Büyüklüğü Zonguldak kadar: Son bir yılda 67 ilde 485 maden ihalesi
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, DEM Parti Grubu’nun “Süper İzin Yasası”nın etkilerinin ve idari süreçlerde yaşanan değişikliklerin araştırılması amacıyla verdiği Meclis araştırma önergesi üzerine konuştu.
YENİ Parti Grubu adına söz alan Rızvanoğlu, düzenlemenin kabul edildiği dönemde yapılan uyarıları hatırlatarak, yasanın yalnızca madencilik faaliyetlerini değil ormanları, meraları, zeytinlikleri, su kaynaklarını ve yaşam alanlarını da etkilediğini söyledi.
Yasa görüşülürken Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen yurttaşların, doğa savunucularının ve üreticilerin Meclis yakınındaki parkta günlerce nöbet tuttuğunu belirten Rızvanoğlu, “O insanlar yalnızca kendi köylerini değil, Türkiye’nin ortak geleceğini savunuyordu. Maalesef hep birlikte bir kez daha haklı çıktık” dedi.
Torbadan çıkanlar
“485 maden sahası ihaleye çıkarıldı”
Yasanın kabul edilmesinin ardından maden ruhsatlarında artış yaşandığını belirten Rızvanoğlu, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG) 317’nci grup ihale ilanına dikkat çekti.
67 ilde toplam 485 maden sahasının ihaleye çıkarıldığını ve ruhsat sahalarının toplam büyüklüğünün 318 bin 604 hektar olduğunu söyledi.
Bu alanın yaklaşık 446 bin futbol sahasına ve Zonguldak’ın yüzölçümüne karşılık geldiğini belirten Rızvanoğlu, şöyle konuştu:
“Yasanın daha birinci yılı dolmadan Türkiye mega maden ruhsatlarıyla adeta parsel parsel bölündü. Daha altı gün önce, tam da bu yasanın yıl dönümünde, 52 ilde 115 yeni maden sahasının ihalesine ilişkin karar yayımlandı.
Bu rakamlar iktidarın önceliğini açıkça gösteriyor. İktidar Türkiye'nin haritasına baktığında şehirleri, köyleri, ormanları görmüyor. Ruhsat sahaları görüyor. İhale numaraları görüyor."
“ÇED süreçleri formalite gibi işletiliyor”
Giresun’un Şebinkarahisar ilçesine bağlı Sökü köyü, Ordu’nun Aybastı ilçesi, Muş’un Varto ilçesi ve Akbelen’de yürütülen çevre mücadelelerini hatırlatan Rızvanoğlu, yurttaşların yaşam alanlarını, su kaynaklarını, ormanlarını ve geçim kaynaklarını korumaya çalıştığını söyledi.
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin şirketlerin önünü açan bir formaliteye dönüştürüldüğünü anlatan Rızvanoğlu, raporların “kes-kopyala-yapıştır” yöntemiyle hazırlandığını, halkın katılımı toplantılarının yurttaşlardan kaçırıldığını ve bilim insanlarının uyarılarının dikkate alınmadığını söyledi.
Yurttaşların maden projelerine ilişkin kararları yargıya taşıdığını ifade eden Rızvanoğlu, mahkeme kararları ve yargının uyarılarının da kimi zaman uygulanmadığını söyledi.
“Vatandaşa kalan çevre sürgünü”
Madencilik faaliyetleri için koruma statülerinin düşürüldüğünü ve acele kamulaştırma kararları çıkarıldığını belirten Rızvanoğlu, uygulamaların şirketlerin lehine yürütüldüğünü savundu. Şunları kaydetti:
"İktidar şirketlere sınırsız ayrıcalık sunuyor. Şirketler için kanun değiştiriliyor. Şirketler için koruma statüleri düşürülüyor. Şirketler için acele kamulaştırma kararları çıkarılıyor. Vatandaşa kalan ise mülksüzleştirme… Topraksızlaştırma… Yoksullaştırma… Ve sonunda çevre sürgünü. İşte biz bu hukuksuzca, dengesizce ve insafsızca yürütülen madenciliğe karşıyız."
YENİ Parti’nin “hukuksuz, dengesiz ve insafsız” şekilde yürütülen madencilik faaliyetlerine karşı olduğunu söyleyen Rızvanoğlu, ekolojik dengeyi esas alan yeni bir maden hukukunun oluşturulması gerektiğini belirtti. Ayrıca Türkiye’nin yeni bir çevre politikasına ihtiyacı olduğunu kaydetti.
DEM Parti Grubu’nun Meclis araştırma önergesini desteklediklerini açıkladı.
(HA)