Sitelerin güvenlik duvarları ve kuryelerin hak mücadelesi
İstanbul Ataşehir’deki Vedat Günyol Caddesi üzerinde bulunan Yakut Sitesi’nde yaşananlar, aslında Türkiye’de her gün binlerce moto kuryenin maruz kaldığı görünmez bariyerlerin, keyfi engellemelerin ve mekânsal dışlanmanın saniyeler içine sıkışmış bir özetiydi.
Sipariş getirdiği sitenin kapısında motorla içeri girmesi engellenen kurye arkadaşımız, siparişin arka kapıdan teslim alınması yönündeki makul talebi de reddedilince sorunu çözmek adına müşterinin uzaktan kumanda ile açtığı kapıdan içeri girdi.
Teslimatı gerçekleştirip binadan çıktığı anda ise sitenin kapısında anlamsız bir agresiflikle, ağır küfürlerle karşılaştı. Küfürle de yetinilmeyip ekmek teknesi olan motosikletine tekme atılarak zarar verildi.
Kuryenin "Müşteri açtı kapıyı" diyerek durumu son derece sakin bir şekilde izah etmeye çalışmasına rağmen yükselen o şiddet, kask kamerası sayesinde dijital dünyaya sızdığı anda haklı bir tepki dalgası başlattı.
Sitenin kapıları kimlere kapanıyor?
Bugün lüks siteler, rezidanslar ve korunaklı gettolar, üst-orta sınıfın kent içinde kendisini sterilize ettiği, kamusal alanları ve sokakları bariyerlerle kapatarak adeta özerk bölgeler ilan ettiği birer kentsel ayrışma odağı haline gelmiş durumda.
Bu mekânlarda muazzam bir sınıfsal çelişki işliyor: İçeride yaşayanlar her türlü hava koşulunda kapılarına ucuz, hızlı ve konforlu bir hizmetin gelmesini istiyorlar; ancak o hizmeti üreten bedeni, o hizmeti taşıyan motorun sesini ve onun temsil ettiği sınıfsal gerçekliği kendi steril alanlarında görmek istemiyorlar.
Kurye, o yapay estetiği bozan bir unsur gibi kodlanıyor. Oysa kuryeler tehlike değil, kent yaşamını ayakta tutan temel ihtiyaçları taşıyor. Moto kuryeler adli sicil belgeleriyle, yasal denetimler altında bu hizmeti yürütürken; asıl sorgulanması gereken, kamusal sokakları kapısına kapı koyarak kapatan bu sitelerin ne kadar yasal olduğudur.
Emekçileri karşı karşıya getiren düzen ve sınıf kardeşliği
Bu olayda en çok dikkat edilmesi ve üzerinde durulması gereken nokta, iki güvencesiz emek grubunun karşı karşıya getirilmesiyse de kuryelerin buradaki sağduyulu duruşudur. Saldırıyı gerçekleştiren ve sonradan site danışmanı olduğu belirtilen kişiler de tıpkı kuryeler gibi bu taşeron, esnek ve güvencesiz çalışma düzeninin birer parçasıdır.
Sistem, mülk sahiplerinin koyduğu kuralları uygulamakla yükümlü olan, kendileri de ağır mobbing altında çalışan site, AVM ya da rezidans çalışanlarını, başka bir emekçiye karşı baskı aygıtı olarak kullanabiliyor.
Ancak kuryelerin hedefi hiçbir zaman kendileri gibi ekmek parası peşinde olan diğer emekçiler değildir. Nitekim olayın ardından Kurye Haber sayfasına başka bir site güvenlik görevlisinden gelen şu mesaj, tam da bu ortak sömürü zeminini ifşa ediyor:
"Ben de güvenlik görevlisiyim, ben de ekmek parası kazanıyorum kurye kardeşlerim de. Ama o güvenliğin tavırlarından utanıyorum. Öyleleri yüzünden bizlerin de adı lekeleniyor. İkimizin de işi zor, bizler de mobbing içindeyiz, sizler de. Bir olmalıyız ama işte böyleleri yüzünden birleşemiyoruz."
Bu ses, kuryelerin yürüttüğü mücadelenin site çalışanlarına karşı değil; emekçileri birbirine kırdıran, onları mülk sahipleri adına birer zorba haline getiren o sisteme ve site yönetimlerinin keyfi kurallarına karşı olduğunun en büyük kanıtıdır.
Dijital iletişimden sahadaki kolektif tepkiye
Bu gönderiyi Instagram'da gör
Platform kapitalizminin "esnaf kurye" modeline mahkûm ettiği işçiler, yan yana gelmeleri, örgütlenmeleri engellenen bir yapıda çalışıyorlar.
Telefonlarındaki uygulamanın hız baskısı ile sitelerin yavaşlatıcı kapı bürokrasisi arasında sıkışan kuryeler, bu yalnızlığı kendi kurdukları iletişim ağlarıyla aşıyorlar.
Kurye Haber mecrası, kask kameraları ve WhatsApp grupları; bu düzende işçilerin birbirinin sesini duyduğu birer ortak alana dönüşüyor. Görüntünün yayılmasıyla birlikte başlayan hızlı süreç, Kurye Haber üzerinden karakol önündeki şikayet takibine, oradan da ertesi gün site kapısında bir kitle gücüne evrildi.
