Barışa giden yolda bir durak: Çerçeve Yasa
Özgürlüğe giden bu uzun yolu yürüdüm. Durmamaya çalıştım; bu uzun yol boyunca yanlış adımlar attım. Fakat bu yolda keşfettiğim sır insanın büyük bir tepeye tırmandıktan sonra yalnızca tırmanılacak daha çok tepe olduğunu fark ettiği oldu. Burada bir süreliğine dinlenmek, etrafımı saran harika manzaraya biraz bakmak, arkama dönüp geldiğim mesafeye bakmak için durdum. Ancak yalnızca kısa bir süreliğine dinlenebilirim çünkü özgürlük beraberindeki sorumluluklarla geliyor ve özgürlüğüm için yürümem gereken uzun yol henüz bitmediğinden geç kalmayı göze alamam.
Nelson Mandela’nın Özgürlüğe Giden Uzun Yol[1] başlıklı otobiyografisi bu şekilde sonlanıyor. Geçen hafta Çerçeve Yasa’nın içeriğini öğrendiğimizde aklıma Mandela’nın bu sözleri geldi. Mandela’nın bu sözleri, Güney Afrika bakımından sürecin resmî olarak tamamlanmasının ardından sarf edilmiyor. Kitaptaki anlatı, Mandela’nın 27 yılın ardından hapisten çıktığı gün bitiyor.
Bu paragraf, Mandela’nın ya da halkının ona seslendiği ismiyle Madiba’nın yaşamını ve mücadelesini bir nevi özetliyor. Nihayetinde Madiba, on yıllar süren çatışmaya dair müzakereleri, barışa giden yolun bir anda tamamlanmayacağını bilerek yürütüyor ve ülkesinde çatışmayı sonlandırıyor.
Güney Afrika’da barış inşası ise bugün bile sürüyor.
Kalıcı barışa giden yolun uzun sürdüğünün Öcalan da farkında. Nitekim İmralı Heyeti’nin, Öcalan ile yaptığı görüşmeye istinaden 3 Ağustos’ta yaptığı açıklama “Bin kilometrelik yol bir adımla başlar” sözleriyle başlıyor. Öcalan’ın bu değerlendirmesi, yasayı bir başlangıç ve uzun bir yolun ilk adımı olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Yasaya dair eleştiriler, görüşler
TBMM’de kabul edilerek yasalaşan metne ilişkin birçok eleştiri yapılabilir ve yapılıyor. Sürecin uzun olması ve çok sayıda yasal düzenleme gerektiren niteliği aşikâr.
Bu bakımdan TBMM’de kabul edilen yasa, barışa giden yolda bir duraktır.
Taslak açıklandığında İnsan Hakları Derneği (İHD) olarak yedi maddeden görüşlerimizi kamuoyuyla paylaştık. Sürecin zamana yayılmasını önleyecek tedbirlerin ve suç tarihi ile tipi bakımından yapılan ayrımların, barışa giden yolu kısaltmaya katkı sunacağını ifade ettik. Başta barış talep ettiği için üniversitelerden koparılan Barış Akademisyenleri olmak üzere, ihraç edilen kamu personelinin de yasa da yer alması gerektiğini belirttik.
Sürece açıktan muhalif olanların eleştirileri maalesef daha çok çözüme dair bir öneri sunmuyor. Bu gibi eleştirilere dair en genel yorumum, hak ihlallerinin devam etmesine yol açma riski barındırmalarıdır. Nihayetinde, tüm eksikliklerine rağmen sürecin devam etmesi çatışmalı ortamdan evladır. Cicero’nun da dediği gibi: “En kötü barış, en haklı savaştan iyidir.”
Böylesi eleştiriler sadece sürece muhalif olanlar tarafından yapılmıyor.
Örneğin, Hareket Yönetimi imzasıyla yapılan açıklamada, “Bu yasa ciddi hata ve yetersizlikler taşımaktadır. Meclis komisyonunun hazırladığı raporda demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü doğrultusundaki önerileri bu rapora yansıtılmamıştır” değerlendirmesi yapılıyor. Kürt sorununun çözümüne dair eksiklikler barındırdığına dikkat çeken açıklama “yasanın bir başlangıç” olduğunu vurguluyor.
Yasaya yöneltilen kimi eleştiriler ise sürecin geneliyle ilgili, daha geniş bir çerçeveden yapılıyor. Eleştiriler, iktidarın hak ihlallerine yol açan genel politikalarına dair değerlendirmeler de içeriyor.
