Bu hafta biamag’da
Tuğçe Yılmaz editörlüğünde hazırlanan bu haftaki biamag’da; hafızaya, iktidar ilişkilerine, hayvan haklarına, teknolojiye ve gündelik hayatın gözden kaçan alanlarına bakan haber ve yazılar öne çıkıyor.
Dijital çağda gözetim, dikkat ekonomisi ve yapay zekânın etkileri tartışılırken, sinema ve edebiyat metinleri yalnızlık, yabancılaşma ve dayanışma temalarını farklı açılardan ele alıyor.
Seydîxan Bozkır, Marx’ın ekoloji, göç, sömürgecilik ve toplumsal cinsiyet gibi bugün de merkezi olan meseleler açısından yeniden okunması gerektiğini savunuyor. Yazı, Marx’a dair az bilinen anekdotlara da yer veriyor: “Bu sıcak havalarda ruhunuza iyi gelecek birkaç Marx magazini de eklemek isterim.”
İbrahim Genç, Bülent Bilmez ve Cemal Taş’ın kaleme aldığı Dersim Kırımı Envanteri – Dokuz Örnek Vaka ve Mekan kitabı üzerine yazdı: “Tanıklıklar bölümü, şüphesiz kitabın en önemli bölümü. Çünkü anlatımlardan hem ortada örgütlü bir isyan olmadığı anlaşılıyor hem de yaşatılan vahşetin boyutları net bir şekilde ortaya konuluyor.”
Ecenaz Kaya, İstanbul’da gün geçtikçe popüler olan “cüce keçi” çiftlik ve kafelerinin hayvan hakları açısından ne anlama geldiğini haberleştirdi.
Ali Deniz Kılıç, dijital çağ, gözetim kapitalizmi ve dikkat ekonomisinin insanı nasıl yönlendirdiğini anlattı.
25 Haziran 2026’da tutuklanan gazeteci ve Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar’ın “Midemdeki kramplardan kim sorumlu şimdi?” yazısını, Kaos GL’nin izniyle yeniden yayımlıyoruz.
Gazeteci ve LGBTİ+ hak savunucusu Yıldız Tar tutuklandı
Zeynep Altıok, Dr. Öğr. Üyesi Esin Paça Cengiz ve sanat eleştirmeni-sosyolog Can Memiş ile yapay zekânın kolektif belleği nasıl dönüştürdüğünü, sunduğu olanakları ve beraberinde getirdiği riskleri konuştu.
Tuğçe Yılmaz, 1982 yılında Atacama Çölü’nde geçen Flamingonun Gizemli Bakışı filmi üzerine yazdı: “Travesti” gibi dövüşmek, savaşmak, hayatta kalmak.
Şeyhmus Diken, Diyarbakır’daki Süryani Kızlar Mektebi üzerinden bir halkın eğitim, yaşam ve göçle kaybolan hafızasını ve bu hafızanın yıllar sonra yeniden hatırlanmasını yazdı.
Nesrin Karadağ, Moda Sahnesi’nin yeni oyunu “blueScat” üzerine yazdı: “Oyun, bir asansörün içine sıkışmış iki insanın hikâyesi üzerinden korkunun, hafızanın ve algının nasıl çalıştığı üzerine oldukça katmanlı bir metin kuruyor.”
Arif Şentek, Yedikule (Selanik Eptapirgi ve İstanbul Yedikule) üzerinden çok katmanlı bir tarih ve müzik okuması yapıyor.
Norşin Öncel, Albert Camus’nün Yabancı romanındaki Meursault’un aslında “duygusuz bir karakter” değil, toplumun dayattığı anlamlara ve duygulara uymayan bir insan olması üzerine yazdı.
Özgür Erbaş, bu hafta da ok sembolü üzerinden bürokrasiyi tiye alıyor: “Bir katılımcı turistik seyahat için gittiği İtalya’da toplu ok satın almak istediğinde satıcının ‘Faşist misiniz? Biz faşistlere satış yapmıyoruz’ diyerek kendisini aşağıladığını, bu yaklaşımlara karşı ilgili kurumların girişimlerde bulunmasını arzu ettiğini söyledi.”
Dinleme önerisi ve bir ek
🏳️🌈🏳️⚧️Türkiye’de ve dünyanın her yerinde LGBTİ+’ların Onur Haftası kutlu olsun! Görünürlüğün, direncin ve birlikte var olmanın büyüdüğü günler çoğalsın.
(TY)