İBB DAVASI /GÜNCELLENİYOR
"Etkin pişmanlık" ifadesini geri çeken Kapki: O koşullarda “Roma’yı sen mi yaktın deseler, ‘evet’ derdim”
CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 39. celsesi İstanbul’da görülmeye devam ediyor. Duruşmayı CHP Parti Sözcüsü Gökhan Günaydın, şair Sunay Akın da takip ediyor.
Duruşmada ilk olarak konuşan Murat Kapri’nin avukatı yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Müvekkilimiz talep göndermesine rağmen ifadeye çağrılmadı. İfade alma sürecinde şüpheli, kendi avukatının gelmesi ya da baro tarafından görevlendirme yapılmasıyla ifade verir. Bizim olayımızda müvekkilimiz cezaevinde olduğu için durumdan haberdardır. Müvekkilim doğrudan Cumhuriyet Savcısının bulunduğu yere götürülüyor. Müvekkilimin eşi gözaltına alınmıştır. Müvekkil, eşinin kurtarılması ve kendisinin cezaevinden çıkacağı vaadiyle bazı beyanlarda bulunmaya zorlanmıştır. Bu beyanların bir kısmı tutanağa geçirilmiştir. Müvekkil ifade vermiştir, ancak bu ifade kendi iradesiyle verilmemiştir. Alınan ifade hukuka uygun değildir. Dosyada savunma yok sayılarak işlem yapılmaktadır. Bu nedenle müvekkilimizin bu aşamada yeni bir beyanda bulunmayacağını bildiriyoruz” dedi.
"İnan Güney hakkında söylediklerim doğru değil"
Murat Kapki ise soruşturmayı sonradan öğrendiğini belirterek şöyle konuştu:
“2024 Ekim ayında Çetin Ayaz isimli biri geldi. Bana ‘senin ve şirketlerin hakkında gizli bir soruşturma yürütülüyor’ dedi. Bizim her şeyimiz tertemiz dedim. Konu kapandı gitti. Ocak ayında tekrar geldi, ‘bana yüz bin dolar verirsen ne olacağını anlatırım’ dedi. Bu ifademde de var sayın başkanım, hiçbir şey yapılmadı. Kimse Çetin’e hiçbir şey sormadı. İsmail ve Çetin yok. Eşim tutuksuz sanık, ailemden tutuklananlar var. Verdiğim ifadeler özgür iradeyle verilmiş ifadeler değildi. Bana ‘sen mi vurdun’ deseler ‘evet ben vurdum’ derdim, ‘Roma’yı sen mi yaktın’ deseler ‘evet ben yaktım’ derdim. Sözünü ettiğim kişilerin ifadeleri alınmadı.
Başkanım, siz benim yerimde olsanız; birisi mallarınıza çökmüş, belki evlerinizi bile alamayacağım, ikincisi üç ihaleden yargılanıyoruz. Ben dört ihale aldım, biri hakkında iddianame bile yok, yılı 2018. Mücahit Birinci ne dedi biliyor musunuz? Avukatlarım kapıyı kırarak savcı beyin odasına girecekmiş. Böyle bir şey olabilir mi? Hayatımda ilk defa tutuklandım.
Cem Küçük hâlâ bunu gerçekmiş gibi kamuoyuna sunuyor. İhaleye fesat karıştırmadığımı anlattım. Savcı bana duymak istediğini aldı, doğruları söyleyince dinlemediler. Ben neden tutukluyum?
İsmail Kağan hakkında suç duyurusunda bulunmak istiyorum. Oğlunu kurtarmak için babasının kimlere para verdiğinin açıklanmasını istiyorum.
İnan Güney ile ilgili söylediklerim doğru değil, tamamen yönlendirme ile verilmiştir. Murat Ongun hakkında söylediklerim de doğru değildir.”
Ekrem İmamoğlu şöyle dedi:
"Sayın Başkan, Sayın Heyet; öncelikle herkese hayırlı haftalar. Hem 19 Mayıs'ta Türk gençliğine yakışan bir bayram olsun hem de şimdiden Kurban Bayramımız mübarek olsun. Tabii temennimiz, isteğimiz; ülkemizin her yönüyle iyiliklerle buluştuğu bir hafta değil, hayat olsun, yaşam olsun. Ne yazık ki ülkemizde, milletimizi üzen, hayatını gerçekten zora sokan sabahlara uyanmaya devam ediyoruz. Canımız sıkılıyor, canımız yanıyor.
