Beycin zirvesi Trump'ın istediği gibi bitmedi: Kopuş yok ama anlaşma da yok
ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'le zirve görüşmesi için dört gün süren Beycin ziyaretini büyük bir uzlaşma sağlamadan ancak ekonomik ve askerî gerilimin kontrolden çıkmasını önlemeyi amaçlayan yeni bir “istikrar çerçevesi” arayışıyla tamamlayarak ABD'ye döndü.
Trump, Şi Cinping’le Çin Komünist Partisi ve devlet liderliğinin yerleşkesi olan Zhongnanhai/Congnanhay'deki yaklaşık iki saatlik son görüşmenin ardından Beycin Havalimanı’na geçti. Burada Çin Dışişleri Bakanı ve Çin Komünist Partisi Merkez Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Wan Yi tarafından devlet protokolüyle uğurlandı.
Şi Cinping Trump’ı havalimanına kadar bizzat götürmedi. Çin diplomatik protokolünde bu bilinçli bir seviye ayarı olarak değerlendiriliyor. Çin Trump ziyaretini başarısız ya da soğuk göstermeden fakat “tarihî stratejik ortaklık” seviyesine de çıkarmadan sonuçlandırdığı mesajını veriyor.
Trump’ı Çin'e getiren ABD başkanlık uçağı Air Force One Beycin’den yerel saatle yaklaşık 16:30 (TSİ 12:30) dolayında havalandı.
Ziyaretin son gününde taraflar, Tayvan, ABD'nin yarı iletken ihraç ambargoları, İran savaşı sonrası enerji güvenliği, Güney Çin Denizi, yapay zekâ ve stratejik teknoloji konularında temel görüş ayrılıklarını korurken, doğrudan çatışma riskini azaltacak yeni diplomatik ve askerî iletişim mekanizmaları kurulacağını açıkladılar.
Trump: "ABD tek taraflı taviz vermeyecek", Şi: "Karşılıklı saygı olmadan stratejik istikrar kurulamaz"
Trump görüşmelerin ardından “Çin’le çatışma istemiyoruz ama Amerika artık tek taraflı taviz vermeyecek” derken, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise Büyük Halk Sarayı’ndaki kapanış görüşmesinde, “Karşılıklı saygı olmadan stratejik istikrar kurulamaz” vurgusunu öne çıkardı.
Zirvenin son oturumlarında en sert tartışma Tayvan konusunda yaşandı. Reuters’a göre Çin tarafı ABD’nin Tayvan’a yeni silah satışlarını, askerî eğitim desteğini, Pasifik’teki ortak tatbikatlarını “kırmızı çizgi ihlali” olarak gördüğünü gündeme taşıdı. Diplomatik kaynaklar görüşmelerde tonun zaman zaman “olağanüstü sertleştiğini” aktardı.
Trump ise kapanış basın toplantısında: “Tayvan konusunda statükonun zorla değiştirilmesine izin vermeyiz” dedi. Ancak önceki yıllardaki çıkışlarına göre daha dikkatli bir dil kullandı.
Washington Post’a göre ABD heyeti özellikle İran savaşı sonrası Çin’le tam boy bir ekonomik ve askerî kopuş riskini büyütmek istemediği için kontrollü bir dille konuşmayı tercih etti.
Ticaret savaşında “soğuk barış”
Taraflar ekonomik alanda da kapsamlı anlaşmaya ulaşamadı. Ancak, yeni gümrük tarifeleri şimdilik donduruldu, bazı teknoloji lisans görüşmeleri yeniden başlatıldı,enerji ve finans alanlarında çalışma grupları kurulması kararlaştırıldı.
Trump’a eşlik eden Nvidia'nın başındaki Jensen Huang ve diğer teknoloji şirketlerinin yöneticilerinin Çinli yetkililerle yaptığı temaslar özellikle dikkat çekti. Çin, ABD’nin ileri yapay zekâ çipleri üzerindeki ihracat kısıtlamalarının gevşetilmesini isterken, Washington nadir toprak elementleri, batarya hammaddeleri ve stratejik mineraller üzerindeki Çin baskısının azaltılmasını talep etti.
New York Times görüşmeleri “tam ekonomik ayrışma yerine kontrollü rekabet modeli”
olarak yorumladı.
Trump iç politikaya taşıyabileceği büyük bir “zafer” elde edemedi
Zirve sonunda Washington’daki temel tartışma Trump’ın bu geziyi 2026 ara seçimleri öncesinde güçlü bir dış politika başarısına dönüştürüp dönüştüremeyeceği eksenindeydi.
Trump, Beycin’de yaptığı açıklamalarda Çin’in yüzlerce Boeing uçağı satın alabileceğini ve ticarette “çok büyük ilerleme” sağlandığını söyledi. Ancak Associated Press’in aktardığına göre Trump’ın bu iddialarını ne Çin hükümeti ne de Boeing ayrıntılı biçimde doğruladı.
German Marshall Fund’dan Çin uzmanı Bonnie Glaser AP’ye yaptığı değerlendirmede: “Somut ve doğrulanabilir sonuçlar hâlâ sınırlı” dedi.
Reuters, da zirvenin ardından yayımladığı analizde Trump’ın görüntü, liderlerarası diplomasi ve gerilimi düşürme mesajı elde ettiğini; ancak seçmene kolayca anlatılabilecek ölçekte büyük ekonomik kazanımlar sağlayamadığını yazdı.
CSIS’in zirve değerlendirmesinde ise Çin’in temel hedefinin ABD ile ilişkileri istikrara bağlamak, Tayvan konusunda Washington’un tonunu yumuşatmak ve ekonomik kopuşu yavaşlatmak olduğu ve kapanış tablosunun Beycin açısından bu hedeflere daha yakın göründüğü belirtildi.
Le Monde'un yorumu “Bu kez gündemi belirleyen taraf Beyaz Saray değil Beycin’di” oldu.
İran savaşı Washington’u temkine itti
Birçok yorumcunun ortak vurgusu, İran savaşı sonrası Washington’un Çin’le eşzamanlı büyük kriz istemediği yönünde oldu.
Reuters’ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre petrol fiyatlarındaki oynaklık, Hürmüz Boğazı riski, küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlık ABD yönetimini daha kontrollü davranmaya itti.
Bu nedenle ABD heyeti özellikle son gün görüşmelerinde askerî kriz iletişim hattı, yanlış hesap risklerinin azaltılması ve Pasifik’te doğrudan çatışmanın önlenmesi başlıklarını öne çıkardı.
Brookings Institution’dan Patricia Kim, “Washington artık aynı anda hem İran’ı hem Çin’i tam ölçekli kriz eksenine taşımakta zorlanıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Şi “istikrar lideri”, Trump ise “zorunlu pazarlıkçı” görüntüsü verdi
Çin devlet medyası ziyaretin sonunda Şi Cinping’i “istikrar sağlayıcı devlet adamı”, “çok kutuplu düzenin savunucusu” olarak sunarken, Trump’ın ekonomik baskı politikasının sonuç vermediğini savundu.
Batılı yorumcuların önemli bölümü ise Trump’ın Beycin’e önceki dönemlerine göre daha dikkatli ve daha sınırlı manevra alanıyla geldiği görüşünde birleşti.
Buna karşın tarafların yeni Soğuk Savaşın kontrolden çıkmasını istemediği, ekonomik kopuşun maliyetinden çekindiği ve Pasifik’te doğrudan askerî çatışmayı ertelemeye çalıştığı değerlendirildi.
(AEK)