‘Demokratik Dönüşüm Konferansı’ ikinci gününde: Herkes kazanıyorsa Kürtler neden kazanmasın?
"İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı"nın ikinci gününde konuşan akademisyenler ve siyasetçiler, demokratikleşme, eşit yurttaşlık, kadınların kurucu rolü ve Kürt meselesinin çözümünü ele alıyor. Konuşmacılar, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında çoğulculuk, barış ve hukuki dönüşüm çağrısı yaptı.
İstanbul'da düzenlenen "İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı", ikinci gününde "İkinci Yüzyılda Ortak Gelecek" temasıyla devam etti.
CUMHURİYETİN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ KONFERANSI
Tuncer Bakırhan: Cumhuriyetin demokratikleşmesi ertelenemez
"Tekçi siyaset çoğul yapıyı hedef aldı"
İnsan hakları savunucusu Akın Birdal'ın moderatörlüğünü üstlendiği "Toplumdan Devlete Demokratikleşme İmkanları" başlıklı oturumda, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında demokratikleşme, Kürt meselesi, kadınların siyasal temsili ve yeni yurttaşlık anlayışı ele alındı.
Açılış konuşmasında Türkiye'de Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne ilişkin geçmiş fırsatların değerlendirilemediğini söyleyen Birdal, ülkenin uzun yıllardır merkeziyetçi ve güvenlikçi politikaların etkisi altında olduğunu belirtti.
Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nın ilk günü sona erdi
Sosyolog Prof. Dr. Şükrü Aslan, Cumhuriyet'in kuruluş dönemindeki nüfus verilerine işaret ederek Türkiye'nin çok dilli ve çok kültürlü toplumsal yapısına dikkat çekti.
1927 nüfus sayımında 20'den fazla anadilin kayıt altına alındığını hatırlatan Aslan, Kürtçe, Arapça, Ermenice, Rumca ve Arnavutça gibi dillerin ülkenin farklı bölgelerinde yaygın olarak konuşulduğunu söyledi. Aslan, "Yer isimlerinin değiştirilmesi ve anadiller üzerindeki baskılarla yüzleşmeden demokratikleşme eksik kalacaktır" diyerek geçmiş politikalarla yüzleşme çağrısında bulundu.
📜 İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı, ikinci gününde sürüyor.
— bianet (@bianet_org) June 14, 2026
👉 Akın Birdal’ın moderatörlüğünü üstlendiği “Toplumdan devlete demokratikleşme imkânları” oturumunda Şükrü Aslan, Ruşen Seydaoğlu, Mehmet Bekaroğlu ve Özgür Erol konuşmacı.
📸: Tuğçe… pic.twitter.com/clcnUr2rNQ
"Kadınlar kurucu özne olmalı"
"Demokrasinin, Barışın ve Özgürlüklerin İnşasında Kadınların Kurucu Rolü" başlıklı sunumunda konuşan Ruşen Seydaoğlu ise demokratikleşmenin kadın özgürlüğünden bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi.
Seydaoğlu, ulus-devletlerin ve ulus ötesi sermaye yapılarının yarattığı bürokratik sisteme karşı "Demokratik Kadın Konfederalizmi" önerisini gündeme getirerek, Kürt kadın hareketinin son yarım yüzyıldaki deneyimlerinin bu konuda önemli bir birikim sunduğunu belirtti.
Kalıcı barışın yalnızca çatışmasızlıkla sağlanamayacağını vurgulayan Seydaoğlu, "Kadınların karar alma süreçlerinde kurucu aktör olarak yer alması demokratikleşmenin temel koşullarından biridir" dedi.
CUMHURİYETİN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ KONFERANSI - III. OTURUM
“Kürt sorunu hukuktan ve demokrasiden vazgeçmemiş bir cumhuriyetle çözülebilir”
"Yeni bir yurttaşlık tanımına ihtiyaç var"
Eski milletvekili Mehmet Bekaroğlu da konuşmasında eşit yurttaşlık ve anayasal güvence konularına odaklandı.
Türkiye'de yaşayan herkesin haklarının anayasal güvence altına alınması gerektiğini söyleyen Bekaroğlu, bunun tek başına yeterli olmayacağını belirterek, "Farklı kimliklerin kendisini ait hissedebileceği yeni bir yurttaşlık tanımına ihtiyaç var" dedi.
Bekaroğlu, olası barış süreçlerinin yalnızca siyasi aktörler arasında değil, toplumun geniş kesimlerinde de karşılık bulması gerektiğini vurgulayarak, güven artırıcı adımların demokratikleşmenin ön koşullarından biri olduğunu söyledi.
📜 İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nın ikinci gününde konuşan İmralı Heyeti üyesi Faik Özgür Erol:
— bianet (@bianet_org) June 14, 2026
🗣️ “27 Şubat çağrısı, Cumhuriyet’e demokrasiyi, neredeyse 100 yıldır göze alınamayan bu olguyu, göze alma çağrısıydı.”
📹: Tuğçe Yılmaz pic.twitter.com/3BWr5flUEV
"Hukuki zemin oluşturulmalı"
Oturumun son konuşmacısı Özgür Erol ise Kürt meselesinin çözümüne ilişkin hukuki ve siyasal düzenlemelerin gerekliliğine dikkat çekti.
Kürt sorununun çözümünün hem Türkiye'nin demokratikleşmesi hem de bölgesel istikrar açısından belirleyici sonuçlar doğuracağını söyleyen Erol, Kürt siyasi hareketinin kriminalize edilmesinden vazgeçilmesi gerektiğini belirtti.
CUMHURİYETİN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ KONFERANSI
Veysi Aktaş: Çözüm, TBMM çatısı altında anayasal güvencelere dayanacak
Kalıcı bir çözüm için yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması gerektiğini ifade eden Erol, bir "Barış Yasası" çıkarılması önerisini gündeme getirdi.
Erol, "Herkes kazanıyorsa Kürtler neden kazanmasın?" sözleriyle Kürt meselesinin çözümünün tüm toplum açısından ortak bir kazanım yaratacağını savundu.
📜 İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nın ikinci gününde konuşan Kürt siyasetçi Ahmet Türk:
— bianet (@bianet_org) June 14, 2026
🗣️ “Kürtler ne istiyor, diyorlar. Ben kendimden örnek vermek istiyorum. Ben Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuydum. Ama kimliğim yok, dilim yok,… pic.twitter.com/oLEy1ozENJ
"Süreci bozan Kürtler olmayacak"
Konferans kapsamında konuşan siyasetçi Ahmet Türk ise geçmiş çözüm girişimlerine değinerek eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile yapılan bir görüşmeyi aktardı. Türk, Özal’ın Abdullah Öcalan’a iletilmek üzere verdiği mesajı şu sözlerle paylaştı:
“Gidip gitmeniz sizin takdirinizde. Ama giderseniz ona (Öcalan’a) şunu söyleyin; silahla çözüm olmaz. Demokratik siyaseti büyütmek lazım. Bir uzlaşı politikasını aramak lazım.”
Ahmet Türk, konuşmasında sürece ilişkin yaklaşımını ise “Süreci bozan Kürtler olmayacak. Sabırla izleyeceğiz” sözleriyle ifade etti.
(TY/NÖ)