Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında gündemi değerlenirdi.
Konuşmasının öne çıkan başlığında Bakırhan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a çağrıda bulundu. Çocukların güvenliği ve gençlerin geleceği için Meclis’te ortak bir siyasal zemin kurulması gerektiğini belirten Bakırhan, hükümet-muhalefet ayrımı yapılmaksızın tüm siyasi parti liderlerinin bir araya getirilmesini istedi.
“Bu masa ülkenin vicdan masası olmalıdır” diyen Bakırhan, çocuklar söz konusu olduğunda bütün siyasetin ortak sorumluluk alması gerektiğini vurguladı.

'Gemlik Yürüyüşü' sona erdi: "Demokratik ve barışçıl çözüm kaçınılmaz"
"Yusuf Tekin istifa etmeli"
Bakırhan, saldırıların arka planında toplumsal çözülme bulunduğunu savunarak eğitim sisteminden ekonomik krize kadar birçok başlıkta iktidarı eleştirdi. Okulların aileler açısından güvenli alan olmaktan çıktığını söyleyen Bakırhan, eğitim sistemini “tek tipçi, rekabetçi ve piyasa odaklı” sözleriyle hedef aldı. Çocukların giderek daha ağır sosyal risklerle karşı karşıya kaldığını belirten Bakırhan, şiddetin normalleştiğini ve güvensizliğin büyüdüğünü ifade etti.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i de eleştiren Bakırhan, yaşanan tablo karşısında siyasi sorumluluk mekanizmasının işletilmesi gerektiğini savundu. Dünyadaki benzer olayları hatırlatan Bakırhan, Tekin’in sorumluluğu üstlenerek istifa etmesi gerektiğini söyledi.

Ayşegül Doğan: Gelecek savaşta değil, barışta ve demokraside
"Alın terimizin hakkını o meydanlarda haykırmalıyız"
Bakırhan ayrıca, 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin dosyanın 6 yıl sonra yeniden açılmasını “önemli bir gelişme” olarak değerlendirdi. "Gülistan bir kişi değil, bir sorudur. 6 yıldır bu ülkenin vicdanına sorulan ve cevabı alınamayan bir sorudur" diyen Bakırhan varsa ihmali ve örtbası bulunan herkesin ortaya çıkarılması ve yargı önüne çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Bakırhan konuşmasını 1 Mayıs çağrısı ile sonlandırdı:
"Bugün bunları yaşıyoruz ama dimdik ayaktayız, umutluyuz, moralliyiz. Emin olun, bunları değiştireceğiz. Çaresiz değiliz. Bu ülkenin gadre uğramış bütün kesimleri bir arada olursak, birlikte olursak emin olun çözemeyeceğimiz sorun yoktur. Zaten en korktukları da odur: gadre uğrayanların bir arada, birlikte mücadelesidir. İnşallah bunu birlikte başaracağız. 8 Mart’ta kadınlar özgürlük iradelerini, 21 Mart’ta Kürtler barış iradelerini Newroz meydanlarında ortaya koydu. Şimdi önümüzde 1 Mayıs var. İşçiler, yoksullar, ezilenler olarak hepimiz eşitlik taleplerimizi, alın terimizin hakkını o meydanlarda haykırmalıyız."
(NÖ)