Öncelikle şunu ifade etmek isterim Sayın Başkan, Sayın Heyet: Tabii burada Murat Kapki Bey'i dinledik geçen hafta, bugün de dinledik. Geçen hafta dinledikten sonra oluşan süreçte benim şahsen bir “feryat” denebilecek bir tavrım oldu. Belki tonu yüksekti, belki sizi rahatsız etti; haklı olarak olabilir. Bu benim de arzu ettiğim bir şey elbette değil. Ancak aile mesele olunca ve insanların aileyle ilgili süreçlerini dinleyince, benim de hassasiyetim... Kaldı ki sizin de hassasiyetiniz... Allah korusun, Allah esirgesin ki küçük bir haber aldığınızda bile nasıl telaşa düştüğünüzü hepimiz gördük, hepimiz merak ettik. Çünkü insan, insanın ailesini merak eder yani. "Bir şey mi oldu, kötü mü oldu, sıkıntı mı oldu?" diye... Dediğim gibi Allah korusun, Allah esirgesin, herkes ailesini...
Bu çerçevede, bu etkilenmenin vermiş olduğu manevi sıkışmışlık ve o boğulma anındaki bir tepkiydi. Keşke olmasın, keşke bunlar yaşanmasa, keşke bunlar da olmasa; keşke, keşke çok var. Bunlar hep can sıkıcı olaylar hayatımızın içerisinde. Burada gerçekten zulüm çeken, zalimlikle mücadele eden yol arkadaşlarımızın yaşadıklarını dinlemek ve bütünüyle bunlardan da hani dosyaya göre örgüt lideri olarak dinlemek, benim için dünyanın en büyük zalimliği ve en büyük zulmü olarak yaşanıyor; yaşıyorum ve hissediyorum, onu söyleyeyim kendi adıma. Ben öyle bir insanım ve her yol arkadaşımızın sıkıntısını hisseden bir insanım. O gün yaşananın çerçevesi buydu. Bu duyguyu sizlerin de hissetmesini, bu haftanın bu ilk gününde ve her yönüyle sizin için de bizim için de çok önemli bir haftada, en derin şekliyle hissetmenizi diliyor ve istiyorum.
Tabii soruma geçeceğim. Sorumun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü sorumun niye çok önemli olduğunu düşünüyorum? Belli ki burada özenle üzerinde çalışılmış ve gerçekten, gerçekten iddia makamının zalimliğinin böyle hani zirvesine yaklaşmış birkaç arkadaşımdan sonra Murat Kapki Bey'i de dinlerken, yaşadım ve hissettim. Muhtemelen sonrasında daha başka şeyler de dinleyeceğiz burada. Niye çok önemli? Çünkü Murat Bey'in bir statüsü var iddianameye göre; benim “kasam” olduğu yönünde bir iddiayla karşı karşıyayız. Bu çerçevede Sayın Başkan, özellikle meselenin daha iyi idrak edilmesi anlamında bir hatırlatma daha yapıp soruma geçeceğim. O da şu: Benim “kasam” diye tariflenen kişilerden birisi de Murat Gülibrahimoğlu. Murat Bey'in “kasa” diye tarif edilen şeyi nedir? Paradır, puldur, ilişkidir. Tümüyle AK Parti il başkanından başlayan, AK Parti adayına varıncaya kadar, AK Parti'yle ilişkiyi kurumlara varıncaya kadar ilişkileri, tek tek burada ispatlı şekilde önümüzde ifade edildi, anlatıldı, belgeleriyle ortaya kondu, sorular ve cevaplarla teyit edildi. Ve bu kişi, aynı zamanda benim örgüt yöneticim; benimle ilgili, şahsımla ilgili tek bir bağlantısı, tek bir hukuki çerçevesi, tek bir izni, beyanı veya buna yönelik bir belgesi de yayınlanmadı ve bu örgüt yöneticisi!
