Silahların susmasından, düzenin değişmesine
Gerhard Johann David von Scharnhorst, 12 Kasım 1755’te Hannover Eyaleti’ne bağlı Bordenau köyünde, soylu olmayan bir köylü ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Askeri tarih sahnesinde kazandığı muharebelerden öte, yıkılmış bir devleti ve çökmüş bir orduyu entelektüel, yapısal ve sosyo-politik temellerinden sıyırarak yeniden inşa etmesiyle tanınan bir asker ve reformcudur.
Prusya, 1806 yılında Jena-Auerstedt muharebelerinde Napolyon orduları karşısında feci yenilir. Bu çöküşün ardından Askeri Yeniden Yapılanma Komisyonu’nun başına getirilen Scharnhorst, eski sistemin tamamen tasfiye edilmesi gerektiğini anlamış ve Prusya askeri stratejisini baştan aşağı yenilemiş. Taktiksel düzeyde, katı çizgisel piyade hatlarının yerini, esnek hareket edebilen, engebeli arazilerde bağımsız inisiyatif kullanabilen avcı erlerinin ve derin taarruz kolonlarının almasını sağlamış. Sadece taktikleri değil, ordunun organizasyonel yapısını da değiştirerek piyade, süvari ve topçu unsurlarının organik olarak birleştirildiği, kendi kendine yetebilen karma tugay ve tümen sistemini getirmiş. Subaylık meselesini hepten değiştirmiş. Askeri ceza sisteminde insan onurunu ayaklar altına alan kırbaçlama ve bedensel cezaları yasaklamış. Bunun ötesinde, Scharnhorst’un stratejik tarihe en büyük katkılarından biri modern Genelkurmay sistemini kurumsal bir yapı olarak merkeze yerleştirmesidir. Eski düzende savaş, tek bir monarkın veya komutanın “dehasına” bağımlıyken, Scharnhorst operasyonel planlamayı, istihbaratı ve lojistiği yönetecek, ortak bir entelektüel eğitimden geçmiş profesyonel bir kurmay aklı inşa etti. Bugün modern orduların kullandığı altyapıların büyük bölümü varlığını bu isme borçlu.
Kendisinin adını daha çok strateji kitaplarında görüyoruz. Scharnhorst, aynı zamanda dünyaca ünlü düşünür ve savaş stratejisti Carl von Clausewitz’ın da hocası.
Askeri kısmını bir kenara bırakalım. Asıl değinmek istediğim kısmı başka.
Savaş ve barış
Siyaseten Scharnhorst’un başardığı en büyük iş, askeri gücün silahlarla sağlanamayacağı gerçeğini ifade etmesi ve göstermesidir. Devletin sosyo-politik yapısından beslendiğini kanıtlaması ve bu doğrultuda tarihe mâl olacak kurumsal adımlar atmasıdır. Tarihe geçen en büyük öngörüsü, Fransız Devrimi ordularının kazandığı zaferlerin ardındaki sırrın teknolojik veya taktiksel olmadığını; asıl gücün “siyasal devrim” ve bu devrimin kitleleri mobilize etme yeteneği olduğunu fark etmesidir.
Savaşa ve barışa dair analizleri ilginçtir.
Savaş analizlerinde Scharnhorst, determinist ve “savaşçı uluslar” efsanesini kategorik olarak reddeder. Ona göre Kuzey halklarının veya Güney halklarının gösterdiği cesaret, genetik veya iklimsel değil, tamamen içinde bulundukları sosyo-politik yapıların ve kurumların bir sonucudur. Savaşa dair salt geometrik ve matematiksel kuramları eleştirmiş; savaşın her iki tarafın iradesini dayatmaya çalıştığı, belirsizlik, kaos ve sürtünme ile dolu dinamik bir süreç olduğunu vurgulamış. Askeri yazılarında bunları ifade etmiş.
Barışa dair çözümlemeleri ise modern kriz yönetimi ve stratejik sabır için önemlidir. Scharnhorst, barışı statik bir eylemsizlik ya da salt yenilginin kabullenilmesi olarak görmemiş; onu, gelecekteki kaçınılmaz çatışmalar için entelektüel ve yapısal bir “yenilenme” evresi olarak tanımlamıştır. “Her şey barışın koşullarına bağlıdır; zira barış, Avrupa’nın yeniden canlanması için ilk koşuldur” diyerek bu stratejik vizyonunu özetlemiş.
Bir asker olarak Scharnhorst’un temel çıkarımı barış teorisi kurmak değildi elbette, fakat kriz ve geçiş dönemi çıkarımları bugün bizi de ilgilendiren güncel kısımlardır.
Barış zamanlarını, devletin kendisini yeniden kuracağı bir yenilenme zamanı olarak görmesi bu anlamda önemlidir. Devlet kendini nasıl kurar? Demokrasi ve hukuk ile.
Scharnhorst’u çağdaşlarından ayıran kısım sanırım şudur; yenilgiden sonra birkaç taktik düzeltmeyle yetinmeyip, eski ordunun aristokratik, baskıcı ve kapalı yapısını değiştirmeye yönelmesi. Biz de bugün eski düzeni, dili, hukuk ve bürokrasiyi düzeltmeye çalışıyoruz.
Scharnhorst’un dar-duygusal ve fevri çıkışları, örgütlenmenin düşmanı görmesi de ilginç. Bu anlamda “stratejik sabra” vurgu yapar. Scharnhorst’un savaşı bir kişi aklından çıkarıp, kurumsal akla bağlamasına benzer şekilde bugün de barış tek partinin, tek kimliğin eline bırakılamaz. Barış, herkesindir.
Scharnhorst’un tezlerinin bir varyantı şöyle yeniden kurulabilir. Eşit yurttaşlığa dayanmayan bir siyasî topluluktan, toplumsal bütünlüğü güçlü bir savunma aklı çıkmaz…
Günün sonunda, asıl ders, büyük krizlerden ancak zihniyet, kurum ve toplumsal sözleşme birlikte değiştirilirse çıkılabileceğidir. 19. yüzyılda savaş ve barışa dair bu ilginç, net çıkarımlar var. Ve ilginçtir bugün de aynı bağlamları tartışıyoruz. Silahların sustuğu, hukukun değiştiği ve devlet-toplum ilişkisinin yenilendiği bir talep var.
Bu anlamda barış ile devlet de kendini yeniden kurabilmeli, buna cesaret etmeli; yoksa bu barış değil, Scharnhorst’un eleştirdiği siyasi oyalamaya girer. (SB/TY)
NATO 3.0 ve hayatın askerileştirilmesi
Şakayı şaka olarak okuyamayan bir rejim, başka neyi doğru okuyabilir?
Siyasetin kirliliği, politikanın zorunluluğu
Kapitalizm krizde, Marx mesaide
Kürtlerin Hudeybiyesi yaşanır mı?