Eleştirel bakış
Yasanın tek başına barışı getirmeyeceğini bilerek hareket etmemiz gerekiyor. Bu noktada, gerek Çerçeve Yasa’ya gerekse sürece ilişkin eleştirel bir bakış açısını muhafaza etmek iyidir.
Eleştirel bakış, barış sürecindeki yasalarla demokrasi, hukukun üstünlüğü, haklar ve özgürlükler alanındaki ilerlemelerin paralel gitmesini sağlayabilecek bir tutumdur.
Yasadan beklenti: Uygulama
Yasalar önemlidir ancak etkili ve doğru bir biçimde uygulanmaları daha da önemlidir. Sıkça dile getirildiği üzere, örneğin Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Can Atalay vb. kişilerin tahliyesi için yasal değişikliğe dahi ihtiyaç bulunmuyor. Benzer şekilde, hasta mahpusların tahliyesinin önünde yasal değil, idari engeller bulunuyor.
Yasanın nasıl yorumlandığına ve günlük yaşama nasıl etki ettiğine bakmamız gerekiyor. Çerçeve Yasa’nın uygulanmasındaki izleme kurulları, insan hakları örgütlerinin ve barış alanında çalışan uzmanların katılımına açık olmalı. Sadece barış çalışması yürütenlere ek olarak, bu alanda sözü ve politikası olan barolar, meslek örgütleri, sendikalar, kadın, gençlik, LGBTİ+ ve çevre örgütleri de sürece anlamlı bir biçimde katkı sunabilmelidir.
Bu nedenle İHD açıklamamızda, izleme komisyonunun siyasi ve sivil katılıma açık olmasının sürece olan güveni artıracağını vurguladık.
Benzeri bir görüş, Barış Vakfı’nın TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a hitaben yazdığı mektupta da belirtiliyor. Barış Vakfı’nın mektubundaki ilgili bölüm şu şekilde: “İzleme Komisyonunun oluşturulması ve çalışmalarının yürütülmesi aşamalarında, çatışma çözümü ve barış inşası alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının bilgi, deneyim ve önerilerinden yararlanılmasını ve bu kuruluşların sürece anlamlı ve etkin biçimde katılımının sağlanmasını öneriyoruz.”
İHD ve Barış Vakfı açıklamalarının da vurguladığı üzere, sivil toplum örgütlerinin anlamlı ve etkili katılımı sürece esaslı katkı sunacaktır.
Süreçten beklenti: Barış ve demokratikleşme
Özünde bir insan hakları ve demokrasi konusu olan Kürt meselesine yönelik, on yıllarca süren güvenlik temelli politikalar derin tahribatlara yol açtı. Milyonlarca insanı doğrudan etkileyen ve toplumun genelini ilgilendiren böylesi köklü bir meseleyi tek yasayla çözmek ne mümkün ne de gerçekçi.
Siyasal, ekonomik, kültürel, hukuki vb. birçok katmandan oluşan Kürt meselesinin çözümünde esas faktör siyasi iradedir. Meselenin ehemmiyeti nedeniyle, siyasi iradenin izleyeceği politikaların ve atacağı adımların yakından izlenmesi gereklidir.
Bu bakımdan, yasa metnine dair eleştirilerde demokrasi, hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, toplumsal cinsiyet, işçi hakları vb. alanlarda uzun süredir yaşanan sorunları gündemde tutmak kritik önemdedir.
Barışa ulaşmak için
Barışın yolu uzundur.
Barışa ulaşmak, yolda karşılaşılan tıkanma ve engelleri aşacak siyasi irade ve manevra kabiliyeti gerektiriyor. Zira barışa ulaşmak, uzun soluklu bir mücadele ve program gerektiriyor.
Barışın uzun yolunda kılavuz, insan hakları ve özgürlükleridir.
Barışa giden uzun yolda yürümeye devam.
Dipnot:
[1] Nelson Mandela, Özgürlüğe Giden Uzun Yol, Çev. Osman İşçi, Alfa Yayınları, 2025, 680 sayfa.
(Oİ/VC)
BTK, İHD'nin kadın hakları raporlarının kaldırılmasını talep etti
Gazze’deki ölümleri durdurabiliriz
Demokrasinin turnusol kağıdı: Sendikal haklar ve KESK’in mücadelesi
İHD 40 yaşında | Hak ihlallerine karşı 40 yıllık mücadele
Ankara'da NATO Zirvesi, Türkiye'de hak ihlalleri