İkincisi; mesela Sayın Başkan, çok nemli çünkü kasa... Yani düşünsenize, iddia makamı hâlâ para, pul, devir, tapu vesaire bir sürü soru sordu. Yani herhalde bir savcı sorgusu bu kadar sürerdi. Soru sordu, cevapları alındı. Bu manada önemli, çünkü mesela Hüseyin Gün yine bir örgüt yöneticisi Başkanım. Başka bir salonda yargılandık, adam hayatında beni 2 dakika gördüğünü ifade etti. 2 dakika tanışmam... Ve bu adam, "koca asrın yolsuzluğu" denen örgütün örgüt yöneticisi Sayın Başkanım. Yani bu muhalefeti hissetmenizi arzu ediyorum.
Üçüncüsü; örgüt yöneticisi bir kişi, “Örgütle ilgili önüme konan şeyi ben söylemedim, önüme şablon olarak kondu” diye ifade etti Adem Bey ve imzaladım dedi yani. “Böyle bir şey yok, ben örgüt mörgüt bilmiyorum dedi, sistem mistem bilmiyorum” dedi, “önüme konan şablonu aynen imzaladım” dedi, çöktü. Ve itirafçı olup, örgüt yöneticisi olanların nasıl çökeceğini de yaşayacağız. Zaten diğerleri kabul etmiyor, kimsenin içinde olmadığı bir sistemden bir de kasa çıkartmaya çalıştılar. Murat sorumuza geçiyoruz.
Soru şu Murat Bey; sizinle biz tabii ki ifade ettiniz ama bunu bir daha üstüne basa basa ifade edelim. Sizinle biz bu operasyonlardan önce hiç tanıştık mı?"
Murat Kapki: İki defa. Yani tanışmadık, sadece birinde Kültür AŞ'nin vermiş olduğu iftar yemeğinde 1.000 kişilik iştiraklere verilen bir yemek vardı, orada herkesle tokalaşıyordunuz, benimle de tokalaştınız. Şahsımla ben Murat, siz Ekrem diye böyle bir şey tanışmadık yani.
Ekrem İmamoğlu: Evet, yani hiç tanışmadık aslında. Yani birimize bir çay kahve ısmarladık mı? Yemek yedik mi?
Murat Kapki: Hayır.
Murat Kapki: Hayır. Yani Kültür AŞ'de yenen yemeği sayarsanız evet.
Ekrem İmamoğlu: Evet. Biz yani bir kişisel ticaret... Siz de iş adamısınız, benim de geçmiş yaşamımda iş yaşamım var. Hala el konmuş ama hani neredeyse 40 yıla yaklaşan bir emeğimin 70 yıllık aile emeğimin olduğu iş yaşamım var. Sizinle herhangi bir ticaretimiz oldu mu Murat Bey, bizim?
Murat Kapki: Hayır.
Ekrem İmamoğlu: Sayın Başkan, lütfen yani lütfen ama lütfen az önce ifade ettiğim şeylerin en üst seviyede sizin hafızanızda değil yani vicdanınızda ve adaletinizde böyle çok özel bir yerde kalması gerektiğini düşünüyorum. Şu anda örgüt ve örgüt üyeleri, örgüt yöneticileri şeklinde burada insanlar yargılanıyor. Burada bir örgüt yoktu. Burada örgüt yoktur. Lütfen bunu muhafaza edin.

Duruşmaların bayramdan sonra yeni büyük binadaki salonda yapılacağı öğrenildi.
İddianame
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu “örgüt elebaşı” olarak gösteriliyor. İmamoğlu hakkında “örgüt kurma”, “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma”, “dolandırıcılık”, “çevreyi kasten kirletme” ve “kişisel verileri hukuka aykırı kullanma” dahil çok sayıda suçlama yöneltiliyor.
Savcılık, İmamoğlu için toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediyor.
İddianamede Fatih Keleş için 556 yıldan 1542 yıla kadar, Murat Ongun için ise 287 yıldan 779 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Dava kapsamında daha önce bazı tahliyeler gerçekleşmiş olsa da dosyada halen 77 tutuklu sanık bulunuyor.
“Diktatör Erdoğan” paylaşımına dava: Savcılık, avukat takibini delil gösterdi
KADINLARIN GÜNDEMİ
19 saniyede iki kadın öldürüldü: Mahkeme neden “tasarlayarak” demedi?
Göksel: Rüyalar da şarkılar gibi
Murat Çepni: Örgütlü mücadelede ısrar en büyük gücümüzdür
Ercüment Akdeniz: Kardeşim Boro biraz da yeniden kardeşlik ihtimali