Trump Çin'de, görüşmeler bugün başlıyor
ABD Başkanı Donald Trump dünyanın kendi başlattığı askeri saldırılar, ticaret savaşları ve yapay zekâ teknolojilerine yönelik yasaklarla çalkalanmakta olduğu bir dönemde, bütün icraatının meşruiyetini onun önünü kesme iddiasına dayandırdığı Çin’in lideri Şi Cinping ile zirve görüşmesi için Beycin’e ulaştı.
Çarşamba akşam saatlerinde Çin başkentine inen Trump Çin yönetimince olağanüstü kategorisinde yüksek protokollü bir törenle karşılandı. Çin Devlet Başkan Yardımcısı Han Jeng’in Trump’ı hava limanında karşılaması, diplomatik gözlemcilerce “Beycin’in bu ziyarete verdiği stratejik önemin işareti” olarak yorumlandı.
Ziyaret, ABD ve İsrail'in İran ile yürüttüğü savaş ve bu çatışmanın bir sonucu olarak yükselen enflasyonun, Trump'ın başkan olarak ülkedeki popülaritesini yerle bir ettiği bir konjonktürde gerçekleşecek. Trump’ın başlıca amaçlarından birisi Çin’e daha fazla Amerikan gıda ürünü ve uçak satacağı anlaşmalar imzalayarak ABD’ye, yıl sonuna doğru gerçekleşecek ara seçimlerde değerlendireceği bir başarı öyküsüyle dönmek.
İran savaşı gölgesinde zirve
Ziyaretin en dikkat çekici yönü, Trump’ın Çin’e oldukça zayıfladığı bir uluslararası konumda gitmesi. Avrupa’nın önde gelen yayın organları Guardian ve Le Monde ve haber ajansı Reuters'ın yorumlarına göre, İran savaşı ABD ekonomisini zorladı, petrol fiyatlarını yükseltti, Trump’ın iç siyasi desteğini sarstı ve Washington’un askeri kaynaklarını tüketti.
Bu nedenle Trump’ın Beycin’de yalnızca ticari değil, aynı zamanda İran konusunda bir diplomatik başarı öyküsü yazmak üzere Çin’den destek aradığı değerlendiriliyor. Özellikle, İran petrolünün Çin tarafından satın alınmasının sınırlandırılması, Tahran’a diplomatik baskı uygulanması ve Hürmüz Boğazı krizinin kontrol altına alınmasının Trump’ın gündeminin merkezinde olacağı yorumlanıyor.
Ticaret savaşı “kontrollü ateşkese” dönüştü
Guardian, Trump yönetiminin, İran savaşının uzaması nedeniyle Çin’le “tam çatışma yerine kontrollü rekabet” çizgisine yaklaştığı görüşünde.
Zirvenin ikinci büyük başlığı ekonomi. ABD ve Çin arasında geçtiğimiz yıl başlayan sert gümrük vergileri savaşının ardından kırılgan bir ticaret ateşkesi kurulmuştu. Ancak, yapay zekâ, yarı iletkenler, nadir toprak elementleri, elektrikli araçlar, yüksek teknoloji ihracatı alanlarındaki gerilim sürüyor.
Trump’ın heyetinde SpaceX’in başındaki Elon Musk, Nvidia’nın başındaki Jensen Huang ve Apple'ın başındaki Tim Cook gibi teknoloji sermayesi kodamanlarının varlığı ziyaretin aynı zamanda büyük bir ekonomik pazarlık momentumu taşıdığını gösteriyor.
Trump Çin pazarının Amerikan şirketlerine daha fazla açılmasını istiyor. Çin ise ABD’nin Tayvan’a silah satışlarını azaltmasını, teknoloji ambargolarını gevşetmesini, yarı iletken kısıtlamalarını hafifletmesini talep ediyor.
Çin için en hassas dosya Tayvan
Zirve öncesinde çarşamba günü Beycin yönetimi Washington’u Tayvan konusunda açıkça uyardı.
Reuters’a göre Çin Savunma Bakanlığı çevreleri, “Tayvan’ın bağımsızlığına yönelik her türlü girişimin başını ezmeye hazır olduklarını” söyledi ve ABD silah satışlarının ilişkileri zehirlediğini belirtti.
Washington Post’a göre Trump’ın Tayvan konusunda daha yumuşak bir ton kullanmaya başlaması da ABD’deki Çin karşıtı çevreleri rahatsız ediyor. Bazı Cumhuriyetçi şahinler Trump’ın İran konusunda Çin'in desteğini almak için Tayvan konusunda taviz verebileceğinden kaygılı.
“Şi görüşmeye güçlü konumda başlıyor”
Birçok uluslararası yorumcu bu kez masaya daha güçlü oturan tarafın Çin olduğunda birleşiyor.
Le Monde’un yorumuna göre Şi Cinping ABD’nin İran savaşında yıpranmasını,enerji krizini ve Washington’un iç politik kırılganlığını stratejik avantaja dönüştürüyor.
Hong Kong Üniversitesi’nden Alejandro Reyes ise Reuters’a verdiği demeçte bunu daha açık bir dille ifade etti: “Trump’ın Çin’e ihtiyacı, Çin’in Trump’a ihtiyacından daha fazla.”
Buna karşın tarafların büyük bir uzlaşmadan çok “kriz yönetimi”ni hedeflediği belirtiliyor. CSIS ve Brookings gibi Washington merkezli düşünce kuruluşları, zirvenin temel amacının ekonomik kopuşu önlemek, İran krizinin kontrolden çıkmasını engellemek, Tayvan dosyasında doğrudan çatışma riskini azaltmak olduğunu değerlendiriyor.
(AEK)