'Cinsel saldırı faili tahliye edildi': Elçi Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sordu
İstanbul Esenyurt'ta 11 Haziran 2025’te cinsel saldırıya uğrayan E.Ö.'nün açtığı davada Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Y.Ş.'ye "nitelikli cinsel saldırı" suçundan 12 yıl hapis cezası vermiş ve bu karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) tarafından onanmıştı.
Ancak Yargıtay, sanık avukatının başvurusu üzerine dosyayı inceleyerek, dosyaya ulaşmasından sadece 18 gün sonra (22 Haziran 2026) mahkûmiyet kararını bozdu ve sanığın tahliyesine karar verdi.
Kararın ardından mağdur E.Ö.'nün tahliye kararını resmi tebligatla değil, sosyal medya üzerinden öğrendiği; bozma kararının üzerinden üç haftayı aşkın süre geçmesine rağmen gerekçeli kararın dosyaya işlenmediği ve mağdura tebliğ edilmediği kamuoyuna yansımıştı.
"Tahliyeyi sosyal medyadan öğrendi, tehdit edildi"
Soru önergesinde, dava sürecinde mağdur E.Ö.'nün yaşadığı travma nedeniyle 25 gün boyunca kapalı psikiyatri servisinde tedavi gördüğünü vurgulayan İstanbul Milletvekili Türkan Elçi; mağdurun sanık yakınları tarafından şikâyetini geri çekmesi için tehdit edildiğini ve aleyhindeki 27 kişi hakkında şikâyetçi olduğunu hatırlattı.
Elçi, kadına yönelik şiddet ve cinsel saldırı suçlarında mağdur haklarının ve adalete olan güvenin zedelendiğine dikkat çekerek Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten şu soruların yanıtını istedi:
*Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği ve İstinaf tarafından onanan 12 yıllık mahkûmiyet kararının, Yargıtay tarafından 18 gün gibi kısa bir sürede bozulmasının somut hukuki gerekçesi nedir ve aradan üç haftayı aşkın süre geçmesine rağmen bu gerekçe neden hâlâ dosyaya işlenmemiştir?
*Yargıtay'ın bozma kararına karşı mağdura tanınması gereken bilgilendirilme ve itiraz hakkı neden kullandırılmamıştır? Bu durum bir uygulama hatası mıdır, yoksa sistemik bir boşluktan mı kaynaklanmaktadır?
*Kadına yönelik şiddet ve cinsel saldırı suçlarında verilen tahliye kararlarının mağdura resen ve gecikmesiz bildirilmesini sağlayacak UYAP tabanlı bir bildirim mekanizması bulunmakta mıdır? Bulunmuyorsa bu yönde bir çalışma planlanmakta mıdır?
*Mağdurun dava süreci boyunca sanık yakınları tarafından tehdit edildiğine dair beyanları ve şikâyetleri hakkında ayrı bir soruşturma açılmış mıdır?
*Bu dosyada tespit edilen usul eksikliklerinin kadına yönelik şiddet davalarında adalete olan güveni zedelediği değerlendirilmekte midir? Bakanlık bünyesinde mağdur haklarının işleyişine dair bir iç denetim veya inceleme başlatılması düşünülmekte midir?
(EMK)