Yüksekova’da öldürülen Sürmi İnce dosyası AİHM’ye taşındı
Sürmi İnce, Hakkâri’nin Yüksekova ilçesine bağlı Büyükçiftlik beldesinde 18 Temmuz 2016’da tarlada çalışan yakınlarına kahvaltı götürdüğü sırada zırhlı araçtan açılan ateş sonucu yaşamını yitirdi. Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararı vermediği dosya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındı.
Aile adına başvuruyu hazırlayan avukat Emrah Baran, AİHM’ye sundukları ek beyan metninde yaşam hakkının maddi ve usul boyutuyla ihlal edildiğini, ayrıca ayrımcı saik ihtimalinin araştırılmadığını savundu.
Ek beyan metninde, İnce’nin ölümüne neden olan güç kullanımının “mutlak gereklilik” ve “orantılılık” koşullarını taşımadığı belirtildi. Başvurucular, olay yerinde herhangi bir çatışma bulunmadığını, İnce ve yanındakilerin silahsız ve sivil olduklarının açıkça görülebilir durumda olduğunu ifade etti.
Olay günü Hasan İnce, İsmail İnce ve Ahmet İnce tarlada çalışıyordu. Sürmi İnce ise kızı, gelini ve küçük torunuyla birlikte aile bireylerine kahvaltı götürdüğü sırada olay yerindeydi. Ek beyanda, zırhlı araçtan açılan ateşin “uyarı ateşi” ya da “sekme” olarak açıklanamayacağı savunuldu.
“Ölümcül güç zorunlu değildi”
Başvurucular, güvenlik güçlerinin karşısında silahlı bir saldırı grubu değil, gündelik yaşamını sürdüren siviller bulunduğunu belirtti. Buna rağmen sivillerin güvenli şekilde uzaklaştırılmadığını, kimlik tespiti yapılmadığını, güvenli koridor oluşturulmadığını ve ölüm riskini azaltacak tedbirlerin alınmadığını ileri sürdü.
Ek beyan metninde, olayın yalnızca ateş eden personelin eylemiyle sınırlı değerlendirilemeyeceği; operasyonun planlanması, sevk ve idaresi ile emir-komuta zincirinin de incelenmesi gerektiği vurgulandı.
Zırhlı araçtan açılan ateşle öldürülen Sürmi İnce için AYM’den ihlal kararı çıkmadı
Etkili soruşturma yapılmadığı iddiası
Başvurucular, ölümün ardından yürütülen soruşturma ve kovuşturma sürecinin bağımsız, tarafsız ve etkili olmadığını savundu.
Ek beyanda, olay yerinde yeterli inceleme yapılmadığı, delillerin eksik toplandığı ve başvurucuların taleplerinin karşılanmadığı belirtildi. Başvurucular, olaydan 14 gün sonra kendileri ve vekilleri tarafından olay yerinden mermi çekirdekleri ile boş kovanlar toplanarak soruşturma makamlarına sunulduğunu aktardı.
Olay yerinde bulunan bazı askerî personelin ifadelerinin bağlı oldukları karakolda “bilgi veren” sıfatıyla alındığı, bunun da soruşturmanın bağımsızlığına gölge düşürdüğü belirtildi.
Keşif ve bilirkişi talepleri reddedildi
Baran, yargılama sürecinde olay yerinde keşif yapılmasını, zırhlı araçlara ait kamera ve ses kayıtlarının incelenmesini, telsiz ve HTS kayıtlarının araştırılmasını, balistik rapor alınmasını ve askerî uzmanlardan kusur raporu istenmesini talep ettiklerini belirtti.
Ek beyana göre bu talepler, olay yerindeki mesafe, görüş açısı, arazi yapısı, merminin sekip sekmediği ve zırhlı araç kamerasının sivilleri ayırt edip edemeyeceği gibi kritik noktaların aydınlatılması açısından önem taşıyordu. Başvurucular, bu deliller toplanmadan hüküm kurulmasının etkili soruşturma yükümlülüğünü ihlal ettiğini savundu.
SÜRMİ İNCE DAVASI
Katledilen Sürmi'nin oğlu: Fail ödüllendirildi, cezasızlık ortaya çıktı
“Sorumluluk tek kişiye indirildi”
Dosyada zırhlı araçtaki silahı kullanan asker A.D. hakkında ceza yargılaması yürütüldü. A.D., “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 yıl 10 ay 20 gün hapis cezasına mahkûm edildi.
Baran ise ölüm olayının yalnızca A.D.’nin eylemine indirgenmesinin cezasızlık sonucuna yol açtığını ileri sürdü. Ek beyanda, olayın askerî bir operasyon sırasında gerçekleştiği, olay yerinde araç komutanları, karakol komutanı ve diğer personelin de bulunduğu, ancak bu kişilerin sorumluluklarının etkili biçimde araştırılmadığı belirtildi.
Başvuruculara göre yaşam hakkı dosyalarında yalnızca bir mahkûmiyet kararı verilmesi yeterli değil. Yargılamanın, ölümün gerçek koşullarını ortaya çıkarması, bütün sorumluları belirlemesi ve benzer ihlalleri önleyecek ölçüde caydırıcı olması gerekiyor.
Kürt illerinde çocuk ölümleri: "Şiddet biçim değiştirerek sürüyor"
Ayrımcılık yasağı da başvuru konusu
Başvurucular, AİHM başvurusunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesiyle bağlantılı olarak ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. maddesinin de ihlal edildiğini savundu.
Ek beyanda, Sürmi İnce’nin ölümünün yalnızca münferit bir olay olarak ele alınamayacağı, olayın meydana geldiği bölgesel ve toplumsal bağlamın da değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Başvurucular, bölgede zırhlı araçlardan açılan ateş sonucu sivillerin yaşamını yitirdiği başka olaylara dikkat çekerek, soruşturma makamlarının ayrımcı saik ihtimalini araştırmadığını ileri sürdü.
Ne olmuştu?
Sürmi İnce, 18 Temmuz 2016’da Hakkâri’nin Yüksekova ilçesine bağlı Büyükçiftlik beldesinde zırhlı araçtan açılan ateş sonucu ağır yaralandı.
Eşinin de aralarında bulunduğu yakınları tarafından bir kamyonetle Yüksekova Devlet Hastanesi'ne kaldırılan 55 yaşındaki İnce, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı.
12 çocuk annesi İnce'nin öldürülmesiyle ilgili askerlerden A.D. tutuklanmış ancak 25 Temmuz 2016'da serbest bırakılmıştı. Ardından Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı, emri veren karakol komutanı ve emrindeki 9 askeri personel hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti.
Açılan davada "bilinçli taksirle öldürme" suçundan 4 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan Dalgıran'a mahkeme heyeti "iyi hal" uygulayarak, cezayı 3 yıl 10 ay 20 güne indirmişti.
İstinaf mahkemesi, sanık A.D.'ye verilen cezayı "fazla" bulmuştu. İstinaf, sanık Dalgıran'a 4 yıl ceza vermiş, "iyi hal" uygulayarak 3 yıl 4 aya indirmişti. İstinaf sürecinde A.D'nin Denizli'de halen görev yaptığı ortaya çıkmıştı.
Avukatlar karara karşı hem Yargıtay hem AYM'ye başvurmuştu.
Anayasa Mahkemesi, Sürmi İnce’nin ölümüne ilişkin bireysel başvuruda yaşam hakkı yönünden ihlal kararı vermedi. AYM kararının ardından dosya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındı.
(NÖ)