"Altmış milyondan çok…"
İthaf sayfasında böyle bir cümle yazan romanı elime aldığımda konusu hakkında bir fikrim vardı. En azından almış milyonun anlamını biliyordum. Altmış milyon; kölelik düzeninin canını aldığı insan sayısı, tahmini. Sethe’nin ölen (öldürdüğü) isimsiz çocuğu gibi, adları bilinmeyen ama sevilen milyonlarca kişi…
Bu yazıda size çok acı verecek bir romandan söz edeceğim. Hazırlıklı olun. Çok uzun zamandır listemde olan bu romana başlarken; içimi burkan, acıtan insan hikayeleri okumaya kendimi hazırlamıştım, yine de aralar vermem, soluklanmam, yüreğime çöken kasveti dağıtmam gereken zamanlar oldu.
Hatta bir ara şunu bile düşündüm: Acaba daha sonraya mı ertelesem bu okumayı? Benim iç sıkıntılarım bir yana ülke gündemi var bir de! Tamam kölelik çok önemli bir mesele ama gündem hukuksuzluğa karşı çok haklı bir hak arayışına evrilirken benim geçmişte kalmış (!) bir konu üzerine okuma yapmamın zamanı mı?
Evet tam zamanıymış!
Bu yazıda size acının yanı sıra içinizdeki umudu yeşertecek bir romandan söz edeceğim: Sevilen.
Bu roman üzerine bambaşka bir yazı yazabilirdim -muhtemelen başka bir zaman okusaydım öyle olacaktı- ancak Denver’ın gençliğin, değişimin, umudun temsilcisi olduğunu anladığım an her şey değişti. O an roman benim için bambaşka bir boyut kazandı, her bir karakterin günümüz toplumunda kime denk geldiğini çözdüm kendimce ve bu romanda ben dünü değil, bugünü okudum.
Kölelik sadece renkle mi ilgili?
Sevilen’de otoritenin simgelerinden biri “Beyaz Adam” figürü. Beyaz sahip, siyahları insandan saymaz hiçbir zaman. Onun efendiliği birilerinin köle olmasına bağlı. Daha önce de yazmıştım; günümüzde kölelik ten renginden daha öte bir mesele. Sistem insanları türlü bahanelerle sadece fiziksel olarak değil, zihinsel olarak da köleleştiriyor. Sevilen’de bu cümleler yazmıyor olabilir ama ben hepsini bu romanda okudum. Anlatacağım.
"124, kinle doluydu. Bir bebeğin zehriyle. Bunu evdeki kadınlar da biliyordu, çocuklar da. Yıllarca herkes bu kine kendince katlandı, ama 1873 yılında arda kalan kurbanlar yalnızca Sethe ile kızı Denver’dı."
Romanın ilk cümleleri… Başlangıçta bir bilmece gibi gelen bu sözler, sayfalar ilerledikçe tek tek çözüldü: 1873 yılının Ohio’sunda geçen, ancak sık sık 1850’lere ve Amerikan İç Savaşı öncesine gidip gelen bu roman üzerinden sadece geçmişi değil günümüzü okudum, apaçık.
Bir belgeselin masala dönüşmesi
Orijinal adı Beloved olan Sevilen, Nobel ödüllü yazar Toni Morrison’a Pulitzer kazandıran romanı. Bir yanda acımasız gerçekler diğer yanda büyülü bir atmosfer, doğaüstü detaylar. Bir belgeselin üzerine kurulmuş bir masal gibi…
Konuyu kısaca özetlemek zor ama deneyeceğim: Tek kelimelik özeti; Sethe adında bir kadının geçmişiyle hesaplaması.
Biraz daha açarsam Sevilen’in konusu şöyle: Sethe köle olarak çalıştığı Sweet Home çiftliğinden kaçarak özgürlüğüne kavuşmuş gibi görünse de geçmiş onun peşini bırakmıyor. Evden kaçmış iki oğlunu saymazsak elinde kalan tek çocuğu Denver ile 124’te yaşamaya çalışıyor. Sethe’nin en büyük travması acı çekmesin diye en küçük çocuğunu kendi elleriyle öldürmüş olması. Ve sonra bir gün “Sevilen” adında genç bir kadın çıkageliyor, Sethe ile Denver’ın hayatının tam ortasına yerleşiyor.
