkeğin saldırısı sonrası hayatını kaybeden gazeteci ve belgeselci Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin davanın ikinci duruşması bugün görüldü.
Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada tutuklu sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin “kasten öldürme” suçundan hâkim karşısına çıktı. Davanın bir önceki duruşmasında sanıklar, suçlamaları reddetmişti.
Duruşma saat 14.15 itibarıyla kimlik tespitiyle başladı. Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin duruşmaya tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı.
Tosun ailesinin avukatlarından Cemal Yücel, sanıklardan Abdurrahman Murat’ın altı, Adnan Şahin’in ise 12 suç kaydı olduğunu söyledi. Yücel'in anlattığına göre tutuklu sanıkların kasten yaralama, tehdit, görevi yaptırmamak için direnme ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kayıtları bulunuyor.
Anne Tosun: Bana yaşatılanı yaşasınlar
Daha sonra Tosun ailesinin avukatlarından Hakan Bozyurt söz aldı. Mahkeme salonunda saldırı ve cinayet anına ilişkin kamera görüntülerini izlettirdi. Kayıtların Abdurrahman Murat’ın Hakan Tosun’un yanına geldiği sırada Tosun’un hareket ettiğini gösterdiğini söyledi.
Hakan Tosun’un öldürülmesiyle ilgili savunma yapan sanık Abdurrahman Murat, “Namaz kılıyorum” dedi:
“Efendim ben her ne kadar bu olayın dışında olsam da çok üzgünüm. Keşke böyle bir olsu başıma gelmeseydi. Ben dışarda da namaz kılıyorum burada da kılıyorum. Adam öldürmenin suç ve günah olduğunu biliyorum. Amacım yaralamak değildi uzaklaştırmaktı. Bana çok ağır küfürler etti. Ölene rahmet ailesine başsağlığı diliyorum.”
Bu sırada anne Fatma Tosun sinir krizi geçirdi. “Bana yaşatılanı yaşasınlar” diye feryat etti. Avukat Bozyurt ayrıca, “Olayı görmedik” diyen tanıkların olayı gördüğünün kamera kayıtlarıyla sabit olduğunu belirtti.
Bozyurt ayrıca haklarında yaptıkları suç duyurularına rağmen Özakdağ'ın hâlâ tanık sıfatıyla dosyada yer aldığını söyledi. Mahkemeden Yusuf Özakdağ'ın şüpheli olarak dosyaya eklenmesini ve HTS kayıtlarının dosyaya alınmasını talep etti.
Sanıktan pişmanım savunması
Avukatlarının beynalarının ardından mahkeme başkanı sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin ile avukatlarına söz verdi.
Abdurrahman Murat, böyle bir olayın içinde olduğu için üzgün olduğunu belirtip "Amacım öldürmek değildi. Yaralamak bile değildi. Sadece oradan uzaklaştırmaktı. Normalde bana küfretse yürür giderim ama anama, bacıma çok ağır küfürler etti. Bu şahıs daha öncede söylediğim gibi önceden dayak yemiş gibiydi. Ölene rahmet, ailesine baş sağlığı diliyorum" dedi. Pişman olduğunu ekledi.
Sanık avukatları müvekkillerinin öldürme kastı bulunmadığını, olayda iştirak olmadığını ve HTS kayıtlarının bunu desteklediğini savunarak tahliye talep etti. Murat'ın avukatı ise Hakan Tosun'un küfürlerinin ağır tahrik oluşturduğunu ve metrobüs görüntülerinin yeniden incelenmesini istedi.
Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme güvenlik kamerası görüntülerinin yeniden bilirkişiye gönderilmesine hükmetti. Tutuklu sanıkların da tutukluluğunun devamına karar verdi. Bilirkişi raporunun ardından dosya esas hakkındaki mütalaa için savcılığa gönderilecek.
Davada bir sonraki duruşma 22 Eylül saat 14.00'te.
"Bu dava yalnızca bir cinayet davası değildir"

Duruşma öncesi Tosun’un ailesinin de aralarında bulunduğu gazetecilik meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları basın açıklaması yaptı. “Hakan Tosun burada, kamerası kayıtta”sloganı atan kitle, Hakan Tosun için adalet talebinde bulundu:
“Bugün burada yalnızca bir duruşmayı takip etmek için değil; hakikatin, adaletin ve yaşam hakkının yanında olduğumuzu bir kez daha hep birlikte haykırmak için toplandık.
Gazeteci, belgeselci ve yaşam savunucusu Hakan Tosun, yaşamı boyunca halkın haber alma hakkını, doğayı ve yaşamı savundu. Gerçeğin üzerinin örtülmesine karşı mücadele etti. Kamerasını yalnızca görüntü almak için değil, hakikati görünür kılmak için taşıdı.
Bu nedenle Hakan Tosun’un davası yalnızca bir cinayet davası değildir.
