Bu hafta biamag’da
Nalin Öztekin editörlüğünde hazırlanan bu haftaki biamag; Kadir İnanır’ın Yeşilçam’dan barış mücadelesine uzanan kültürel-politik mirasından hayvanların karar alma süreçlerinde özne olarak var edilmesi gerektiğini hatırlatan türler arası adalet tartışmasına, yapay zekânın işe alım süreçlerinde yeniden ürettiği ayrımcılıktan çocukların katılım hakkına, gazeteciliğin tanıklık ve ses olma hâlinden Beyrut’ta savaşın gündelik hayatla iç içe geçen izlerine uzanan yazı ve söyleşilerle geniş bir düşünce alanı açıyor.
Seçki; NATO Zirvesi nedeniyle Ankara’da kamusal hayatın askıya alınmasını, Diyarbakır’ın imar politikalarıyla dönüşen kent kimliğini, Deniz Göktaş’ın mizahı etrafında kurulan politik cesaret ve eşitlenme imkânlarını birlikte düşünmeye; sizleri hafıza, kent, hak, mizah, savaş, temsil ve özgürleşme üzerine yeniden bakmaya davet ediyor.
Özgür Erbaş, NATO toplantısı nedeniyle Ankara’da yaşanan güvenlik ablukasını, “önleyici tutuklama” halini ve kentin gündelik hayatının askıya alınışını absürd bir dille yazdı: “NATO nedeniyle kapalıyız, döner miyiz bilmiyoruz.”
Zeynep Altıok, Prof. Dr. Umut Tümay Arslan ile Kadir İnanır’ın Yeşilçam’dan barış mücadelesine uzanan kültürel-politik mirasını konuştu: “Kadirizmin tümüyle geride kalmasında oyuncu Jülide Kural’la birlikteliğinin, yol arkadaşlığının etkisi ihmal edilemez, sanıyorum”
Dr. Sinem Aydınlı, Melanie Challenger’ın hayvanları yalnızca temsil edilen varlıklar değil, karar alma süreçlerinde sesi duyulması gereken özneler olarak düşünmeye çağıran yazısını Türkçeye çevirdi: Hayvanların kendi adlarına konuşmasına izin vermek, “onları odaya ve müzakerelerin içine almak; kendi anlatılarımızın sesini kısmaya çalışıp yalnızca hayvanlarla birlikte oturmak ve gözlemlemek” anlamına gelir
Ali Deniz Kılıç, Deniz Göktaş’ın mizahının kendi çocukluk, mücadele ve hapishane deneyimlerinde nasıl yankılandığını yazdı: “Deniz Göktaş kurduğumuz hayalin az bulunan bir parçasıdır.”
Ecenaz Kaya, bianet’teki staj deneyimi üzerinden gazeteciliğin tanıklık, ses olma ve hak odaklı sorumluluk taşıma hâlini yazdı: “Bir nevi gazeteci taklidi yaptım, zamanla yaptığım şeyden emin olmaya başlayıp kendimi gazeteci gibi bile hissettim.”
Özgün Biçer, yapay zekâ sistemlerinin tarafsızlık iddiasını işe alım süreçlerindeki ayrımcılık örnekleri üzerinden tartıştı: “Eğer kararlara itiraz etmezsek yapay zekâ bizi görmeyecek; ama bunu kimse fark etmeyecek.”
Çağatay Turan Yıldırım, çocukların katılım hakkını sivil toplum deneyimleri üzerinden tartıştı; çocukların yalnızca hakkında karar alınan değil, karar süreçlerine dâhil olan hak özneleri olması gerektiğini yazdı: “Hiçbir hak diğer haklarla ikame edilemez ve her hak bir diğerinin temel taşı.”
Nesrin Karadağ, Deniz Göktaş’ın stand-up performansını mizahın politik eşitlenme, cesaret ve özgürleşme pratiği olarak taşıdığı imkânlar üzerinden yazdı: “Deniz Göktaş’ın gösterisi, bu ülkenin kurak kamusal alanına bırakılmış neşeli, bilinçli ve eşitlikçi bir tohumdur.”
Nazlıcan Karakoç, Beyrut’ta savaşın izlerini fotoğraflayan İmran’la “Ne Tirez Pas!” sergisini, savaşın gündelik hayatla yan yana var oluşunu ve Hizbullah tarafından gözaltına alınmasıyla yarım kalan tanıklığını konuştu: “Beyrut böyle canlı bir müze gibi. Yıllardır süren savaş ve çatışmalar, çeşitli İsrail saldırıları…”
Metin V. Bayrak, NATO Zirvesi nedeniyle Ankara’da kamusal hayatın askıya alınmasını, güvenlik politikaları ve kent hakkı bağlamında tartıştı: “Başkent yalnızca devletin vitrini değil, yurttaşın müşterek evidir.”
Şeyhmus Diken, Diyarbakır’ın imar politikalarıyla dönüşen kent kimliğini, güvenlikli sitelerden Kırklar Dağı’na uzanan rant ve katılım tartışmaları üzerinden yazdı: “Diyarbakır’ın yaşam alanlarıyla ilgili karar süreçlerinde daha cesur ve etkili politika üretmeye ihtiyaç var.”
Rosalino Levantino, Topp ikizlerinin müzik, mizah ve aktivizmi birleştiren mirasını, Jools Topp’u anma konseri ve “Untouchable Girls” belgeseli üzerinden yazdı: “İroni ve mizah bilhassa siyasi ve toplumsal eleştiri için ideal bir vektör oluşturuyor.”
Dinleme önerisi
(NÖ)