Acıyı hissedeceğiniz kesin ancak anlamın içindeki anlamı bulmak için Sevilen’i bugünden geçmişe bakarak değil de geçmişten bugüne bakarak okumanızı önereceğim. Bunu yaptığınızda Sevilen’in bir kadının, bir ailenin etrafında travma, bellek, özgürlük gibi temalar üzerinden otoriter sistemler altında yaşayan topluklarla doğrudan ilişkili olduğunu göreceksiniz. Sevilen’in her karakterinin günümüzde bir karşılığı var çünkü…
Sethe: Otorite kurbanı halkın simgesi
Romanın ana karakteri Sethe; günümüzün travmatize edilmiş halklarının bizzat kendisi. Kölelikten kurtulmuş, fiziksel olarak. Ancak özgürlüğünü kazandıktan sonra bile zihinsel olarak bir türlü özgürleşemiyor. Baskıcı sistemin doğrudan kurbanı olmayan insanların nesilden nesile aktarılan korkularının kaynağı gibi bir karakter Sethe. Hem toplumsal hafızamız hem de korkularımız.
Görmediğimiz darbelerin, çekmediğimiz işkencelerin, yaşamadığımız soykırımların, geçmişin gölgesinde, otorite baskısıyla bastırılmış halkların temsilcisi Sethe. Otoriter rejimlerin toplumu nasıl baskı altına aldığını, bireyi nasıl sindirdiğini ve belleği nasıl kontrol ettiğini gözümüze sokan Sethe, köleler ve efendiler arasındaki mücadelenin bitti denilince bitmediğini anlatıyor.
Köleliğin, anneliğin, kadın olmanın yükünü sırtlanan Sethe’nin, tüm zorlu şartlara rağmen ayakta kalışına da dikkat! Onun hikayesi bir hayatta kalma mücadelesi… Onun hikayesi, dayanıklılığın ve direnmenin azmi…
Sevilen: Unutulmak istenen geçmişin hayaleti
Genç bir kadın olarak ortaya çıkan Sevilen (Beloved) ölen isimsiz bebeğin reenkarne olmuş hali olarak yorumlanıyor pek çok çözümlemede. Sethe’nin öldürdüğü kızının bir şekilde bedenlenmiş şekli. 124’ün kayıp 3’ü. Bu gizemli karakter, unutulmak istenen geçmişin hayaleti.
Köleliğin ve onun yaşattığı, onun ardında bıraktığı travmanın somutlaşmış hali olan Sevilen, geçmişin acılarının, kapanmayan yaralarının sembolü. Unutulanların, unutturulmak istenilenlerin sesi… Onun varlığı, birden ortaya çıkışı; unutmanın değil yüzleşmenin önemini anlatıyor bize.
Biliyoruz ki sistem unutmaktan yanadır, unutturmaya çalışır çok şeyi. Kendine uydurulmuş bir tarih yazmakta pek maharetli olan otoriter rejimler, kendi isteği dışında başka bir şey hatırlanmasın ister, gerçeği manipüle eder. Yasaklar, kayıplar, susturulan, silinen hikayeler… Tarih bunlarla dolu.
Ama Sevilen bir gün çıkagelir. Tıpkı Sethe’nin zihnine musallat olan kızı gibi, geçmişin hayaletleri peşimizi bırakmaz.
Hayaletleri kızdırmak olmaz! Onları dinlemek, anlamak, bizi bağışlamaları için elimizden geleni yapmak gerekir. Bunu yapmak çok zor değil aslında. Basit bir yolu var: Geçmişle yüzleşmek ve geçmişin hatalarını kabul etmek…
Denver: Gençlik, umut ve direniş
Romanın ana karakteri Sethe, romana adını veren Sevilen. Beni en çok etkileyen, içimdeki kasveti umuda, yılgınlığı direnişe, karanlığı aydınlığa çeviren ise Denver. Bence bu romanın gizli kahramanı Denver.
Çünkü Denver, bizzat yaşamadığı halde geçmişin acıları ve korkuları ile büyütülüyor. Düşünün kölelikten kaçmış Sethe’nin elinde kalan tek çocuğu ve 124 numaralı lanetli bir evde doğmuş. Geçmişin isli, küflü kokusunun sindiği bir ortamda var olmaya çalışıyor.
Annesi Sethe'nin geçmişinden kaynaklanan derin acılar, evin içindeki kasvet Denver’in büyüme sürecini doğrudan etkiliyor. Toplumdan izole bir şekilde büyüyor, dış dünyayla ilişkisi oldukça sınırlı. Bu izolasyon, onu hem kırılgan hem de hayal gücü geniş biri haline getiriyor.