Bu dava; hakikatin, basın özgürlüğünün, yaşam hakkının ve adaletin davasıdır. Bu dava, sokakta korkmadan yürümek isteyen herkesin davasıdır.
Bugün bu davanın ikinci duruşması görülüyor.
Hakan’ımızın katledildiği geceye ait olup, karakolun ihmal veya müsadesiyle, sanık yakınlarının ele geçirip de sildiklerinden arta kalan güvenlik kamerası kayıtlarında, Hakan’a planlı saldırı organizasyonunu sahada yönetiyor görünen, ayrıca Hakan’a sert fiziki müdahaleleri açıkça tespit edilen Yüsuf Ö. adlı motorsikletli şahsın hala neden tutuklanmadığı hiçbir hukuk ehli veya yurttaş tarafından anlaşılmamaktadır.
Bu işbirlikçinin, bugünkü celsenin ardından tutuklanarak, derhal diğer sanıkların arasına konmasını hararetle bekliyoruz.
İlk duruşmada Hakan Tosun’un ailesi, dostları, meslektaşları, yaşam savunucuları ve basın emekçileri adliyedeydi. Kamuoyunun yoğun ilgi gösterdiği bu davada, büyük salon tahsis edilmesi yönündeki tüm taleplere rağmen duruşma ısrarla küçük bir salonda görüldü. Bunun sonucunda çok sayıda kişi duruşma salonuna alınmadı; kamuoyunun yargılamayı izleme hakkı fiilen engellendi.
Oysa yargılamanın aleniyeti, adil yargılanma hakkının vazgeçilmez ilkelerinden biridir. Kamuoyunu yakından ilgilendiren davalarda mahkemelerin görevi, kapıları kapatmak değil; adaletin herkes tarafından görülebilmesini sağlamaktır. Büyük salon talebinin karşılanmaması, yalnızca bizlerin değil, toplumun adalet duygusunu da derinden yaralamıştır.
Bugün buradan bir kez daha açıkça sesleniyoruz:
Hakan Tosun davası kapalı kapılar ardında görülemez. Adalet halktan kaçırılamaz. Hakikat dar salonlara sığdırılamaz.
Bizler bu davanın sonuna kadar takipçisiyiz. Gerçeklerin eksiksiz ortaya çıkmasını, sorumluların hesap vermesini ve adaletin yerini bulmasını kesin bir kararlılıkla temin edeceğiz.
Çünkü Hakan Tosun için adalet, yalnızca bir zümre için değil; özgürce haber yapan gazeteciler, yaşamı savunanlar ve adalet isteyen herkes içindir.”
"Duruşmada zorbalanıyoruz"
Hakan Tosun’un kardeşi Öznur Tosun, şöyle dedi: “Katillerin yakınları içeride baş köşede dururken biz içeri girmekte zorlanıyoruz. Neden zorbalanıyoruz. Hakan Tosun sokak ortasında öldürüldüğü günden bu yana biz ikinci sınıf insan muamelesi görüyoruz. Biz Türk adaletine güveniyoruz, onlar da bize güvensin. Kimse bu muameleyi hak etmiyor. Biz yasımızı tutamadık. Canımız yanıyor. Bunu anlayarak yanımızda olan dostlarımıza teşekkür ediyoruz. Adalet istiyoruz. İnsan gibi muamele görmek istiyoruz, çünkü biz insanız."
Ne olmuştu?
Hakan Tosun, 10 Ekim akşamı Esenyurt’ta ailesinin evine gitmek üzere yola çıktı. Eve birkaç dakika mesafede iki kez saldırıya uğradı. Yol kenarında baygın halde bulundu. Hastaneye kaldırıldı.
Ancak üzerinde kimlik bulunmadığı için hastane kaydı yapılamadı. Bu nedenle de ailesine 27 saat sonra ulaşıldı.
Hastanede beyin kanaması geçirdiği anlaşıldı, yoğun bakıma alındı. Ancak üç günlük yaşam mücadelesini kaybetti. 13 Ekim Pazartesi günü beyin ölümü gerçekleşti.
Polis soruşturmada 18 ve 24 yaşlarındaki iki şüpheliyi gözaltına aldı. Bu kişiler daha sonra "kasten yaralama" suçlamasıyla tutuklandı.
Olay yerine gidip mahalle sakinleri ve esnafla görüşen gazeteci Umut Taştan ise fail yakınları tarafından tehdit edildi.
(EMK/HA)
İstiklal Caddesi’nde meşalelerle NATO protestosu: 12 kişi gözaltında
Kadınlar mücadele ediyor, erkek şiddeti yargılanıyor
ERKEK ŞİDDETİ ÇETELESİ HAZİRAN 2026
Erkekler Haziran'da 30 kadını öldürdü
ŞEHİR PLANCISI EVREN BUÇAN BİR YILDIR İDDİANAME BEKLİYOR
Esma Buçan: Evren onurlu olmayı seçti
KADINLARIN GÜNDEMİ
Ayşe Tokyaz davası için bir çağrı