Buradaki en değerli unsur, tepkinin fevri bir protestoculukla ya da çevreye zarar veren bir öfkeye dönüşmemesi, sürecin baştan sona hukuki ve kurumsal meşruiyet zemininde yürütülmesidir. Ertesi gün site önünde toplanan yüzlerce kurye, kentin hayat akışını bozmadan, trafiği felç etmeden ve çevre halkını rahatsız etmeden son derece disiplinli bir şekilde sesini yükseltti.
Heyet görüşmesi ve 24 saatte gelen sonuç
Sadece kapıda durup ses çıkarmakla yetinilmeyerek doğrudan inisiyatif alındı. Kurye Hakları Derneği, Moto Kurye İşçileri Derneği ve Kurye Haber temsilcilerinden oluşan bir heyet kuruldu. En önemlisi de bu heyetin içinde, henüz 24 saat önce kapıda hakarete uğrayan 21 yaşındaki o genç kurye arkadaşımızın bizzat kendisi de yer aldı. İşçi, kendi hakkını arayan masanın doğrudan öznesi oldu. Sahadaki kararlı kitle gücü ve karakoldaki hukuki meşruiyet, site yönetimini geri adım atmak zorunda bıraktı.
Yapılan görüşme neticesinde site yönetimi ve müdürü, doğrudan saldırıya uğrayan kurye arkadaşımızdan ve heyetten resmen özür diledi. Saldırgan şahısların site danışmanı olduğunu belirterek, mülk sahibinin kurumsal sorumluluğunu kabul ettiler ve bu kişiler hakkında idari soruşturma başlatılarak işten çıkarıldıklarını bildirdiler. Görüşmenin ardından site önünde toplanan meslektaşlarına başından geçenleri anlatan genç kurye, birlik olmanın hayati önemine dikkat çekerek dayanışmanın gücünü selamladı.
Tepkisellikten hak temelli dijital haritaya: Engelsiz teslimat

Ataşehir Yakut Sitesi’nde kazanılan bu hızlı netice, anlık bir öfke patlamasından ya da fevri bir tepkisellikten ibaret değil. Aksine moto kuryeler, sitelerin ve rezidansların ürettiği bu keyfi bariyerlere karşı uzun süredir örgütlü, sistemli ve hak temelli bir mücadeleyi büyütüyor. Türkiye’nin çeşitli illerinden moto kuryelerin ve gönüllü akademisyenlerin ortak emeğiyle yürütülen "Engelsiz Teslimat" kampanyası, bu kalıcı mücadelenin en somut adımı.
Kuryeler, kendilerine kapatılan kapıları ve mekânsal dışlanmayı aşmak için kurdukları engelsizkurye.com web platformu üzerinden Türkiye genelinde bir dijital ihbar haritası işletiyor. Sorun yaşanan siteler, rezidanslar ve AVM'ler bu harita üzerinde tek tek pinlenerek veri tabanına işleniyor, maruz kalınan keyfi kurallar kamusallaştırılıyor. Platform bünyesinde barındırılan hukuki rehber ise sahada benzer baskılarla, mobbinglerle karşılaşan kuryelere ne yapacaklarını, haklarını nasıl savunacaklarını gösteren kolektif bir pusula görevi görüyor.
Bu mücadelenin yeni nesil ve dijital niteliğini pekiştiren en önemli boyut ise sadece basit bir haritalandırma ile yetinilmemesidir. Kurye Haber ve diğer kurye sayfalarında sitelerle ilgili yayınlanan haberlerin altındaki yüzlerce yorum, kuryelerin dijital mecralardaki sesleri, duygu ve düşünceleri, yaşadıkları yapısal sorunlar ve getirdikleri çözüm önerileri tek tek inceleniyor, kayıt altına alınıyor ve raporlaştırılarak analiz ediliyor.
Dolayısıyla kuryeler, platform kapitalizminin kendilerini atomize etme çabasına karşı, interneti ve sosyal medyanın tüm teknolojik araçlarını entelektüel ve kolektif birer mücadele aygıtına dönüştüren yeni nesil birer dijital özne olarak hareket ediyor. Yakut Sitesi önünde yükselen o kararlı duruş, bu haritada pinlenen ve yorumlarda analiz edilen her bir haksızlığa karşı biriken sistemli bilincin sokağa yansıyan bir halkasıdır.
Gazapizm'in şarkısında geçtiği gibi; "Alışmak da yol savaşmak da yol.”
24 saat gibi kısa bir sürede karakoldan site idaresinin masasına uzanan bu hak arama süreci; sendikasız ve yalnız bırakılmak istenen yeni nesil işçi sınıfının, kendi iletişim kanallarını doğru kullanarak ortak bir irade örgütlediğinde nasıl somut sonuçlar alabileceğinin sade bir örneğidir.
Kuryeler Ataşehir'de sadece bir arkadaşlarını yalnız bırakmamakla kalmadılar; sitelerin kurduğu o keyfi duvarların ardındaki kurumsal muhataplara, emeğin ve dayanışmanın yan yana geldiğinde neleri değiştirebileceğini gösterdiler.
(MÇ/HA)
Köstebek yuvası şehirler: Belediye ihmalleri kuryeleri öldürüyor
Mevzuat kağıt üstünde, ihlal ekranlarda: Getir yasak dinlemiyor
Site kapılarında gasp edilen çalışma hakkı: “Biz tehlike değil, ihtiyaç taşıyoruz"
Bostancı’da hayalet bisiklet: Trafikte adalet için kolektif bir hafıza
Pazar izni için başlayan isyan: HepsiJet kuryeleri nasıl kazandı?