Denver bana ‘apolitikler, benciller, hiçbir şeyle ilgilenmiyorlar’ diye eleştirilen gençleri hatırlatıyor. Tarih boyunca bir önceki kuşak tarafından hiçbir zaman beğenilmeyen, ancak her zaman umudu yeşertmeyi, tarihin akışını değiştirmeyi başaran gençleri…
Bireysel kimlik arayışı ve yolunu bulma çabası
Denver yeni nesil. Geçmiş üzerine bir kabus gibi çökse bile geleceğe umutla bakan gençliğin ta kendisi. Denver aynı zamanda kimlik arayışımızın da bir yansıması. Denver'ın hikayesi, onun bireysel kimlik arayışını ve kendi yolunu bulma çabasını anlatırken gençliğin idealizmini de sembolize ediyor.
Denver romanın yeniden şekillenen en önemli karakteri diyebilirim. Geçmişin acıları elbette onun ruhsal gelişimini olumsuz yönde etkiliyor: Sürekli bir korku ve belirsiz içinde yaşamak zorunda.
Ancak Denver, kendisine yüklenen role sığmıyor. İlerleyen bölümlerde önemli bir değişim gösteriyor, sorunlarla başa çıkmada aktif bir rol oynamaya başlıyor. Annesi Sethe'nin sağlığı kötüleştiğinde, Sevilen’in varlığı evin dengesini tehdit ettiğinde Denver, pasif bir gözlemci olmaktan çıkıyor ve sorumluluk almaya başlar.
Romanda daha pek çok karakter var ve hepsinin günümüz toplumunda bir karşılığı bulunuyor. Ancak Denver, içinde bulunduğumuz dönem itibariyle olsa gerek, benim için en önemli karaktere dönüşüyor. Denver gençliği, simgeliyor ve içimdeki umudu yeniden filizlendiriyor. Ben nedenlerimi sıralayayım, siz anlayın.
Denver gençliği, gençliğin itici gücünü hatırlatıyor.
Denver direnci ve dayanıklılığı gösteriyor.
Denver değişimin kendisi, yenilenme potansiyelini ispatlıyor.
Denver anlamlı bağlar kurmanın önemini anlatıyor.
Denver geçmişin geleceği esir almasına direniyor.
Evet çoğu kez gençlik kırılgan bir izlenim veriyor, ancak sadece romanlar değil tarih de gösteriyor ki gençlik direncin, dayanıklılığın, umudun, değişimin ta kendisi. Belki de dünyadaki varoluşumuzun en kritik evresi…
Boyları uzar, yaşları ilerler ama çocuk çocuktur!
“Yetişkin sözcüğü bir anne için hiçbir anlam taşımaz. Çocuk çocuktur. Boyları uzar, yaşları ilerler, ama büyümek, olgunlaşmak? Bu ne anlama geliyor. Yüreğimde hiçbir anlamı yok.”
“Bazen yolun aşağısına doğru yürürken bir ses duyarsın ya da bir devinim görürsün. Duru bir biçimde apaçık. Ve bunun kendi uydurduğun bir şey olduğunu kafandaki bir imge olduğunu düşünürsün. Ama değildir. Aslında bir başkasına ait olan, bir başkasının anmakta olduğu bir anıya çarpmışsındır.”
Sevilen’de altını çizeceğiniz o kadar çok cümle var ki. Tarihler değişse de çağlar boyunca ayrı anlamı taşıyan…
İşte bu hikayenin, karakterlerin, alt metnin üzerine Morrison'ın bu zengin ve şiirsel dilini koyduğunuzda Sevilen’in tüm dünyada neden çok sevildiğini anlamak mümkün. Püren Özgören çevirisi ile Sel Yayıncılık tarafından yayımlanan Sevilen, Türkiye’de de değerini bulan romanlardan biri. Benim okuduğum 13. baskısıydı, isterim ki yeni baskılara ulaşsın.
Romanın epigrafı İncil’in Romalılar bölümünün 9:25 ayeti. Kitabın başlangıcı bu yazının sonu olsun. Nasılsa tüm hikayeler başladığı yere varmıyor mu?
"Onlara halkım diyeceğim
ki benim halkım değillerdi;
ona da sevilen,
oysa hiç sevilmedi."
Künye
Kitap ismi: Sevilen
Özgün adı: Beloved
Yazar: Toni Morrison
Sayfa Sayısı: 312
Yayınevi: Sel Yayıncılık
Genel yayın yönetmeni: Bilge Sancı
Çeviren: Püren Özgören
Editör: Melisa Kesmez
Kapak tasarımı: Gülay Tunç
Sayfa sayısı: 312
Özgün dili: İngilizce
Basım tarihi: Ocak 2016
(NK/HA)